Geç kalmışlık hissi, umut, hayal kırıklıkları, pişmanlıklar, suçluluk duygusu, travmalar, adalet, manipülasyon... Bu dizide o kadar çok kavrama yer verilmiş ve her biri o kadar derinden işlenmiş ki ne söylesem eksik kalacakmış gibi hissediyorum. 18 yaşındayken kız arkadaşını öldürmekten idam…devamıGeç kalmışlık hissi, umut, hayal kırıklıkları, pişmanlıklar, suçluluk duygusu, travmalar, adalet, manipülasyon... Bu dizide o kadar çok kavrama yer verilmiş ve her biri o kadar derinden işlenmiş ki ne söylesem eksik kalacakmış gibi hissediyorum.
18 yaşındayken kız arkadaşını öldürmekten idam cezasına çarptırılan Daniel, 20 yıl sonra yeni DNA kanıtlarıyla ölüm hücresinden çıkarılır. Artık 38 yaşında bir adamdır. Serbest bırakılınca karşılaştığı dünya onun bıraktığı gibi değildir. Ailesi bile köklü değişiklikler yaşamıştır. Daniel'ın yeni hayatına alışma sürecine tanık oluyoruz biz de.
Her sezonun yeri bambaşka. Ama bölümler ilerledikçe hem senaryo daha derli toplu hale geliyor hem de karakterler daha da oturuyor. Dizi hem felsefi, hem sosyolojik, hem psikolojik konularda oldukça yerinde tespitler sunuyor. 20 yıl öncesinde işlenen bir çocuk cinayeti, o kadar fazla insanın hayatına dokunuyor ki, etkisi yıllar boyu devam ediyor. Küçük bir kasaba, 16 yaşında öldürülmüş bir kız çocuğu, üstelik cinayeti işleyenin kim olduğu belirsiz. Dizide geçen diyaloglar insanın düşüncelere dalmasına sebep oluyor. Bu da diziyi dikkatli izlemek gerektiğini gösteriyor aslında. Çünkü her bir cümle karakterlerin yaşadığı duygu durumlarını ve düşüncelerini anlamamızı sağlıyor.
Benim izlediğim en ağır tempolu dizilerden biri. Olaylardan ziyade, o anda bulunulan duruma ve duygulara odaklanılmış. Hikaye tek bir karakter üzerinden anlatılmıyor. Yan karakterlere de oldukça yer verilmiş. Her biri detaylıca işlenmiş ve karakter gelişimi çok iyi yansıtılmış. İlk bölümden son bölüme kadar hepsinin kendini bulma yolculuğuna tanık olmak çok özeldi. Her birinin kendiyle alakalı sıkıntıları, çıkmazları, pişmanlıkları vardı. Bunları aşma süreçleri çok detaylı ve olması gerektiği gibi işlenmişti.
Daniel'a gelince, oldukça ilginç bir karakter. 18 yaşında bıraktığı dünyaya 38 yaşında geri dönmesi çelişkili davranmasına sebep oluyor. Gözleri iyi görmediği için doktora gitmek yerine, annesinin onu doktora götürmesini isteyecek kadar çocuk aslında. Ama neticede cinayetten hüküm giymiş bir adam. Suçlu olup olmadığından kendi bile emin değil. Çok fazla konuşmuyor, konuşunca da çoğu zaman karamsar ve bilgece cümleler kuruyor. Hiçbir şeye belirgin tepkiler vermiyor. Bazen de çok şaşırtıcı hamlelerde bulunup ters köşe yapıyor. Aslında nasıl davranacağını bilmiyor, duygularını ifade etmede yetersiz, iletişimi zayıf. Çünkü hayatının yarısından fazlasını beyaz bir hücrede tek başına geçirmiş ve bu süreçte tanık oldukları onda derin izler bırakmış. Umutsuzca ölümü beklerken bir gün özgürlüğüne kavuşuyor. Bu karmakarışık duygulara sahip, yaşadığı travmalardan dolayı gülmeyi bile unutmaya yüz tutmuş adamı izlemek ilginç bir deneyimdi. Doğru zamanda izlenirse dizinin iyileştiren bir tarafı var. Çok dingin, çok gerçek. Bazen bir iş yaparken dalıp gitmek gibi. Gülerken aklımıza gelen şeyle durgunlaşmak gibi. Bu dizi kendi hayatımızda yaşadığımız pek çok duyguya ve ana tanık olabileceğimiz, türünün en iyilerinden bence.