Actiioonnn!!! Herkese merhaba, bugün 2022 yılında gösterime giren Babylon (Babil) filmine ilişkin bir inceleme paylaşacağım. Film, yönetmen Damien Chazelle'nin benim izlemiş olduğum üçüncü filmi. Yönetmen, müzikal tarzda film üretmeyi seviyor. Bu filmde de öncekiler gibi tarzını devam ettirmiş. Burada yönetmen…devamıActiioonnn!!!
Herkese merhaba, bugün 2022 yılında gösterime giren Babylon (Babil) filmine ilişkin bir inceleme paylaşacağım. Film, yönetmen Damien Chazelle'nin benim izlemiş olduğum üçüncü filmi. Yönetmen, müzikal tarzda film üretmeyi seviyor. Bu filmde de öncekiler gibi tarzını devam ettirmiş. Burada yönetmen 20. Yüzyılın başlarında yeni yeni ortaya çıkan Hollywood dünyasını konu alan müzikal tadında bir film yapmış. Etkileyici bir fil sahnesiyle başlayan film, dönemin oyuncularını, partilemelerini, alkole ve uyuşturucuya olan düşkünlüklerini, ahlaki çöküşünü, sesli filmin ortaya çıkışı ile bir devrin sona erişini gözler önüne sermiş. Müzikler her zaman olduğu gibi çok başarılı. Margot Robbie 'ye oynamış olduğu bu enerjik, partici rol çok yakışmış.
Ancak film uzun olmasına rağmen ( yaklaşık olarak 3 saat) oyuncuların hayatları hakkında derinlikli bir analiz yapma imkanı vermiyor. Hiçbir karakteri tam olarak tanıyamıyorsunuz ve film bitiyor. Filmdeki başrol oyunculardan biri olan Nelly LaRoy'un inişli çıkışlı oyunculuk serüvenine şahit oluyoruz. Bir sahnede Nelly, nasıl bu kadar kolay ağlayabiliyorsun sorusuna karşılık olarak ''Sadece evimi düşünüyorum'' cevabını veriyor. Lakin ailesi ile bağının nasıl nerede ve ne şekilde koptuğunu ve kendini nasıl Hollywood dünyasına attığını bilmiyoruz. Oyuncu sadece kendisinin her zaman bir yıldız olduğu cevabı ile yetiniyor.
Aynı şekilde diğer başrol oyuncumuz Meksikalı Manuel Torres de Meksika'dan kaçarak Amerika'ya Los Angeles'a sığınmış ve hayatını burada oyuncu asistanı olarak devam ettiren bir göçmen. Ailesi Los Angeles'te yaşamasına rağmen onları hiçbir şekilde ziyaret etmediğini söylüyor. ''Arabam olsa yarım saatte gidebileceğim bir yol'' diyor ama gitmemeyi tercih ediyor. Ailesi ile yolunun neden ayrıldığını kendisini Hollywood dünyasına nasıl attığını maalesef ki göstermiyor.
Gelelim Brad Pitt karakterine. İzlerken en çok sıkıldığım sahneler jön Jack Conrad (Brad Pitt) oldu. Bir jönün sinema dünyasından silinişini izliyoruz. Adam film boyunca alkol almaktan ve evlenmekten başka bir şey yapmadı dersek yanlış olmaz. Dönemin jönleri genel olarak böyle zaten.
Ayrıca dönemin sadece ahlaki çöküşünün konu alınması filmi bence biraz eksik ve pornografik kılıyor. 1929 Ekonomik Buhran'ın sinema sektörüne de etkisi olduğu muhakkak. İki dünya savaşı arasında yaşanan siyasi gerilimler. Bunların ekonomiye ve sinemaya etkisi. Bu hususlar da eklenebilirdi diye düşünüyorum.
Genel olarak, müzikleri güzel olsa da fazla uzun olduğunu düşündüğüm, 2 saat olsa izleyici olarak uygun olacağını düşündüğüm film. Ama ne yapalım yönetmen de böyle uygun görmüş. 6/10