Spoiler içeriyor
İlk kısımda üçüncü kitabın konusu, diğer kısımda ise seri hakkında genel yorumlarım yazıyor. ▪︎ 🏹 "Katniss Everdeen, alevler içindeki kız, yanmaya devam ediyor." ▪︎ 3. kitap, Katniss'in 13. mıntıkada yaşadığı psikolojik sorunlar ve İsyancılar ile Capitol arasındaki süregelen savaşlar ile…devamıİlk kısımda üçüncü kitabın konusu, diğer kısımda ise seri hakkında genel yorumlarım yazıyor.
▪︎
🏹 "Katniss Everdeen, alevler içindeki kız, yanmaya devam ediyor."
▪︎
3. kitap, Katniss'in 13. mıntıkada yaşadığı psikolojik sorunlar ve İsyancılar ile Capitol arasındaki süregelen savaşlar ile başlıyor. Peeta Kapitol'deki yönetimin içinde tutsak iken, Katniss'de kendini bambaşka bir yönetimde buluyor. Ne kadar Kapitol'a karşıt olduğunu iddia etse de bu yeni mıntıka; kendi içlerinde kurdukları sistemin de pek doğru olduğu söylenemez. Hangi sistem doğru ki? Sanırım sistem kelimesinin anlamında bir hata var. Sıkıntı kökenlerden başlıyor olmalı.
Katniss, 75. Açlık Oyunları'nda yaşadıklarını daha atlatamamış ve aklı Peeta'nın başına gelenler ya da gelebilecek olan korkunç ihtimaller ile doluyken; 13. Mıntıka'nın başkanı Coin'in ondan bir isteği var. Sadece başkanın değil, tüm İsyancılar'ın üstünde yarattığı bir beklenti bu aynı zamanda. Katniss'in "Alaycı Kuş" olarak isyana önderlik etmesi. Çünkü medyada Capitol'a karşı takındığı karşıt tavırlar isyanı körükleyen temel taşlardan. Artık Katniss'in alaycı kuş bronşu isyanın sembolü. Katniss, en sonunda, Cinna'nın ölmeden önce tasarladığı alaycı kuş konseptli kostümleri ile sahnelere geri dönmeyi kabul ediyor. Tabii şartları var: Galip haraçların canının bağışlanması, Alaycı Kuş olduğu süreçte Gale'in hep yanında olması gibi büyük şartlar ve kardeşi Prim'in kedisinin 13. mıntıkada kalması gibi küçük gözüken ama o mıntıkadaki sistemi şaşırtan şartlar.
🏹 "Bize işkence edebilirsiniz. Bizi bombalayabilirsiniz. Mıntıkalarımızı yerler bir edebilirsiniz. Ama bunu görüyor musunuz? Alevler büyüyor! Biz yanarsak, siz de bizimle yanacaksınız."
■
Açlık Oyunları...
Yıllardır okumayı beklettiğim bir seriydi. Gerçi önceden okusam şimdiki gibi anlayacağımı sanmıyorum, sistemi ve sistemde yaşayan insanların hissettiklerini. Kitaplar hem fantastik ihtiyacımı karşılarken hem de sistem eleştirileri ile kendimden bir şeyler bulduğum yerlere sahipti. Yani çoğu açıdan tatmin olduğum bir seriydi. Yine de bulduğum eksiklikler var.
İlk dikkatimi çeken şey, seri boyunca dinlerden bahsedilmemesiydi. "Tanrı bizi korusun," ya da "Aman Tanrım" gibi cümleler bile hatırlamıyorum. Zaten olaylar zamanını bilmediğimiz bir gelecekte geçiyor, yani o zamanlar için günümüzdeki dinlerden bir beklentim yok. Yine de orada da bir şeye inanıyor olmalılar, çünkü insanlar tarih boyunca korkularını dizginlemek için bir şeylere inanma ihtiyacı duymuş. Gelecekte ise buna daha çok ihtiyaç duyacağımızı hissediyorum. Hele Capitol gibi bir yönetime sahip bir evrende... düşündüm de insanlar bu evrende Capitol'den korkuyor. Belki de dinleri bu? Çünkü korktuğumuz şeylere inanmaz mıyız? Bilmiyorum, yazarken kafam karıştı ve kitaptan unuttuğum yerler olabilir.
Bir diğer şey, dünyanın diğer yerlerinde ne olduğu. Seri, Kuzey Amerika civarında kurulmuş bir ülkede geçiyor, Panem. Peki ama diğer kıtalar ne oldu? Başka ülkeler yok mu? Hepsinin sonunu mu getirdi dünyadaki sorunlar? Belki yazar bu konulardan da bahsetmeye girişseydi işler çıkılamaz hal alırdı ama düşünmeden edemiyorum. Türkiye'nin hala aynı kişinin yönetiminde olduğunu düşünüyorum -tabi yok olmadıysa- ama İsviçre mesela ne alemde?
Bir de Capitol, başlarda gayet güçlü bir duruştaydı. Sağlam temelleri vardı çünkü korku üstüne bir egemenliğe sahipti. İnsanların 16 yaşındaki bir kızın zehirli meyvelerle başkente meydan okumasıyla, ki bunun da öyle bir amacı yoktu, nasıl bir anda ayaklanıyor. Hadi ayaklandılar, Capitol bunu bir şekilde bastırmalıydı. 13. Mıntıka'nın nükleer gücü falan var tabii ama yine de bu kadar kolay yıkılması gerçekçi değil. Zaten tam olarak mutlu bir son ya da sistemin kırılması gibi bir durum da söz konusu değil. Yine de kafamda oturmayan yerler var.
Panem'de bir sistemi kırmayı başardılar ama topluca yaşayan insanlar hep bir yönetime sahip olmak zorunda. Peki bu yönetimin ne olacağı kimin elinde? Silah kimdeyse onda, en güçlü kimse. Günümüzde en büyük silahın zeka olduğunu söyleyenler var ama ben buna %100 inanmıyorum. Çoğu kişi dünyadaki hataların farkında olacak kadar bir zekaya sahip. Yine de kimse bir şey yapacak güce sahip değil. Bu güç ise kimin elinde... henüz emin değilim.