GÖZYAŞI GÖLÜM Seneler öncesinden beri taşıdığım hislerin birikintisiyle oluşmuş koca bir gölün içerisinde boğuluyorum. Gölün suçu yok, suyun suçu yok. Suç o göle damla damla gözyaşlarını damlatıp o çukuru göl yapanda çiçekten bir bahçe yerine. Yani bende. Ben neden kendimi…devamıGÖZYAŞI GÖLÜM
Seneler öncesinden beri taşıdığım hislerin birikintisiyle oluşmuş koca bir gölün içerisinde boğuluyorum. Gölün suçu yok, suyun suçu yok. Suç o göle damla damla gözyaşlarını damlatıp o çukuru göl yapanda çiçekten bir bahçe yerine. Yani bende. Ben neden kendimi attım o suya, kuğuları atmak yerine? Neden yüzme bilmeden atladım çırpınacağımı bilerek? Halbuki hayalini kurmuştum o suyun üzerinde dengemi kurup sırtüstü uzanmayı güneşin ışıltılarını yüzümde hissederek gözlerimi kapatmayı denizdeki gibi. Birinin çırpınmamı durdurmasını bekledim, birinin bana yüzmeyi öğretmesini bekledim, birinin benim elimden tutmasını ve suyla akış içinde dans edebilmemizi bekledim. Yanlışı burada yaptım hep bekleyerek. Beklemek değil harekete geçmek, el bulmayı beklemek değil kendime güvenmek, öğretmen bulmayı değil öğrenmeye başlamam gerekirdi; kendi kendime. Hayat hep kendi kendilerle birlikte etrafı ellerle dolu ama asla uzanıp tutamayacağın ve uzanmaya çalışırken ellerinin boş kaldığı, sana uzatılan ellerin geri çekilip başkalarının ellerini tuttuğu bir yer ve senin sadece seyrettiğin. Benim ellerim mi çirkindi güzel olduğu söylense de. Benim kollarım mı kısaydı kimseye ulaşamayacak kadar. Ben mi yanlıştım hep akıttığım göz yaşlarımla doldurduğum çukurun içinde boğularak boş yere yardım bekleyen. Deniz bile değilken gölün içinde boğulacak mıyım kendimi bırakarak? Bitecek mi her şey beklediğim gelmeden? Beklemeyi bıraktığımda asıl her şey bitmiş olacak. Bitmesini istemiyorum ama beklemekten de yoruldum. Aynı şeyleri beklemeyi değil, beklediğime ulaşıp yeni şeyleri beklemek istiyorum huzurla. Hayatta huzur varsa tabii. Belki de huzurlu bir hayat yok, huzurlu anlar vardır sadece. O huzurlu anlara çokça sahip olanlar mutlu bir hayata sahiptir zaten. Gölden çıkmayı başarmış etrafında yeşeren çimlerde oturmuş yüzünde tatlı bir tebessümle şarkı söyleyen ve şarkısına sevgi dolu bir sesle eşlik eden biriyle. Yorucu olsa da asıl beklediğin kadar kıymetli olacaktır gelen. İnsan yeter ki o gücü kendinde bulsun. Beklemek gerek ama aynı zamanda beklediğine ulaşmak için gayret etmek. Sadece bekleyen, ses çıkarmayan, kol kıpırdatmayan birini kimse görmez, fark etmez. Belki de fark edilmemekten her şey. Hatta kişinin bile kendisini fark etmemiş olmasından. Fark edilmeden geçen zamanların içinde uyurgezerden farkı olmayan insan kalkmalı o rüyanın içinden ve görmeli sadece bakmak yerine. Sevmeli, nefret ve kıskançlık yerine, kendini ve hayatı…
-M🌛