🗝️Filmde tek bir duygu üzerine yoğunlaşılmış, o da korku. Korkularımızın hayata dair temel durumları nokta atışlarla beraber güzel işlenilmiş. İnsanın doğasında 5 temel korku vardır: Değersizlik, kaybetme korkusu, yüzleşme korkusu, yetersizlik korkusu ve dünyada pek az insanın yenebildiği ölüm korkusu.…devamı🗝️Filmde tek bir duygu üzerine yoğunlaşılmış, o da korku. Korkularımızın hayata dair temel durumları nokta atışlarla beraber güzel işlenilmiş. İnsanın doğasında 5 temel korku vardır: Değersizlik, kaybetme korkusu, yüzleşme korkusu, yetersizlik korkusu ve dünyada pek az insanın yenebildiği ölüm korkusu. Bu bağlamda baktığımız zaman bu 5 temel korku üzerine güzel ve gerçekten üzerinde düşünülmüş bir senaryo olduğunu düşünüyorum.
🗝️Aslında filmde gördüğümüz; karakterin geçirmekte olduğu süreç bir depresyon süreci. Bu çoğu 18 yaş altı ergenlik dönemindeki gençlerin yaşantılarına mercek altına tutuyor. Çoğunuzun çevresinde böyle tanıdığınız insanlar vardır. Hayatımızın neredeyse her alanına teknolojinin girmesiyle başladı her şey. İlerleyen bu küreselleşme nefret dolu, duygusal, içe dönük, özgüvensiz veya sürekli dışarıya karşı olumsuz, negatif yönlü insanları da meydana getirdi. Elbette ki toplumlarda bir önceki kuşaktan daha farklı bir kuşak doğabilir, bunun önüne geçemezsiniz. Fakat günümüzdeki bu eşik değer fark yaratacak düzeyde ve epey üstünde. Bunun bazı gerekçelerini yukarıda açıkladım. Bundan bırakın 50 yılı, 20 yıl önceki dünyayla neredeyse pek bir benzerliğimiz kalmadı. Bundan 10 yıl sonraki insanları günümüz insanlarıyla karşılaştırılamayacak düzeye geleceğini söylememiz mümkün olabilir. Çeşitli türde farklı tiplemeleri ve hatta hem psikolojik hem de fizyolojikmen çeşitli rahatsızlığa sahip insanların olacağını ve bu sayının giderek artacağını da düşünüyorum. Diğer yandan 80'li 90'lı yıllarda yaşamak ve o yılların merak edilmesi bile günümüzdeki kopukluğun, iletişimsizliğin bir çaresi olarak görülmekte. Diyeceksiniz ki, bu yazdıklarının filmle ne alakası var? Çok alakası var. Şöyle ki, ne kadar sağlıklı ve konforlu bir ortamda yetişirseniz yetişin. Topluma ayak uydurma, yaşam standartları olsun sizlere istediğiniz seçeneği sunmuyor. Etrafınızda size en yakın 3 5 insanın ortalamasısınız. Bu da sizin kritik yaşlarda kaderinizi belirleyebilir demektir. Filmin ilk sahnelerinde Onur 'un annesiyle olan geçen diyaloglarda, ebeveynlerin çocukların zihinlerindeki o bulanıklığı fark edememeleri, iç dünyalarına giremedikleri gerçeğiyle baş başa kalıyoruz. Fakat yine de bu aralarındaki sıcaklığının olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Çıkmazlar bizi kuşkuya ve endişeye iter. Bu kuşkular bizim içimizi kapkara hale büründürdüğü zaman bizi korkularla baş başa bırakır. İç ses, Onur'a bazı geç kalınmış hayatın gerçekleriyle bir uyarıcı kimliğiyle ona yol göstermeye çalışır.
🗝️Küçüklüğümde sevdiğim bütün insanların ölümlü olması gerçeğinin çok korkutucu bulurdum. Sonrasında belki de hayatımın kararacağının endişesi. Bu gibi şeyleri çare olarak ne yapabilirim düşüncesiyle kafamda kurgulayıp dururdum. Kişisel gelişim kitapları okuyarak, filmler izleyerek, araştırma yaparak bu konuda hangi aşamaya geldim veya ne kadar yol katettim bilmiyorum. Fakat yine de insanın bu 5 temel korkusu hayatımız için önemli şifresi olduğuna inanırım. Senaryo ortalama düzeyde işlense bile bana ilgi çekici geldi. Çünkü 5 parça halinde bölünmesi bu düşüncemle kısmen örtüşüyor.
