Herkese selammm Kasım ayının son gününden , son bir haftamı güzelleştiren bir kitaptan bahsedeceğim. Arda Erel'in sarsıntı kitabını yorumlamaya geldim. Öncelikle bu kitabı okumamı sağlayan @elif_kygl na beni bukadar iyi tanıdığı için ve seçimlerinin çok iyi olduğu için teşekkür etmek…devamıHerkese selammm
Kasım ayının son gününden , son bir haftamı güzelleştiren bir kitaptan bahsedeceğim. Arda Erel'in sarsıntı kitabını yorumlamaya geldim.
Öncelikle bu kitabı okumamı sağlayan @elif_kygl na beni bukadar iyi tanıdığı için ve seçimlerinin çok iyi olduğu için teşekkür etmek isterim. Okulda otobüste evde elimden düşürmediğim bir kitap oldu ve ben kitaplara bu kadar bağlanan bir insan değilim çok fazla şey anlamama neden oldu da diyebiliriz...
Gel gelelim kitaba
Kitabın yazarı yani Arda Erel ile bu kitap sayesinde tanımış oldum. Ve bu kitabın bir erkek elinden, kadın ağzında yazılması çok hoşuma gitti. Zamanımıza bakınca kadın şiddetleri tecavüzleri derken bir erkeğin bunun ciddiyetle farkında olup bir kadını bütün içtenliğiyle anlamasının mutluluğunu yaşadığımı söyleyebilirim.
Ana karakterimiz Derin kendisi yetimhanede en yakın arkadaşı Lidya ile büyümüş bir psikolog.
Kendi hayatında kendi ilişkilerinde yaşadığı sorunlardan tutun danışanların sorunlarına kadar.
Aslında kitabın çok sadece ve anlaşılır dili var. Bu dili toplumun ve benliğinizin farkındalık duygusu öne katarak kullanması çok güzeldi.
En başta Ece, haber spikeri olan kadın , bisexsüel oğlan ..... Bu bireylerin kendi içlerinde ne hissettiklerini okumak...
Bu kitaptan tek çıkardığım (ve bence çıkarmamız gereken) Derin'in hayatı veya yaşadıkları olmadı. Derin bir psikolog ve ona ihtiyaç duyan insanların neler yaşayarak ona ihtiyaç duymaları.
Aslında her insan kendi ile uğraşsa ve başkasına karışmasa insanlara saygıyla yaklaşsa dünyada herkes çok mutlu olabilirdi diye düşünüyorum.
Kitapta dediklerimin yanında hoşuma gitmeyen iki şey oldu ;
İlki Aşk kavramını psikolog danışan ilişkisi olarak alması. Fazlasıyla güven kırıcı olduğunu düşünüyorum.
Diyeri ise Derin'in "hiç" kelimesini kullandığı yerlerde hep sorguladım. Anlamsız geldiğini hissettirdi sanki bana nasıl anlatsam bilemiyorum. Neyse sonuç olarak tamamen benim kişisel yargılayışım.
Kitapta klişeler var mıydı tabi ki de vardı yada dahası can alıcı ters köşeler 🙉🙊🙈
🎶 'Bazen cümleye ama kelimesi girince , sanki öncesinde dediklerini boşa dinlemiş gibi hissediyorum. Çünkü o "ama" dan sonra gelenler hep daha çok anlam taşırdı.'
Kitapta en sevdiğim cümle bu oldu acayip haklı bir yargı ama ama ama ama .....
🎶 "O ortamda bir yanlış varsa, o hiç bir zaman tek taraflı olmaz"
🎶Kopmalıyız iş işten geçmeden
Alışkanlık betermiş hepsinden
Korkuyorum her biten günden
Hayatı çok rutin olarak ilerleyen biri olarak bu söz insana bir cesaret veriyor bence Ajda Pekkan 🤌🤌. Bu satırları okuyunca hayat sanki bana zaman geçiyor , geçen zamanı nasıl değerlendiriyorsun ? Diye soruyor resmen.
👁️👁️
🎶 "Zaten duymak istediklerimizi duymak için bir ömür harcamıyor muyuz?" Kitaptaki en sevdiğim cümle oldu. Hayatı öylesine yaşamak isteyen biri değilim. Bu hayat benim ise önemli bir yerim olması gerekiyor ve olucak da. Hangimiz unutulmak için yaşıyoruz ? Yani ne bilim hayatıma baktıklarında ne boş beleş insanmış demek yerine vay ve neler neler yaşamış dolu dolu denmesini tercih ederim ve bunun için yaşıyorum. Bunun için yaşamıyor muyuz ?
Kitabı okurken çok klasikten gelicek belki ama sınırları zorlamak için "keşke" kelimesini kelime hazinemden çıkarma kararı aldım. Ne kadar çok keşke dersek okadar çok içimizde kalır yaşama arzumuz.
(Ve elinizden geldiği kadar uygulamaya çalışın stresli bir insan olarak hayatı içinden geldiği gibi yaşamayı öğretiyor )
Fazlasıyla uzuuun bir yazı oldu buraya kadar okuduysanız eğer teşekkur ederim 😋
Buna benzer sade bir dili olan kitap biliyorsanız eğer benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum .
8\10