"Şiddete şiddetle karşılık verirsek en sonunda canavara dönüşürüz." "Her şeyin bir değeri vardır, diğerlerinin sizin değerlerinizi belirlemesine izin vermeyin." Yine sırf Gun oynuyor diye başladığım başka bir diziden merhabalar. Öncelikle şunu söylemeliyim ki diziye dair hiçbir beklentim yoktu. Yavaş yavaş…devamı"Şiddete şiddetle karşılık verirsek en sonunda canavara dönüşürüz."
"Her şeyin bir değeri vardır, diğerlerinin sizin değerlerinizi belirlemesine izin vermeyin."
Yine sırf Gun oynuyor diye başladığım başka bir diziden merhabalar.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki diziye dair hiçbir beklentim yoktu. Yavaş yavaş izlerim diye düşünüyordum ama o kadar hoşuma gitti ki her bölümden sonra sonraki bölümü merak ederken buldum kendimi. Belki hiç beklentim olmadığı için böyle hissetmiş de olabilirim bilmiyorum ama oyunculuklar bazı yerlerde daha iyi olsaydı kesinlikle favorilerime girerdi ondan eminim.
Konusu, işlenişi, verilen mesajları ile çok güzel bir diziydi. Toplumun dayattığı normlar, zengin - fakir arasındaki çizginin insan hayatındaki etkileri, doğru ebeveynlik, aileleri tarafından sevilmeyen çocuklar, kadın hakları gibi bir sürü konuya değinilmişti. Her karakterin geçmişini görüp onların yaptıklarını doğru bulmasak da hiç olmazsa empati kurmamızı iyi sağlamışlardı. Çok güzel karakter gelişimleri sundular bize, sağlıklı arkadaşlıklar kurdukları sahneleri tebessümle izledim.
Dizide Nai ve Tibet karakterlerini canlandıran oyuncular F4 den. F4'ü kafama silah dayasalar öyle izlerim düşüncesinde olduğum için oyunculukları nasıl merak ediyordum. İkisinin de tekrar bir projede oynaması işime geldi görmüş oldum. Oyunculukları ağlama sahneleri hariç idare ederdi. Karakterleri tam bir İstanbul beyefendisi gibiydi benim için. Özellikle Nai'nin White'ın yanındaki halleri çok güzeldi çok yakıştırdım ikisini. Umarım başka projelerde de bir araya gelirler.
Pennueng'u canlandıran oyuncunun performansı da ayrı bir güzeldi. Kendisinin izlediğim ilk projesi Home School ama son olmayacak o kesin. Özel bir durumu olan bir karakteri bu kadar iyi canlandırmak oyunculuk ister.
Dizide benim favori karakterim olan kadın oyuncu White idi. Maki'nin liderliğinde ve daha çok onun yaşadıklarını görsek de White'ın karakteri tam bir kraliçeydi. Dediğim gibi Nai ile olan uyumları da çok güzeldi.
Vee gelelim Gun'a. Yani dizideki adıyla Run'a. Bu çocuk bizi kendi sahnelerine kilitlemeyi çok iyi başarıyor. O güldüğü zaman biz de gülüyoruz, o ağladığı zaman bizim de içimiz acıyor, o sinirlendiği zaman biz de öfke doluyoruz. Yani en azından bende öyle oluyor. Çok daha farklı senaryoları hak ediyor çünkü ona ne verilse altından kalkacağını biliyorum.
Yetişkin olan oyuncuların (yani dizideki masterların) oyunculukları da güzeldi. Hatta fazla güzeldi (neden böyle dediğimi spoilerlı alanda anlatacağım.)
Dediğim gibi ben çok beğendim, izlemenizi de öneririm.
Spoilerlı kısım ‼️
Herifin adını unuttum ama sürekli kıs kıs gülen, biraz bizim Türklere benzeyen bir master vardı ya, o adam nasıl oynadı be, o nasıl bir psikopatlıktı, karakterinden nefret ettirdi bizi vay be.
Master Amin hasta olduğundan beri adamı hipnoz ediyormuş. Biz de diyoruz bu home school nasıl hem bu kadar çocukları düşünen ama aynı zamanda amacıyla ters düşen bir yer olabilir diye.
Master Amin şiddete şiddetle karşılık vermeyi değil, onlara gerçek aile sevgisini vermeyi amaçlıyordu. Şiddetin hiçbir şeyi çözmeyeceğini, yanlızca bizi daha da kötü yaptığını anlatmaya çalışıyordu.
Spoilerlı alanda bahsetmem gereken bir başka oyuncu Master Amin'in gençliğini canlandıran sevgili Archen Aydın idi. Evet kendisinin soy ismi Türkçe çünkü üvey babası Türk ve kendisi 10 sene falan Türkiye'de yaşamış. Çok da güzel türkçe konuşuyor maşallah.
Dizide konuk oyuncu gibi bir şeydi ama çok iyi oynadı o kısa rolünü. Ayrıca ayrı bir yakışıklılık da gelmişti yüzüne. Daha çok projesini görmek isterim onun da.
Toparlarsam izleme listenizde varsa bekletmeyin derim. Bazı yerlerdeki oyunculuklar hoşunuza gitmeyebilir ama onu da öyle kabul ettik artık. Herkes Gun gibi değil ya. (Tüm bu yazıyı Gun'a olan hayranlığım için yazmadım tabii ki de ne münasebet.)