Spoiler içeriyor
The Menu (2022) - Mark Mylod The Menu, Will Tracy tarafından orijinal bir senaryoya sahip olmasıyla birlikte Mark Mylod tarafından yönetilmiş bir filmdir. Bana göre vasat bir film. Bunun nedenlerini şu şekilde açıklayabilirim; Saf realite sunarak başlayıp ardından yersiz abartıya…devamıThe Menu (2022) - Mark Mylod
The Menu, Will Tracy tarafından orijinal bir senaryoya sahip olmasıyla birlikte Mark Mylod tarafından yönetilmiş bir filmdir.
Bana göre vasat bir film. Bunun nedenlerini şu şekilde açıklayabilirim; Saf realite sunarak başlayıp ardından yersiz abartıya kaçılması, birçok detayı atlayıp sadece fikir empozesi gerçekleştirilmesi ve besin kültürü üzerinden sistemi eleştireyim derken eleştirdiği şeyin parçası olmasıydı. Yani kısaca eski 'tüketim kültürünü' özleyen şefin bu 'aşırılıklar' çağında ayakta duramayıp elenmesini konu edinen fakat bunu yaparken, kendisinin de tabiri ile 'yemek yapma isteksizliğine' sebebiyet doğuran birbirinden farklı kitleleri de yanında götürme çabasını izliyoruz.
Yirmi birinci yüzyıldayız, teknolojik gelişmeler ile birlikte her sektör kendi bağlamında değişime ayak uydurmaya çalışıyor. Dolayısıyla yemek sektöründe de aşçılar kendi çaplarında bu sektörü şekillendiriyorlar. Yani filmde eleştirilen bu alengirli tüketim kitlesi işin sadece bir parçası. Diğer yandan şeflerin kendileri de artık bu döngüyü sürdüyorlar ki çeliştikleri nokta bu. Örneğin ülkemizde bugün Nusret ve türevleri besin ile oynuyor, besin üzerinde eksantrik hale bürünüyor ve temel aşçı kavramının dışına çıkıyorlar. Çünkü günümüz tüketicilerinin neye tav olacaklarını biliyorlar. Gözlemlendiğinde besin kültürünün ne kadar yozlaştığı dile getirilebilir fakat kimse eski 'çizburger' aşçılarını, yemeğin paket edilmesini veya nezih tüketim ortamları için adam öldürmüyor abi.
Filmin çeliştiği nokta burası. Aşırı şekilde eskiye özlem duyuluyor ki nefret ediyorum bu tutumdan.. bireylerin dönemsel geçişler dolayısıyla hayatlarında dengesizlik olması ve buna ayak uyduramadıkları için 'yeniyi' eleştirmesi kadar bayat bi şey olamaz. Bu insanların bugünü, bizim eskimiz oluyor. İşte bunlardan dolayı bu film, üstü örtülmüş ve bencilce yazılmış senaryonun sistem 'eleştirisi' kılıfına sokularak sunulmasıdır.
Filmde şefin bu düzeni sanatıyla geliştirmesi lanse edilebilirken(ki zaten her yemeği entelektüel açıklamalar ile süslüyor bu adam. Bundan dolayı bu şefin kitlesi seçkin bireylerden oluşan ve duyduğu 'özlemi' giderebilen bireyler olabilirdi.) her şeyi yok etmeyi amaçlaması, tabii ki olmazsa olmaz bu tür senayoların 'mindfuck' yapıya bürünme çabasıyla açıklanabilir. Çünkü 'gizemli' olan şey sürükleyicidir ve izleyici bu sürecin akışını sorgulamadan devam ettirir. Filmin altmetinde ne anlattığı bir noktadan sonra önemsizleşmeye başlar ve sadece akışın büyüleyici seyrine kapılıverilir. Mesela izleyici film bazında düşünmez, şefin orada yaptığı eleştirilerin hiçbir anlamının olmadığını bilmez. Şef orada kitlesini yok ediyor, peki neden ders verme amacı güdüyor bu adam? Verdiği şeyin dışarıya bir katkısı olmayacaksa? Çünkü bu şefin karakteristik özelliklerini, egoist ve aşırı tamahkar yapıya bürüyerek özgürleştirdiklerini zannediyorlar. Halbuki kendisini de yok etmesiyle birlikte diğerlerinden farkının olmadığını görüyoruz. Yukarıda da bahsettiğim gibi o da bu düzenin bir parçası ve kaçmak için tüm bu tiyatrovari anlatımı seçiyor.
