Welton Akademisi'nde yeni eğitim öğretim yılı, hepimizin çok iyi bildiği müdürün açılış konuşması ile başlar. Yıl 1959 yani akademi kurulalı tam yüz yıl geçmiş ama dünyadaki değişime karşın okulun bağlı olduğu kurallar sabittir: "Gelenek! Onur! Disiplin! Mükemmellik!" Öğrencilerin hepsinin üzerinde…devamıWelton Akademisi'nde yeni eğitim öğretim yılı, hepimizin çok iyi bildiği müdürün açılış konuşması ile başlar. Yıl 1959 yani akademi kurulalı tam yüz yıl geçmiş ama dünyadaki değişime karşın okulun bağlı olduğu kurallar sabittir:
"Gelenek! Onur! Disiplin! Mükemmellik!"
Öğrencilerin hepsinin üzerinde ailelerinin ve okulun büyük bir baskısı vardır. Üniversite kazanmak hayattaki tek hedefleridir. Okul başlar başlamaz ödevler, projeler ve dersler tüm ağırlığıyla üstlerine çökmüştür. Yine de 100 yıldır esaslarını koruyan Welton Akademisi'nde bu yıl karşıt bir görüş vardır: Yeni İngilizce hocası John Keating.
"Genç arkadaşlarım" dedi, "bu dizeler Walt Whitman adında bir şair tarafından Abraham Lincoln için yazılmış. Sınıfta bana Bay Keating ya da Hey Reis! Bizim Reis! diye seslenebilirsiniz."
(Ben Real yayınlarından okudum bu kitabı ve orada 'Reis' şeklinde çevirmişler. Sanırım orijinal kitapta 'Captan' diye geçiyor.)
Müfredatı ve çoğu kuralı takmayan Keating, kendine has bir eğitim anlayışı izlemektedir. Ders kitabındaki konuları karışık işlemesi, uygulamalı eğitim şeklinde işlediği dersleri, bazı dersleri sınıf dışında işlemesi bunlardan bazıları. Keating, okulun ilk gününde çocukları onur salonuna indiriyor. Buradaki duvarda asılı olan eski mezunların fotoğraflarına bakmalarını istiyor.
"Çoğu aslında hayatını biraz olsun kendi istediği hale getirebilecek durumdayken, bunu yapmak için iş işten geçinceye kadar beklemedi mi? Başarı denen tanrıyı kovalarken, gençlik düşlerini feda etmedi mi? Bu adamların birçoğu, yabani çiçeklere gübre oldu. Ancak, çok yakından bakarsanız çocuklar, onların fısıldadıklarını duyabilirsiniz. Haydi, yaklaşın, Eğilin. Duyabiliyor musunuz?"
"Carpe Diem" diye fısıldadı Keating, yüksek sesle: "Günü yaşayın. Hayatlarınızı olağanüstü kılın."
"Carpe diem" felsefesini savunan, hayatin yalnizca okul derslerinden ibaret değil de şiir, sanat gibi alanların da değerli olduğunu düşünen Keating; çocukları hayallerinin peşinden gitmeleri konusunda destekliyor.
"Ölü Ozanlar Derneği" ise Keating, Welton'da okurken arkadaşları ile kurdukları gizli bir kulüp. Bu kulüpte okulun bahçesindeki gizli bir mağarada buluşuyorlar ve klasik ya da kendi yazdıkları şiirleri okuyorlarmış. Neil, Todd, Charlie, Knox, Meeks, Pitts ve Cameron; böyle bir kulübün varlığından haberdar olduğunda onu devam ettirmeye karar veriyorlar.
İnsanlardan çekinen Todd başlarda ortamda kendini kötü hissetse de Neil'in desteğiyle yavaşça alışmaya başlıyor. Bay Keating'in konuşmalarından etkilenen Neil ise bir hayalini hatırlıyor: Oyuncu olmak. Bunun peşinden gitmek için, babasından gizli, bir tiyatro oyununa yazılıyor. Knox ise babasının iş arkadaşlarından birinin oğlunun sevgilisine aşık olmuş ve aşk acısı çekmekte. Charlie grubun komik ve deli takılan, Meeks de inek karakteri. Pitts notlarını yükseltme derdinde. C*meron da şerefsizin teki.
Ölü Ozanlar Derneği 'geleneklerini' devam ettirirken bir yandan da kendilerinin farkında olarak karakterlerini güçlendiriyorlar. Tabii böyle bir sisteme hapsolmuşken ne kadar mümkün olursa...
▪︎
Kitap anlatım dili olarak basitti. Yani büyük betimlemeler ve analizlerden çok, konu ve olay ağırlıktaydı. Bazı yerler hızlı ilerledi bence, biraz daha uzun olabilirdi. Keating'in hayatından bahsedebilirlerdi. Tabii yazarın vermek istediği asıl mesaj bunlar olmadığı için detaya girmemesi de mantıklı. Okurken eğlendiğim ve derneğin bir üyesi gibi hissettiren sıcak bir kitaptı. Puanım: 8/10.
▪︎
"Hey Reis! Bizim Reis!"