"When there's a trap set up for you, In every corner of this town, And so you learn the only way to go is underground." "Mesafeleri es geçersem, yolculuğu yok sayarım" diyor ya soft analog, film tam olarak bu alıntı…devamı"When there's a trap set up for you,
In every corner of this town,
And so you learn the only way to go is underground."
"Mesafeleri es geçersem, yolculuğu yok sayarım" diyor ya soft analog, film tam olarak bu alıntı işte. Hayatı yolculuk olarak işleyip, bunu keyifli kılanın yanındaki insanlarla dinlediğiniz müzikler olduğunu, bir şey ararken çıktığın yolda ne bulacağını asla bilemeyeceğini, mucizelerin en beklenmedik anda gerçekleştiğini, kaybettiklerini ardından gitmenin manasız olduğunu ve elbette kendine bir şans daha vermen gerektiğini anlatıyor.
Bunu hafif espritüel bir biçimde yapıp, filmin tüm temasına karşı gelmesini; dead and Lovely ile başlayıp, duydukça eşlik etmek istediğim şarkılarla devam etmesini, karakterlerin kişiliklerini çok sevdim. Kahkaha atmasam bile yüzümde sıcak bir tebessümle izledim tüm filmi, iyimserliği ve temasının zıtlığı için kesinlikle izlemeye değer.