Charlie hazırlık okulunda burslu olarak okumaktadır. Okulun kötü ve zengin çocuklarından oluşan bir tayfanın müdüre yaptığı bir eşek şakasına şahit olmasıyla iki seçenek arasında kalmıştır: ya onları ele vererek ispiyoncu olacak ya da okuldaki bursunu kaybedecektir. Okul hayatı 'biraz' karışmışken…devamıCharlie hazırlık okulunda burslu olarak okumaktadır. Okulun kötü ve zengin çocuklarından oluşan bir tayfanın müdüre yaptığı bir eşek şakasına şahit olmasıyla iki seçenek arasında kalmıştır: ya onları ele vererek ispiyoncu olacak ya da okuldaki bursunu kaybedecektir. Okul hayatı 'biraz' karışmışken hala paraya da ihtiyacı vardır. Şükran gününde, başına gelen bir kaza sonucu görme yetisini kaybetmiş bir albaya bakıcılığı kabul ettiğinde, tüm bu sorunların yanında bir de uğraşması gereken yaşlı ve huysuz bir ihtiyar vardır: Kendine 'sir' denilmesinden ve birçok şeyden hoşlanmayan Albay Frank.
Frank'in yeğeni ve ailesi şükran gününe başka bir şehre giderken, Charlie de onunla ilgilenecektir. Etraftaki ufak yürüyüşler dışında şehirden uzaklaşma gibi bir durum söz konusu değildir. Tabii albay emeklisi Frank'in başka planları vardır: New York, limuzin, pahalı otel ve restoranlar, içki, kadınlar ve ölüm.
▪︎
Üzülerek söylüyorum ki izlediğimi hatırladığım ilk Al Pacino filmiydi ve izleyene kadar neleri kaçırdığımın farkında değildim. Neyse ki böyle durumlarda -çoğu durumda yaptığımın aksine- neleri kaçırdığıma yanmak yerine keşfettiğim hazinenin keyfini çıkarıyorum. Hua! Ne performanstı ama! Uzun zaman sonra film biter bitmez içimdeki o güzel duygu uçup gitmeden yazarken buldum kendimi. Hala izlemediyseniz durmayın ve izleyin bu güzel filmi. Öyle ki aptal puanlama sistemimle (sistem falan yok ortada kafamdan atıyorum...) uzun süre sonra bir filme düşünmeden 10/10 verdim. Düşündüm ve hiçbir kusur yoktu yahu!
Tek bir tane bile kusur yoktu!
O tango sahnesi o kadar güzel ve sanatsal bir hissiyat verdi ki kendimi hayaletler ile dans ederken buldum. (Hayallerimde.) Son sahne zaten inanılmazdı. Film bitince ayağa kalkıp alkışlamak falan istedim yani. Beklentilerimi kesinlikle karşıladı, çok şaşırmadım ve eğlendim, üzüldüm, süzüldüm. Ayaklarım dolandı ama izlemeye devam ettim... Neyse uzatmama gerek yok yazdığım birkaç repliği de şöyle bırakıyorum...
▪︎
"Sanırım kadınlardan hoşlanıyorsunuz."
"Hem de her şeyden çok."
▪︎
"Araba ağır çekiyor. Neden biliyor musun? Çünkü omuzlarında dünyanın yükünü taşıyorsun."
▪︎
"Söylemek ya da söylememek, yoksa senin canın yanar."
▪︎
"Gerçeği bilmek ister misin?"
"Sen gerçeği biliyor musun?"
"Eskiden pisliğin tekiydi. Artık kör pisliğin teki."
▪︎
"İyi biri değilim, hiçbir zaman da olmadım."
▪︎
"Duymadın mı? Vicdan öldü."
"Hayır, duymadım."
"Öyleyse kulaklarındaki balmumunu çıkar! Büyü artık! Devir 'dostuna ihanet etme' devri. 'Karını aldatma' devri. 'Anneni sadece anneler gününde arama' devri. Charlie, her şey boktan."
▪︎
"Bakmayı bıraktığımız gün ölmüşüz demektir."
▪︎
"Michael tangonun çılgınca olduğunu düşünüyor."
"Bence çılgın olan Michael."
▪︎
"Tüm hayatım boyunca, herkese ve her şeye karşı çıktım, çünkü böylece, kendimi önemli biri gibi hissediyordum."
▪︎
"Kötü değilsiniz. Sadece acı içindesiniz."
▪︎
"Bir hata yaptın tamam mı? Ne olmuş yani? Herkes hata yapar. Hayatına devam et tamam mı?"
"Ne hayatı! Benim hayatım yok! Karanlık içindeyim!"
▪︎
"Ölmek istemiyorsun."
"Sen de istemiyorsun."
"Bana bunun için tek bir sebep ver."
"İki sebep göstereyim: Bugüne kadar gördüğüm herkesten daha iyi tango yapıyor ve Ferrari kullanıyorsun."
▪︎
"Ayakların dolanırsa dans etmeye devam et."
▪︎
"Önemli değil, Charlie. Bugünlerde her ailede bir pislik var."
▪︎
"Vedalaşmalardan nefret ederim."
▪︎
Filmden shazamladığım bir şarkıyı da ekleyeyim: "Emmylou Harris - Evangeline".