Kimsenin okumayacağı o Oppenheimer gönderisi. Şimdi bunu dedim diye okursunuz ama cidden amacım bu değil. Ben aşırı popüler film/dizi yorumlarını, birkaç taneden fazla okumuyorum genelde. Peki okunmayacağını bile bile niye atıyorsun derseniz de, burayı izlediklerimi takip etme amacıyla kullandığım için…devamıKimsenin okumayacağı o Oppenheimer gönderisi. Şimdi bunu dedim diye okursunuz ama cidden amacım bu değil. Ben aşırı popüler film/dizi yorumlarını, birkaç taneden fazla okumuyorum genelde. Peki okunmayacağını bile bile niye atıyorsun derseniz de, burayı izlediklerimi takip etme amacıyla kullandığım için diyebilirim.
Neyse gereksiz uzattım, filme geçelim. Açıkçası filmi öyle deli divane merak etmiyordum. Evet Nolan, evet Cillian Murphy, evet Matt Damon, RDJ, Emily Blunt ve evet Oppenheimer biyografisi. Yine de o kadar çok merak etmiyordum. Ha çıktığında illa ki izleyeceğimi biliyordum o ayrı.
Hem sıkıldım, hem sıkılmadım diyebilirim. Yani bir bilim insanının biyografisini izleyeceğimin farkında olarak, sıkıcı olacağını tabii ki düşünüyordum. Sonuç olarak aksiyon filmi izlemiyoruz. Ancak çok eğlenmediğim gibi, pek sıkılmadım da. Tahmin ettiğimden daha çok keyif aldım.
Bazı şeyler çok oldu bittiye getirilmişti, ondan hoşlanmadım. Özellikle ilk yarı. ×2 hızla izliyormuşum gibi bir aşk hayatı eklenmiş. Florence'i pek sevmem. Burada da sevmedim. Oppenheimer'ın hayatında önemli bir yeri var diye konulmuş anladım ama film olarak bakacak olursam; hafif dramlı ve tutkulu, garip bir birliktelikten başka katkısı yoktu.
Oyunculuklardan bahsedecek olursam; Murphy iyiydi, güzeldi. Zaten onun oyunculuğundan şüphem yoktu. Ancak RDJ ve Emily Blunt hakkında aynı şeyleri düşünmüyorum. Bence RDJ hafif muzip, egolu ve zeki karakterlerin adamı. Iron Man rolü onun için biçilmiş kaftan mesela, Sherlock'a da gayet yakışıyor. Ancak buradaki gibi ağır rolleri ben pek yakıştırmıyorum. Biraz sırıttığını düşünüyorum. Bu benim fikrim, sövmeyin arkadaşlar.
Onun dışında Emily Blunt konusunda da aynı şekilde düşünüyorum. Hafif gıcık, zeki ve güzel kadın rollerini çok iyi taşıyor. Mesela The Devil Wears Prada'da mükemmell. Ama burada psikolojik sıkıntılara sahip, dram dolu hayatı olan karaktere gitmediğini düşünüyorum. Bu kadına gülmek gidiyor, şeytanlık gidiyor. Mesela o sorgulanma sahnesinde tamam dedim, zekasını kullandığı anlarda mis. Ha kötü mü oynamış, hayır. Artık genç de olmadığı için bu tarz rolleri oynaması normal. Ancak bence en iyi rolü değildi.
Yani Murphy ağır bir karaktere sahip olduğu için ona bu tarz roller gidiyor ancak muzip insanlara dram rolleri, ağır roller çok gitmiyor bence. Yine de gayet başarılı bir iş çıkarmışlar. Sevmedim demiyorum yani, sadece en iyi rolleri olduğunu düşünmüyorum.
Konusu belli, atom bombasının icadı. Çok bahsedilecek bir şey yok. Film bu konuda yapılabilecek en iyi şekilde de yapılmış.
Pişmanlık konusuna gelirsek de, bana pişman oluşu saçma gelmekle birlikte Oppenheimer'ı suçlamıyorum. Yani o kadar zeki birisin, bombayı icat ettiğinde de kullanılacağının farkındasın. Gece gündüz üzerinde çalışıyor, kafa patlatıyorsun. Atılınca mı aklına geliyor yitirilen hayatlar. Yani bana göre gereksiz bir pişmanlık. Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye derim buna ancak.
Yine de suçlamıyorum çünkü o bir bilim insanı. Bu konuda da (atılmasına karar verme) etkisi o kadar çok değil. Atan, atmaya karar veren kişi o değil. Buna göre onu suçlayacaksak silahı bulandan tutun da çok başka icatlar yapan bir sürü kişiyi de suçlamamız lazım.
Yalnız zaten Japonya sıkıntılı bir durumda ve teslim olmak üzereyken atılması, bu kadar canın boş yere yitirilmesi buradaki en üzücü şey. En azından Amerika yenilen durumda olsa ve Japonya'ya savaştan çekil yoksa bombayı atarım tarzında uyarıda bulunup atsa bu kadar büyük bir felaket olmazdı.
Ve son olarak, beklentim çok yüksekti diyerek beğenmeyen arkadaşlarım; çıkmadan önce bu kadar fazla görmenizde, bu kadar reklamının yapılmasında aslında Barbie'nin payı çok büyük. Çünkü Barbie inanılmaz bir PR çalışmasına sahipti. Oppenheimer da onunla aynı gün çıkacağı ve geceyle gündüz gibi zıt filmler oldukları için bu PR'dan elbette ki beslendi. Kendi reklam çalışmaları, oyuncuları ve yönetmeni sayesinde de ekstra bir beklenti oluştu. Ancak biraz konusuna baksaydınız ve film zevklerinizi de bilseydiniz bu kadar hayal kırıklığına uğramazdınız. Aynı şey Barbie için de geçerli. Bir şeyin çok tanıtılması o şeyin güzel ya da size uygun olduğu anlamına gelmiyor. Tanıtım yapmaları şart ki emekleri boşa gitmesin ve izlensin. Yani beklentileriniz film hakkındaki gerçek görüşlerinizin önüne geçmesin demek istiyorum. Bu nedenle hak ettiğinden daha düşük puan veren kişiler oluyor.
Sonuç olarak sevdim. Gayet başarılı bir filmdi. Öneririm.
Puanım: 8.5/10
.
.
.
.
03/09/23'te izledim.
2023/76. Film