Not: hocam klavye kendisi spoilerlı yazmış, ona göre okuyun. Sabahtan beri kafamdaki cümleleri okunabilir hale getirmeye çalışıyorum, ne kadar başarılı olduğumu görelim bakalım. Charlie'nin bu hale gelmesi bir kaç zamanlama hatasından ibaretti. Yanlış zamanda evlendi, yanlış zamanda çocuk yaptı, yanlış…devamıNot: hocam klavye kendisi spoilerlı yazmış, ona göre okuyun.
Sabahtan beri kafamdaki cümleleri okunabilir hale getirmeye çalışıyorum, ne kadar başarılı olduğumu görelim bakalım.
Charlie'nin bu hale gelmesi bir kaç zamanlama hatasından ibaretti. Yanlış zamanda evlendi, yanlış zamanda çocuk yaptı, yanlış zamanda bağlarını koparıp, yine yanlış zamanda o bağları kurmaya çalıştı. Belki bir kaç şeyin zamanlamasını tuttursaydı bir çok şey daha farklı olabilirdi ama bunu düşünmek çok anlamsız.
Film her ne kadar Charlie hakkında iyimser olmak istese de, ben böyle düşünmüyorum. Charlie çevresindekilerle tekrar bağ kurmak için ölümünü bekledi, onları kendine mecbur etti çünkü kurduğu bağların sorumluluğunu almak için fazla korkaktı.
Sırf sevgilisinin ölümünden kendini sorumlu tutuyor diye yaşamını mahvetti. İlk başta duygusal açlığın sebebiyet verdiğini düşündüğüm obezliği, aslında kendinden tiksinen birinin ölüm çağrısıydı. Yediği sandviç dolayısıyla boğulduğu o sahnede ölme isteğini somut bir şekilde önünde gördü, sandviç ile bakıştı ve yemeye devam etti.
Bir de bu adamın tekrar bağ kurmak istediği kızı Ellie var. Düşünsenize babanız sekiz yaşınızda sizi terk etmiş, anneniz ise sizden umudu çoktan kesmiş. Bir gün telefon çalıyor ve babanız sizi tanımak istediğini söylüyor, kabul edip evine gidiyorsunuz. Küçükken hayranlık duyduğunuz o kocaman babanız karşınızda; ayakta bile duramıyor. Bir insan bunu nasıl kaldırabilir ki?
Ellie'nin o kuşun tabağını kırmasının tek sebebi kıskançlıktı. Babasının kendi sevgisinden Ellie'yi mahrum edip, bir kuşa vermesine dayanamadı belki de, buna kim ne diyebilir.
Ve sonra da zaten mahrum olduğu babasının ölüşüne şahit oldu. Tam onu tanımaya başlamışken, tam o ilgiyi hissettiği anda.. babası onu tekrar yalnız bıraktı. Benim gözümü dolduran şey bu haksızlıktı işte.
Film sadece bu iki karakterden ibaret değil, her bir karakterin psikolojisi hakkında uzun uzun yazacak kadar tanıyorum onları ama cidden üşendim. Bir de dürüstlük meselesi var, hepsi palavra.
Biraz filmin teknik kısımlarını övüp susacağım :)
Müzik kullanımı, mekan tasarımı, oyunculuklar, ses kullanımı ve elbette kamera açıları ayrı ayrı değerlendirilmeyecek kadar birdiler. Biri eksik olsa şuan bu kadar uzun bir gönderi yazar mıydım bilmiyorum.
Film boyunca Charlie gibi kapana kısılmış gibiydim, Charlie ne zaman güneş ışığı görse nedense nefes alma ihtiyacı hissettim. Bana bunu hissettiren şey filmin tek mekanda çekilmiş olması değil, perdelerin ve pencerelerin her daim kapalı olmasıydı. Charlie her yemek yediğinde çalan o müzik ve o müziğe eşlik eden şapırdatma sesleri aslında her şeyi çok net gözler önüne seren yegane olaylardan biriydi.
Biraz dağınık ama bahsetmek istediklerimin hepsini içinde bulunduran bir gönderidir bu da, tşkler.