2. Dünya Savaşı Stalin Rusyasında Stalingard kuşatması etrafında gelişen olayları bir aile ve yakın çevresi üzerinden anlatan sağlam bir dönem eleştirisi. Yazar sadece Stalin idolojisini değil Hitler idolojosini de sorguluyor. Faşizim ve kominizm arasındaki benzerlikleri ortaya koyar ve hem Hitler'in…devamı2. Dünya Savaşı Stalin Rusyasında Stalingard kuşatması etrafında gelişen olayları bir aile ve yakın çevresi üzerinden anlatan sağlam bir dönem eleştirisi. Yazar sadece Stalin idolojisini değil Hitler idolojosini de sorguluyor. Faşizim ve kominizm arasındaki benzerlikleri ortaya koyar ve hem Hitler'in kurbanlarına hem Stalin’in kurbanlarına dikkat çeker. Gerçekten çok sağlam tespitlerin olduğu bir eser. Tam anlamıyla sistem eleştirisi diyebiliriz. Ayrıca eser 20. yüzyılın Savaş ve Barış’ı olarak nitelendirilir. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Okumaya başlamadan önce Stalin dönemi hakkında araştırma yaparsanız daha verimli bir okuma olur.
“Einstein ve Planck'in yüzyılı, Hitler'in yüzyılıydı aynı zamanda. Gestapo ve bilimsel Rönesans aynı zamanda doğmuştu. On dokuzuncu yüzyıl ne kadar insanca bir yüzyıldı, yirminci yüzyılla karşılaştırıldığında naif fizik yüzyılıydı, yirminci yüzyıl annesini öldürmüştü. Faşizmin ilkelerinde modern fiziğin ilkeleriyle korkunç bir benzerlik vardı”
“İnsanlar hakkında sana ne söyleyebilirim Vitya? İnsanlar beni iyilikleri ve kötülükleri ile şaşırtıyorlar. Hepsi aynı yazgıyı yaşadıkları halde birbirlerinden son derece farklılar. Ama düşünsene bir fırtına çıktığında çoğu insan yağmurdan kaçıp saklanmaya çalışır. Bütün insanların aynı olduğu anlamına gelmez bu. Her insan yağmurdan kendine göre saklanır.”
“En önemli şey, insanın insan olmasıdır, insanın psikopos, Rus, tezgahtar, Tatar, işçi olması daha sonra gelir. Anlıyor musunuz, insanlar, psikopos ya da işçi, Tatar ya da Ukraynalı oldukları için iyi ve ya kötü olmazlar, insanlar insan oldukları için eşittirler.”
“İnsanların tarihi, kötülüğü yenmek isteyen iyiliğin savaşı değildi. İnsanların tarihi, insanca olan şeylerin tohumunu ezip öğütmek isteyen büyük kötülüğün savaşıydı. Ama eğer insanın içindeki insanca şey hâlâ ölmemişse kötülük artık zafer kazanmayacak demektir.”
“Savaşın en büyük sırrı, savaşın trajik ruhu, bir insanın başka bir insanı ölüme gönderme hakkında yatar. Bu hak, insanların ortak bir dava uğruna ateşe yürümelerine dayanır.”
“Özgürlük sadece iyilik değildir. Özgürlük zordur, bazen de acı vericidir, özgürlük yaşamdır.”
“Günahkârlar da müminler de zayıf olabilirler. Aralarındaki fark, güzel bir davranışta bulunan önemsiz bir adamın hayat boyu bununla övünmesi, iyi işler yapan bir müminin ise işlediği bir günahı yıllarca unutmamasıdır.”
“Her gün, her saat, yıldan yıla insan olma, iyi ve dürüst olma hakkı için mücadele etmek gerekir. Bu mücadelede gurur da, kibir de olmamalı, bir tek alçak gönüllük bulunmalı. Ama eğer o çaresiz an gelip çatarsa insan ölümden korkmamalı, insan olarak kalmak istiyorsa korkmamalı.”