İnsan aklının etkin kullanıldığı alanlarda -felsefe, bilim, mühendislik gibi- sanki kadınların etkin rolü yokmuş gibi hissettirilir bizlere, tüm topluma. Sanki beyin gerektiren bu işler sadece erkeğin doğasında varmış gibi düşündürülmüştür yüzyıllarca insanlar. Sanılanın aksine bilinen birçok kadın bilim insanı ve…devamıİnsan aklının etkin kullanıldığı alanlarda -felsefe, bilim, mühendislik gibi- sanki kadınların etkin rolü yokmuş gibi hissettirilir bizlere, tüm topluma. Sanki beyin gerektiren bu işler sadece erkeğin doğasında varmış gibi düşündürülmüştür yüzyıllarca insanlar. Sanılanın aksine bilinen birçok kadın bilim insanı ve felsefeci vardır. O kadar engele rağmen kendini tarihin bilinmeyen sayfalarına kazımayı başarmış kadınları, biraz araştırma ile bulmak isteyen herkes bulabilir. Kim bilir kaç tane kadın daha, Hypatia gibi, durdurulmuştur kendilerinde dünyayı yönetme yetkisi gören ahmaklar tarafından. Benim için en trajik hikayelerden biridir Hypatia'nın hayat hikayesi.
▪︎
"İşte bu yüzden buraya çok dikkat etmeliyiz. Kütüphanemiz insanlığın bilgeliğinden geriye kalan tek şeydir."
▪︎
İskenderiye kütüphanesinin kadın felsefecisi ve astronomu Hypatia, Hristiyanlar tarafından vahşi bir biçimde öldürülmüştür. Kütüphanenin yakılıp yıkılması ve Hypatia'nın başına gelenler beni ilk öğrendiğim -sanırım lisenin başlarıydı- andan beri çok etkilemiştir. Kitap okumaya ilk başladığım yıllardı, kitapların içindeki bilgiler ve yeni dünyalar tarafından tamamen büyülenmiş bir haldeydim. İskenderiye gibi bir bilgi yuvasının yok olması beni çok derinden etkilemişti. Hala da aşabilmiş değilim insanların bu kötülüğünü.
O yüzden bu film beni çok fazla etkiledi. Bir yerde ara verip gökyüzüne baktım. O sırada uluslararası uzay istasyonu geçiyordu. (ISS detector uygulamasını öneren arkadaş sağolsun.) Hypatia'nın da bir zamanlar buna benzer bir geceye bakması içimde garip bir his uyandırdı. Onun bildikleri kısıtlıydı, buna rağmen çalısmaya devam etti. Çok az bir bilgiyle gerçeklere ulaşmaya çalıştı. Şimdiyse telefona 10 saniyede inen bir programla yıldızlara bakarak isimlerini görebiliyoruz. Google'a yazdığımız bir anahtar kelimeyle tonlarca sayfaya ulaşabiliyoruz. Onlar tabletlere sadece bir sayfa yazarken, bizim tabletlerimiz trilyonlarca sayfaya erişiyor. Acaba bu bilgilere Hyptia sahip olsaydı ne yapardı? Neler yapmazdı...
Tüm bunlara rağmen tarihin tekerrürü lanetinden kurtulabilmiş değil dünya. Belki karakterler değişse de ya da yer, zaman; olaylar hep benzer. Din ve bilim çatışması, insanlar arasındaki ölümcül savaşlar ve kötülük. Her zaman dünyada.
▪︎
"Hypatia, etrafına bak. Ölüm, korku, yıkım... Yıldızlar eğer dairesel hareket ediyorsa, bu mükemmelliklerini neden bizimle paylaşmıyorlar?"
▪︎
Diyor bir yerde Orestes. Yine filmin başlarında sevmediğim bir karakter. Hristiyanlara karşı, Hypatia'ya sadakatinden, diz çökmemesi güzeldi. Bazen saçma sapan hareketleri olsa da Hypatia'ya saygı ve sevgisinden dolayı sempatimi kazandı. Tabii sonları üzdü.
▪︎
"Dostlar, bizi birleştiren şeyler ayıranlardan fazla. Kardeşiz biz! Hepimiz kardeşiz."
▪︎
Halbuki hepsi aynı dine, aynı Tanrı'ya inanıyorlardı. Nedir bu insanların gruplaşma çabası. Lisede aynı sınıfa gidip bir tek kendi arkadaşlarıyla geçinen (ben bu gruba dahildim bu arada) ergenler gibi... Neden böyleyiz ki biz insanlar?
▪︎
"Synesius, sen neye inandığını sorgulamıyorsun. Sorgulayamazsın. Ben sorgulamalıyım."
▪︎
Sorgulamamak... belli bir dini olan insanlar sorgulamaktan korkuyor. Fazla sorguladıklarında dinden çıkacağına inanıyorlar, halbuki olayın özünde inanmaları gereken tek bir şey var. Sorgulanmadığın bir dine gerçekten inanıyor musun? Hiç sanmıyorum. Sorgulanmamış bi yaşamsa sana verilmiş olan bütün şanslara hakarettir zannımca.
▪︎
"Marina - Savages" Tüm filmi kafamda bu şarkıyla izledim. Şarkıda da dediği gibi...
▪︎
Hepsinin altında, sadece vahşileriz
Bluzların, kravatların ve evliliklerin arkasına gizlenmiş
Nasıl bir şey bekleyebiliriz
Hala nasıl emekleyeceğini öğrenen hayvanlarken