'' Bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. Kendini-nasıl demeli? - dayanıklı hissetmiyorsun artık: Sana bugüne kadar güç veren-öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun- yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini hissettirmeye başlıyor. '' ''…devamı'' Bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. Kendini-nasıl demeli? - dayanıklı hissetmiyorsun artık: Sana bugüne kadar güç veren-öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun- yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini hissettirmeye başlıyor. ''
'' Artık hiç bir şey istememek. Bekleyecek bir şey kalmayacak kadar beklemek. Avare dolaşmak, uyumak... ''
'' Kayıtsızlığın ne başlangıcı vardır, ne de sonu; değişmez bir durumdur kayıtsızlık; bir ağırlık, hiçbir şeyin sarsamayacağı Br kıpırtısızlık, bir cansızlık.
...
Kayıtsızlık dili geçersiz kılıyor, işaretleri anlaşılmaz hale getiriyor. Sabırlısın ama beklemiyorsun, özgürsün ama seçmiyorsun, müsaitsin ama hiçbir şey seni harakete geçirmiyor. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey taleb etmiyor, hiçbir şey dayatmıyorsun. Hiç dinlemeden bakıyor, hiç bakmadan görüyorsun: tavanlardaki çatlakları, parkının dilimlerini, yer kartlarının desenlerini, gözlerinin çevresindeki kırışıklıkları, ağaçları, suyu, taşları, geçen arabaları, gökyüzündeki bulut şekilleri çizen bulutları. ''
'' Mutsuzluk üzerine atılmadı, üstüne çullanmadı; yavaşça sızdı, neredeyse tatlılıkla sokuldu. Büyük bir dikkatle yaşamına, hareketlerine, saatlerine, odana işledi, uzun süre gizli tutulmuş bir hakikat, reddedilmiş bir gerçeklik gibi; direşken ve sabırlı, incecik, zorlu mutsuzluk... ''
'' Ama çıkış yok, mucize yok, hakikat yok. Kabuklar, zırhlar. Her şeyin başladığı, her şeyin durduğu o boğucu günden beri.''
''Yaşamını bir saat gibi kuruyorsun, sanki kendini kaybetmemenin, tamamen dibe vurmamanın en iyi yolu kendini gülünç işlere vermek, her şeyi önceden kararlaştırmak, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmamakmış gibi. Yaşamın tıpkı bir yumurta gibi dışa kapalı, pürüzsüz, yuvarlak olsun; hareketlerin her şeyi senin adına kararlaştıran, seni sana rağmen koruyan değişmez bir düzen tarafından saptansın. ''
'' Sanki her an, gösterdiğin en ufak gevşekliğin seni hemen çok ötelere sürüklemesini bekliyormuş gibisin. Sanki her an, kendine şöyle deme ihtiyacını duyuyormuş gibisin: Bu böyle, çünkü ben böyle istedim; ben böyle istedim yoksa ölürüm. ''
'' Yalnızlığın bir şey öğretmediğinden, kayıtsızlığın bir şey öğretmediğinden başka hiçbir şey öğrenmedin. Bu bir aldatmacaydı, gözalıcı ve tuzaklı bir yanılsamaydı. Yalnızdın, hepsi bu, ve kendini korumak istiyordun; dünyayla senin arandaki köprüler sonsuza kadar atılsın istiyordun. Ama sen bir hiçsin, dünya ise öyle kocaman bir sözcük ki: Büyük bir şehirde başı boş dolaşmaktan, bir kaç kilometre uzunluğundaki cepheler, vitrinler, parklar ve rıhtımlar boyunca yürümekten başka bir şey yapmadın hiç.
Kayıtsızlık işe yaramaz. İsteyebilir veya istemeyebilirsin, ne fark eder! Bir parti tilt oynamak yada oynamamak;nasıl olsa biri aygıtın deliğine bir yirmi beşlik atacak. Her gün aynı yemeği yemekle kararlı bir haraket yaptığını sana bilirsin. Ne var ki reddedilişin işe yaramaz. Yansızlığın hiç bir anlam taşımaz. Cansızlığın öfkem karar abes.
Kayıtsız bir halde caddelerden geçtiğini, yürüdüğünü, şehirde ikide bir yön değiştirdiğini, kalabalıkların yolunu izlediğini, gölgelerin ve çatlakların oyununu kavradığını, çözdüğün sanıyorsun.
Ne var ki hiçbir şey olmadı; hiçbir mucize, hiçbir patlama. Birbiri ardınca sıralanan her bir gün, gülünç çabalarındaki ikiyüzlülüğü ortaya sermekten, sabrını aşındırmaktan başka işe yaramadı. Zamanın tamamen durması gerekirdi, ne var ki hiç kimse zamana karşı savaşacak kadar güçlü değil. Hile yapabildin, zaman kırıntıları, saniyeler kazanabildin...
Zamanı unutur gibi yapabildin, geceleyin yürüyüp gündüz uyuyabildin: ama onu hiçbir zaman tamamen aldatamadın.
Uzunca bir süre kendine sığınaklar kurup yıktın: düzen ya da eylemsizlik, başıboş sürüklenme ya da uyku, geceleyin devriye gezmeler, yansızanlar, gölgelerin ve ışıkların kaçışı. Daha uzun bir süre kendine yalan söylemeyi sürdürebilirsin belki. Ama oyun bitti, büyük çelik ertelenmiş yaşamın yalancı sarhoşluğu bitti. Dünya yerinden kıpırdamadı ve sen değişmedin. Kayıtsızlık seni farklı kılmadım.
Ölmedin. Delirmedin.''