"Sizlere ancak önemsiz sayılacak bir hususta bir fikir verebilirdim – bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır; ve göreceğiniz gibi bu, kadının gerçek doğasına ve kurmacanın gerçek doğasına dair büyük sorunu çözümsüz bırakmakta." diyerek bu…devamı"Sizlere ancak önemsiz sayılacak bir hususta bir fikir verebilirdim – bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır; ve göreceğiniz gibi bu, kadının gerçek doğasına ve kurmacanın gerçek doğasına dair büyük sorunu çözümsüz bırakmakta." diyerek bu konu üzerinden şekillenecek bir kurguya giriş yapıyor Virginia Woolf. Sanki bir olay romanındaymış gibi sahneler üzerinden kadın ve kadının toplumdaki yerine dair bir anlatı gerçekleştiriyor. Anlatı demişken, zaten Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un 1928 yılında Cambridge Üniversitesi'nde kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiş.
Yazarın bir yerde etrafı betimlediği ya da tanıdığı birilerini gözlemlediği sahneleri anlatırken, diğer satırda ana konu olan "kadın ve kadının toplumdaki yerine" dair görüşlerini belirtmesi başlarda kafamı karıştırdı. Bu karışıklık sinirime dokunsa da biraz kafamı yorduktan sonra anladım ki; bilinç akışı tekniği denilen bu yöntemi yazar oldukça başarılı bir şekilde kullanıyordu, bu zaten nesnel bir yargı ama ben de demesem olmazdı. Okumaya devam ettikçe ise sanki o satırlar benim kalemimden çıkmış gibi hissetmeye başladım. Etrafı gözlemleyişi, insanlara bakış açısı, fikirleri, bilincindeki kargaşa, konuların beyninde akışı... benim zihnim gibi bir kargaşa içerisindeydi. Belki de hepimizin? Tabii o kadar edebiyat ve sanat alanında birikimim olmasa da ve farklı yüzyıllar içinde olsak da; bazı şeyler tamamen değişemez. İnsanların düşünceleri, davranışları gibi toplumdaki bazı kalıpları kırmak zordur.
Bilinç akışı tekniği dışında yazarın kendine has stiline dair bir metaforumuz da var: Shakespeare'in hayali kız kardeşi. Bu metaforun üstünden aynı ailede ve toplumda yetişmiş kadın ve erkeğin hayatının nasıl şekillendiğini başarıyla bize aktarıyor Woolf. Yeri geliyor kadın olduğu için tek başına alınmadığı kütüphane kapılarında kalıyor, yeri geliyor o kütüphanelerde kadın veya erkek yazarların kitaplarını okuyor ve karşılaştırıyor. Şiir kitaplarından olay romanlarına kadar birçok kitaptan da eleştiri ve çıkarım niteliğinde fikirlerle bahsediyor. Toplumu eleştiriyor, gelenekleri eleştiriyor, erkekleri eleştiriyor, kadınları eleştiriyor, yeri geliyor kendindeki hatalardan bile bahsediyor. Tabii bunları çoğunlukla kapalı bir üslupla açıklıyor, gerçi açık da olsa bilincindeki kargaşayla bunu hissettirmemeyi başarıyor.
▪︎
Buraya kadar okuduysan "Taylor Swift - The Man" şarkısını dinlemeni öneriyorum. 😉