🗝️Atalarımızın yaşantıları, hikayeleri ve başarıları; bizleri ders çıkarma veya motive aracı olarak görmemizi sağlıyor. Bu zamanda yaşasalardı, günümüz zorluğuyla nasıl başa çıkabilirlerdi net bir şey söyleyemiyoruz. Tarihimizde birçok sayıda büyük liderlerlerimizin mevcut olması sadece motive aracı olarak sunulması sizce bir çözüm mü? Belki de burada eksik ve hatalı düşünüyoruz. Çünkü bu insanların yaşadığı zorlu süreçlerini hesaba katmıyoruz. Yenilgilerine değil, yenilgiden sonra nasıl ayağa kalktılarına değil, tamamen başarı süreçlerine odaklıyız. Bence bu, ezberci zihniyet anlayışıyla hareket etmekle aynı şey. Peki bu insanların yenilgilerinden ve mental anlamda yükselişe geçmelerinden nasıl söz edebiliriz? Elbette onların hayatlarına giren kadınların hayatına olan etkisinden söz edebiliriz. Erkekler birisinden hoşlandığı zaman o kişinin daha sağlıklı bir yaşam süreceğini ve birçok şeyin yoluna gireceğini ve birçok şeyin üstesinden geleceğine inanabilir. Yani kısacası belki o büyük liderlerin,imparatorların, komutanların hayatlarının o kritik anlarında, önemli kader anlarında, hayatlarındaki kadının kendisini mental anlamda daha dayanıklı olmalarını sağlayıp, kurtarıcı bir faktör olduğunu düşünüyorum. Fakat aynı etkiyi hemcinsler kendi aralarında yeterli düzeyde gerçekleştiremezler. Biz erkeklerin birbirimize rahatlatma amacıyla söylediğimiz klişe bir söz vardır. Kafana takma kanka ya, boşver, alışırsın, bunu da atlatırsın...gibi gibi. Bizler maalesef yaratılış gereği hemcinslerimizin sorunlarına, dertlerine yeterince çare olamıyoruz. Filmde ise Onur'un ilk görüşte aşkı, bizi onunla arasında bir tanışıklığı var mı yok mu sorusunu kurcalamamıza olanak sağlıyor.
🗝️Onur 'un uyandığı bütün mekanlar oldukça yerinde buldum ve hoşuma gitti. Kullanılan mekanlar hikaye için önemli bir yere sahip dersek abartmış sayılmayız. Baş sahnedeki denizin uçsuz bucaksızlığı veya bir sonsuzluğu andırması, ara sokakların bunalımları, daralmışlığı temsil etmesi, okulun sessiz ortamı ve karşıdan bakan saat tıkırtısının, sosyal fobiyi oldukça şahane bir şekilde açıklanması. Renk paletleri ile kamera hareketlerinin gerilimli ve atraksiyonlu bir havaya katarak güzel bir ikili oluşturduklarını söyleyebilirim. Teknik anlamda fazla detaya takılmadan Yusuf' un ilk işine göre bayağı başarılı buldum. Sekanslar film için oldukça yetersiz kalmış. Toparlayacak olursak sinematografi gözüme biraz inişli çıkışlı gibi geldi. Bazı yerler için "şahane "dedirtirken bazı yerlere ise "yakışmadı" dedirtiyor.
"Aramızda, neredeyse ölmeyi dilediğimiz o rüyasız gecelerin ya da dehşet ve biçimsizliklerle dolu gecelerin ardından daha güneş doğmadan uyanmamış olan yoktur herhalde. Böyle gecelerde beynin odacıklarından, gerçeğinden bile daha korkunç, sinsice pusuya yatmış bekleyen hayaletler sızar ve hastalıklı hayallerin sebep olduğu marazi zihinlerin sanatı olarak görülen gotik sanata bitmeyen zindeliğini veren bir yaşam gücünü beraberinde getirir.
"Dorian Gray 'in Portresi | Oscar Wilde
🗝️66/100