Spoiler içeriyor
Kursakta kalan heveslere ve o heveslerin bizi dönüştürebileceği hallerimize kafa yoruyor kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dili akıcıydı. Tavsiye ederim. *spoiler* Bu tarz kitapları okurkan sevdiğim şeylerden biri Türkiye'de şahit olmadığım dönemlerdeki, bana uzak olan hayatlara dair bir şeyler okumak.…devamıKursakta kalan heveslere ve o heveslerin bizi dönüştürebileceği hallerimize kafa yoruyor kitap. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Dili akıcıydı. Tavsiye ederim. *spoiler*
Bu tarz kitapları okurkan sevdiğim şeylerden biri Türkiye'de şahit olmadığım dönemlerdeki, bana uzak olan hayatlara dair bir şeyler okumak. 1970 yılında geçiyor ve boşanma sürecinde olan bir kadının yaz mevsimi anlatılıyor. Defne okuyucu için empati yapması kolay bir karakter. Hayatta ne yöne gideceğini bilmiyor, ağzına gelenleri söyleyemiyor. Ve bunu yapabilen biri gelip onun hayatının kontrolünü resmen eline alıyor; Beril. Beril Defne'nin olmak istediği kadın. MS Defne'yi Beril olarak hayal ediyor Defne. Bir de kocasının ona taparcasına olan sevgisi bu isteği körüklüyor, Beril'in kocasından hoşlanmaya başlıyor. Sahir. Sahir de kafasını karıştırıyor Defne'nin. Bu noktada Defne hevesinin peşinden gitmek istese de arkadaşına ihanet etmek istemiyor. Hatta Sahir'den daha çok seviyor Beril'i. Bunu da belirtiyor. Hayatına giren bu karmaşa onu yormuyor aksine eski monotonluğuna dönmek istemiyor Defne. Eski eşine yani.
Yaz boyu eski hayatı ve şimdi hayati arasında git geller yaşıyor. Birbirleriyle kıyaslıyor ikisini. Kafası karışık. Sonunda eski hayatını seçiyor, çok imrendiği insanların da kendisi kadar kusurlu olduğunu gördükten sonra. Soğuyor hepsinden. Beril'in son isteğini yapmıyor. Yapmak istiyor belki. Ama olmuyor, hevesinin önünde kimse olmamasına rağmen belki de içsellestirdiği için Beril'i yapmıyor, Sahirle yatmıyor. Tüm yaz bunu istemişti oysaki. Kızdım biraz Defne'ye ama düşününce, kimse gelecekte ne olduğunu tam bilemez ki. Olaylar bazen biz bir şey yapamadan gelişiyor biz içinde olsak bile. Hele Defne'nin şekillendiren değil etkilenen taraf olduğunu düşünürsek... Yine de yatmalıydı bence. Ki kendisi de böyle düşünüyor. O yazın sonunda, o hisler ve bakışmaların sonunda sevişeceklerini yoksa bütün bunların boş olacağını düşünüyordu. Belkiye atıyordu hep. Belkibirgün belediyesine.
Sonunda hepsi bir yoldan gidiyor. Hepsinin yolu ayrı. Başa dönüyoruz. Sahir'in ölüm haberi ulaşıyor Defne'ye. Pişman oluyor. Hatırlayınca keşke yapsaydım diyor ve belki Defne'nin de ölüm haberini alıyor Sahirle birlikte. Artık ihtimal bile kalmıyor.
Kitabın sonunda bir kere sevdiğini kalbinden atamazsın kısmı beni düşündürdü. Ben de buna inanmak istiyorum, her ne kadar böyle olmayacağını biliyor olsam da bir noktada. Defne gibi aklımda yaşattığım tanımların gerçeklik tarafından bozulmasını istemediğimden olabilir. Yine de kitap farkında, bazı ilişkiler biter ve insanlar birbirlerinden soğur. Bunun nasıl ve ne zaman olduğuna bir çizgi çekmiyor ama karmaşıklığını hissettiriyor.
İnsan ilişkilerine odaklanıyor. Kendiyle veya başkalarıyla. Başta tüm kitabı özetlemiş ama başları okurken asla kitabın içine giremem ve hicbir şey anlamam o yüzden kaçırmışım çogu seyi. İyi de olmuş. Bitirince tekrar döndum bir şeyler olduğunu hatırlayıp. Şaşırtıcıydı. Başlarda bir sayfanın daha altını çizmiştim fakat hatırlsmıyorum.