Biraz da adada yemek yemeye giden karakterlerin yapılarını inceleyelim. İlk olarak ana mercekte gözlemlediğimiz yemek gurmesi gibi gözüken fakat gerisin geri bir ilgi alanına bağlanmışlığın ve dogmatikliğin sembolü Tyler karakteri var. Bu karakter ilk ölçekte ne kadar realize edilmiş şekilde sunulsa dahi filmin ilerleyen safhalarında aşırıya kaçılmış bir abartıya ve hatta fantastik bir izlenime doğru evrildi. Yemek ve aşçılık hakkındaki fikirlerini abartılı şekilde dile getirmesi her ne kadar fanatikliğini ortaya çıkarsa dahi entelektüel geçmişi olduğu verisini de sunuyordu. Fakat bir noktadan sonra bilgisinin sınırlı, damak tadı kıvamının 'açlıkla' örtüştüğü ve 'an'dan zevk almayıp mahfetmeye çalıştığını gözlemledik. Bu karakter neden bu şekilde bir değişime uğradı? Çünkü filmin her zerresinde olduğu gibi Tyler karakterini de bir 'eleştiri' unsuru olarak sunmaya çalışmışlar. Bu adam günümüzün popülerite meraklılarını ve fanatiklerini simgeliyor. Her yemeğin fotoğrafını çekme isteği ve ilgi alanına duyduğu aşırı bağ, bugün sosyal medyayı hunharca kullanan bireylerin özellikleri ile örtüşüyor. Fakat şefin Tyler'a uyguladığı muamele, bir aşçı gibi mutfakta bir anda mücadele etmesini istemesi ve bunu bir ders niteliğinde görmesi aşırı ahmakçaydı. Aynen kanka oraya müşteri olarak gelmiş ve bir kaç yemeğe yorum yapabildi diye(ki teori ile pratik bambaşka şeydir.) profesyonel aşçıların gibi Tyler'ın mutfakta bir şeyler yapmasını bekle, aptallık ve ötesi...
Bir diğer filmin üzerlerinden boş eleştiri yaptığı karakterler olan yaşlı çift ile film yıldızı ve menejeri. Yani oradaki karakterleri ve ana temayı besin üzerinden şekillendirip, eleştirirsin anlarım da neden 'filmini veya fiziksel özelliklerini' sevmediğin bir bireyi odak olarak alırsın? Abi bunu neden sorguluyorum çünkü bu şefin arkaplanda idealize ettiği fikirlerinin, entelektüel söylevlerinin bu saçmalıklar dolayısıyla anlamsızlığa gittiğini düşünüyorum. Ya da yaşlı çiftin orada yedikleri yemeklerin isimlerini hatırlamamalarından dem vurmak ne mantıksız bir senaryo yapısıdır ya! Bunların hepsi şefin aşırı egoist tutumunun göstergesi ile kalmıyor yukarıda bahsettiğim gibi filmin ana mantalitesini de zedeliyor.
Ek olarak çalışanların altyapısı(neden körkütük şefe bağlandıkları, sorgulamadıkları ve aşırı gizemli bırakıldıkları), müşterilerin ahmaklığı(olaylar karşısında tutumları, direkt kabullenmeleri ve şefi sorgulayacaklarına kendi açıklarını dile getirmeleri pehhh! klasik her filmde kaçınılmaz olan) ve bazı detayları anlatmayıp(kapılar, şefin evindeki detaylar vs.) yukarıda söylediğim filmi gizemli havaya bürümeye çalışmakla fena aptallık yapan film gerek görselliği gerekse Ralp Fiennes ve Nicholas Foult'un oyunculukları vs. ile de artımı almıştır. Bu arada Taylor-Joy bana göre aşırı kötü bir oyuncu, her proje de sırıtıyor.