Spoiler içeriyor
Konuyu sadece eğitime yönelik bir eleştiri olarak görmek haksızlık olur. Hatta okulun senaryoyu birleştireceği için seçildiğini düşünüyorum ama ben bugün sadece eğitim sistemi için izledim. Bağlanma problemi olan genç bir kadın, geçici öğretmen olan ölmeye meyilli bir adam, evliliği de…devamıKonuyu sadece eğitime yönelik bir eleştiri olarak görmek haksızlık olur. Hatta okulun senaryoyu birleştireceği için seçildiğini düşünüyorum ama ben bugün sadece eğitim sistemi için izledim. Bağlanma problemi olan genç bir kadın, geçici öğretmen olan ölmeye meyilli bir adam, evliliği de kariyeri gibi çökmüş ve kendisinden imkansızı isteyenlere karşı gururundan ödün vermemek için kendini tüketen müdür, bel bağladığı öğretmeninin kendi hayatının yükünü bile kaldıramadığını görünce yapayalnız olacağını farkedip vazgeçen bir öğrenci, o öğrencinin tam zıttı olarak terkedilmeye alışmış ve elindekiyle yetinmesi gerektiğini bilen zavallı bir kız...
Gözden kaçmaya müsait pek çok yan karakter de var tabii. Her gün okul bahçesinin tellerinde adeta kendini çarmıha geren, ailesinde bile varlığı umursanmayan silik bir öğretmen mesela. Koskoca bir karakter skalası var, bir zamanlar mutlaka içlerinden birisi olmuşsunuzdur.
Bu filmi fazlasıyla kişisel yorumladım, filmi açtığım andan itibaren sonunu biliyordum. Üstünden birkaç yıl geçse de 12 yıllık eğitim hayatımda gittiğim 5 okulun birleşimiydi bu hikaye. Öğrencilerin gözünden bakmak istemedim hiçbir zaman çünkü zaten biliyordum, bir öğretmenden dinlemek istedim bu kez hikayeyi; kandırılmış ya da aptal yerine konmuş hissetmeden. Sanırım affetmemde yardımcı olacağını düşündüm. Anladım, gördüm ama affetmedim.
Tanrı'nın bile umudu kestiği insanlar işte bu okullarda okuyor, ders veriyor. Asimile edilmek yerine belli bir alana toplanıyor ve toplumun en alt tabakalarından başka ait oldukları hiçbir yer olmadığına inandırılıyor. Tamamen kendine has yasaları olan eşsiz cehennemler. Günlük hayatında saygın bir kimliğe bürünen şeytanların, insanların duymak bile istemediği manipülasyonları ve istismarları uyguladıkları yerler. Karşı çıkan ya da uyanan olursa sistemin çarklarında öğüttükleri, çoğumuzun çocukken ilk defa "güçlü olan güçsüzü ezer" kanununu kabul ettiğimiz yerler.
Böylesine sorunlarında boğulan ve uçurumun kıyısında bir adamın nasıl cesaret edip o kızın sorumluluğunu aldığını asla anlamamıştım. Meğer sadece kaçmaya çalışıyormuş, kız da kaçmaya çalışıyordu bu yüzden aralarındaki çıkarlarla güçlendirilmiş bağı eleştiremem.
Bir psikiyatristimin bu konuyla bana söyledikleri aklıma geldi, aşağı yukarı şöyleydi; "Küçük çocuklar sevgiyle bağlanmayı bilmez. Git tokat at ağlar, birkaç saat sonra şeker ver gelir sarılır. Dünyada en sevdiği kişi olursun. Neden biliyor musun? Çünkü gidecek başka bir yeri yoktur. Bu yüzden çabuk affeder ve kabullenirler."
Yani Henry finalde gönül rahatlığıyla kızı görmeye gitti çünkü geri çevrilmeyeceğini biliyordu. Kızın ondan başka kimsesi yoktu. Aynı Henry'nin de dedesinden başka kimsesi olmaması gibi...
Buradan sonrası çok daha kişisel bir yorum. Bahsettiğim geniş karakter skalasına rağmen okul hayatımda ben hiçbirisi değildim. Hepsinden azar azar belki ama asla tamamı değil. En yakın ihtimal çoğunuzun asla hatırlamayacağı dernekten oğlunun ADHD olduğunu iddia ederek maddi destek talep eden velinin çocuğunun dövdüğü o öğrenciydim. Filmde sadece birkaç saniye gözüken, öğretmenlerin son ana kadar müdahale etmediği, ailesinin dava açmaya lüzum görmediği, kurumsal çıkarlar söz konusu olunca dosyası hatırlanan o öğrenci. Bu yüzden filmi perde arkasından izlemiş gibi hissettim sanırım.
Son olarak 12 yıllık eğitim hayatımın 12. yılında karşıma çıkan hocama teşekkür ediyorum. Cehennemden sürünerek çıktığımda anlatmam için psikolojik baskı yapmadığı, sağlık dosyamı öğretmenler odası dedikodusu haline getirmediği, bilgisi olmayan konularda ısrarla görüş belirtmediği, arkadaşlarımı koridorda çevirip tedavi gördüğümü bilip bilmediklerini sormadığı, ıslak imzası olmasına rağmen egosundan bölümün anabilimdalı başkanını ayağına çağırmadığı, bana hapçı demediği, yanına çağırıp acıyarak sarılıp sınıfın ortasında merhamet şovu yapmadığı, görmezden gelip arkasını dönmediği, yardım etme içgüdüsünü kontrol altına alıp ısrar etmediği, biz kızımıza yıllardır ya korkarsa endişesiyle sarılamıyoruz diyen annemle alay edercesine arkadaşlarımı çağırıp yazık kız çok yalnız belli ki bol bol sarılın demediği, anlamamasına rağmen sırf nefes alabileceğim küçücük bir alan olsun diye tereddüt bile etmeden meslektaşlarını karşısına aldığı için, kısaca diğer meslektaşlarının yaptığı şeyleri yapmadığı için minnettarım. Yüzlerce hatadan oluşan terkedilmiş bir dosyayken beni normal bir insan yerine koyup ne pozitif ne negatif ayrımcılık yapmayan o güzel insanın tek bir doğrusu tüm hataları sildi. Bana yardıma muhtaç ya da travmatize olmuş öğrenci değil, sadece öğrenci gözüyle bakan tek öğretmenimdi.
Umarım bir gün doktorlarım kadar şanslı olurum ve sizinle aynı meslek etiğini paylaşan bir eğitimciyle işbirliği yaparım hocam.