Spoiler içeriyor
derin bir nefes alıp ilk incelememi yazıyorum. yazdığım ilk yazının hiç beğenmediğim bir film olmasının sebebi tartışılabilir, sanırım çok sevdiğim filmlere inceleme yazmaktan çekinmem/hakkını veremeyeceğimi düşünmem bir neden olabilir. bir de ben duygusal olduğumdan hislerimle yorumluyom. beğendiklerime bu çoksel izleyin…devamıderin bir nefes alıp ilk incelememi yazıyorum. yazdığım ilk yazının hiç beğenmediğim bir film olmasının sebebi tartışılabilir, sanırım çok sevdiğim filmlere inceleme yazmaktan çekinmem/hakkını veremeyeceğimi düşünmem bir neden olabilir. bir de ben duygusal olduğumdan hislerimle yorumluyom. beğendiklerime bu çoksel izleyin kesin temalı, beğenmediklerime de şurası burası hiç olmamış diyerek sizi soğutmaya çalışmalı bi manipülasyon yazısı kusucam gibi geliyo .d bilgi, detay, analiz araştırma ekstra bir şey yok yani :')
neyse gelelim bu filme. şimdi ben buraya bişiler döşeyeceğim ama özetle şu: GİDİN KİTABINI OKUYUN. VAKİT KAYBIYLA KARIŞIK İŞKENCE. işkence sadece kitabı bilenler için. sevmediğiniz, kültürsüz kalsın dediğiniz arkadaşlarınıza önerebilirsiniz eheh hem illaki kitabı bi yerden duyacaklardır ve filmi izlediklerinden kitaba yeltenmelerinin de önüne geçmiş olursunuz ehehe
kurgu, olay akışı vs çok tırttı zaten. hani başka kelimem yok ifade etmek için, sadece tırt. özenilmemiş, düşünülmemiş, kopuk, anlamsız, amaçsız, karakter gelişimi yok, kitaptan uzaklaşmalar hat safhada. Luca Marinelli meselâ aşırı yanlış bi tercihti bence. daha antipatik birini seçemezlermiş gibi geliyor. sürekli boş ve çapkın bakışlar atıyordu etrafa. filmde denildiği gibi zekâ pırıltıları yoktu gözünde. zeki olduğunu söyleyen replikler tezatlığı gözüme sokuyor gibiydi hatta :') salakça bi hırsla yapıyor gibiydi her şeyi. kitapta bu şey hırs değil azimdi meselâ. kendine güvenip istikrarlı bir şekilde yapıyordu ne yapıyorsa. filmde hiç çalışkan değildi, emek verdiği ne vardı da bu kadar çöküşe geçti kitabı okumayanlar anlayamayacak. aşkı da yavandı inandığını düşündüğünü şey de. savaşmadı, tırnaklarıyla kazımadı o noktayı. kitapta bunu yaşadık çünkü birebir tanık olmuştuk onun savaşına. denizde yaşadığı mücadeleden farkı yoktu karada yaşamın ki jack london denizi müthiş güzel anlatır. sanki tek derdi ünlü olmak gibi aktarılmış. yaşadığı hayal kırıklığı, o yüksek zümrenin içyüzünü görüp hiçbir yere ait hissedemeyişi, fazlalığı, yalnızlığı yoktu. biraz daha değişiklik yapsalardı da uyarlama olduğunu gözden kaçırsaydık keşke hehe. kitaptaki Ruth karakterinin ismini Elena olarak değiştirmek neden meselâ? Ruth'u Martin Eden'le birlikte ben de sevmiştim, akıllı kızdı, daha hoştu karakter ve tavırları itibariyle, filmde çok salak bi izlenim vermiş. gerçi bütün karakterlerde bu hissiyatı yaşadım. kitapta her şey yerli yerindeydi, saygı duyuyordum o karakterlerin seçimlerine falan bi şekilde, düşüncelerine vs. martin eden intiharı düşünürken bi anlamı vardı, sinir krizlerinin getirdiği çökkünlükle yapılan bir itki değildi, bi karardı bir vazgeçişti başka türlüsü olamayacağı için. ah son sahne zaten.... en çok son sahneye sinir oldum galiba. filmde romantik bi intihar sahnesi çizmeye çalışmışlar sanırım -günbatımında denize doğru yüzmesi falan- ama kitaba saygısızlıktı resmen. gerçi bütün film kitaba saygısızlıktı. neyse. kitaptaki sonun şöyle güzel bir anlamı vardı: martin eden denizin adamı ve çok iyi bir yüzücü olduğu için, kıyıdan yüzmeye başladığında çırpınışlarıyla hayata dönebileceğini, karar verdiği sondan kurtulabileceğini bildiğinden denize son kez açılıp okyanusun ortasına atlaması gerekiyordu. ve o derinliklere kulaç atarken zihninden akan düşüncelere tanıklık etmemiz gerekiyordu. ve ciğerleri patlayacak seviyeye geldiğinde artık dayanamayıp nefes almak için başını kaldırdığını görmemiz gerekiyordu.. bak hâlâ gözümün önünde imgeler uçuşuyor. ve muhteşem.. niye kullanmadınız lan bu sahneyi! çok kinliyim. neyse öfkemi ve hayal kırıklığımı bir kenara koymalıyım.. ve anlayacaktık ki tıpkı tahmin edildiği gibi yaşam güdüsü her zaman ağır basıyor. beden ölmeye izin vermiyor, olay sadece senin zihninde, bakış açında, beklentilerinde, olanı kabul edemeyişinde, yeni bir yol çizemeyişinde vs vs. martin eden kitapta çok güzeldi işte. çok üzülmüştüm sadece kurgusal bi karakter olsa da ölmesini istememiştim çünkü gerçekçiydi. filmdeyse saçmasapan bir insana dönüştü -saçını şerefsiz sarısı yaptığı andan itibaren bok oldu karakteri- ve üzülemedim. lanet film. 4 puan vermiştim ama anlattıkça 1e düşüresim geldi. zaten filmi 6 ay arayla izledim. ilk oturuşta 30 dk izleyebilmişim ve sekme açık bi şekilde 6 ay kadar kaldı işte.. bişilerin yarım kalmasından nefret ettiğim için tekrar oturdum izledim, ama beklentim yok olduğu için daha izlenebilir geldi de bitirebildim sanırım. ama hayal kırıklığımla başa çıkmak 6 ayımı aldı diyebiliriz herhalde. tm 3 ayı üşengeçlik ve erteleme olsun hadi. kalan 3 ay da az değil.. neyse.. buraya kadar okuyanlara sabrı için teşekürler hehe