Dört bölümden oluşuyor, ilk üç bölüm değerlendirmesi. 1. Bölüm Kitlesel hareketlerin temelinde ortak noktalar vardır. Bu noktalar radikal İslamcılıkta da fanatik Hıristiyanlıkta da ve kominist sosyalist bayağılıkta da aynıdır. Nedir bu ortak noktalar. Herşeyden önce inanç öyle bir inanç ki…devamıDört bölümden oluşuyor, ilk üç bölüm değerlendirmesi.
1. Bölüm
Kitlesel hareketlerin temelinde ortak noktalar vardır. Bu noktalar radikal İslamcılıkta da fanatik Hıristiyanlıkta da ve kominist sosyalist bayağılıkta da aynıdır. Nedir bu ortak noktalar. Herşeyden önce inanç öyle bir inanç ki bir köyün ortasında saat kulesi yapmak ve o kulenin ucunun gökyüzüne değeceğine inanmak kadar sonsuz bir inanç. Bir düşüncenin harekete evrilebilmesi için kitlenin hayal kırıklığı yaşamış olması gerekir ancak tek başına bu yetmeyecektir bunun yanında hareketi söz konusu kitlenin güçlü olduğuna da inanması gerekir. Bir diğer ortak nokta da değişim. Genellikle değişimin yoksul insanlar tarafından bir devrimle sonuçlanacağı düşünülür, ancak en büyük devrimler ( değişimler) daha çok bir soylu bir azınlık tarafından yapılmıştır. Örneğin Fransız devrimi ya da sanayi devrimi gibi devrimlerin öncüsü kişiler yoksul kişiler değildir. Belirtilmesi gereken bir husus da bu kişilerin bir hareket başlamadan yada kitlenin tamamiyle örgütlenmeden bu hareketliliğe karşımamaları daha doğrusu uzaktan dahil olmalarıdır. Bulunulan kötü halden çıkılıp yeni bir gelecek umuduna sahip olmak ortak noktalardan birisidir. Yoksullar ve zenginler bir değişimden korkarlar bir diğer değişle belirsiz bir gelecekten korkarlar. Bu yüzden bir değişikliğin ya da devrimin kemik olgusu orta sınıf insanlardır. Çünkü bulundukları yerden hoşnut olmadıkları gibi daha iyi bir gelecek için inançları vardır ve aynı zamanda kendilerini güçlü olarka da görürler.
2. Bölüm
Kitle hareketlerinin ya da devrimcilerin taraftar olarak görebileceği sınıf yoksul hayal kırıklığına uğramış biri değil yerlerinden olmuş yeni yoksullardır. Uzun süre yoksulluktan çıkamamış gruplar bir isyan tepkisi belirtmez. Diğer bir kitleye katılım unsuru da bireysel boşluğa düşmüş olmaktır. Bugün kendi kavim aşiret ya da aile bağlarından kopmamış birini bir kitle hareketine katılmasını sağlamak kolay değildir. Bu yüzden kitle hareketinin politikası her zaman böl ve yönet tekniğine dayanır. Yakarsa dünyayı garipler yakar derler ya " tüm bunların özetidir." avrupada dışlanan yoksulların kıtaları aşarak yeni yerler keşfetmesi ve yeni bir dünyayı kurması da hayatın cilvesi değil düpedüz bunun sonucudur.
3. Bölüm
Bir kitle hareketine katılmak dolayısıyla kolektif birliğin parçası olabilmek, birey için benliğinden kopmasıyla mümkün olur. Kişi benliğinden ne kadar uzaklaşırsa bir topluluğa ihtirasla bağlanmayı o kadar kolay hale getirir. Bu kişiler kendini sevme ihtiyacını kitlesel hareketlere katılarak karşılar. Kitle hareketleri dinamikliğini şimdiyi öldürmek suretiyle gelecekteki ihtişamlı yaşamı ve geçmişteki zarafeti tekrar yakalamayı vaad ederek sürdürür. Denebilir ki bir hareketin ( parti, tarikat vs.) Şimdiye yönelik denge politikası o' nun dinamikliği kaybetiğinin göstergesidir.
Kitle hareketlerinin farklılıkları olduğu kadar ortak noktaları da vardır. Kuşkusuz en önemlisi de nefrettir. Büyük siyasi liderlerin en belirgin özelliği bir nefret gücü oluşturmak ve bu gücü tek bir düşmana yöneltebilmektir. Dolayısıyla düşman seçimi de önemli bir mahiyet taşır. Hitler Yahudileri düşman olarak seçip tüm diğer ülkeleri Yahudiler tarafından istila edinliyormuş gibi yaprak diğer ülkelerin de nefrretini yönlendirmiş ve kendine farklı coğrafyalarda bir bakıma dayanak mekezleri oluşturmuştur.Buna karşın nefretin altında beğenmek gibi bir husus yatar. Bu da ortak özalliklerin bir değer önemli ayağını meydana getirir. Taklit. Bu yüzdendir ki bütün hareketler eninde sonunda nefret ettikleri ideolojiye benzemeye başlarlar. Kişi bazında örneğin; Yeni bir topluma katılmış kişi, kendi başına problemlerini çözemediği için çoğu zaman taklit yoluna başvurur. Hayal kırıklığı yaşamış insanların benliğinden uzaklaşması taklit etme yönelimini artırır ve boyle bir toplum kapalı bir birlik oluşturur.