Spoiler içeriyor
Sabahattin Ali'den okuduğum ikinci kitap, ilk okuduğum kitabı olan Kuyucaklı Yusuf gibi bu da çok güzeldi. Nedense beğendiğim şeyleri açıklamakta zorlanırım ama bir deneyelim bakalım. Kitap 42. sayfaya kadar ana karakter Raif'in iş yerinde çalışmaya başlayan bir başka memurun ağzından.…devamıSabahattin Ali'den okuduğum ikinci kitap, ilk okuduğum kitabı olan Kuyucaklı Yusuf gibi bu da çok güzeldi. Nedense beğendiğim şeyleri açıklamakta zorlanırım ama bir deneyelim bakalım.
Kitap 42. sayfaya kadar ana karakter Raif'in iş yerinde çalışmaya başlayan bir başka memurun ağzından. Önce bize Raif'in dışarıdan insanlara nasıl göründüğünü, insanlarda bıraktığı ilk izlenimi vermek için böyle yapılmış sanırım. Ve bence çok da güzel olmuş. Yavaş yavaş, memurla beraber biz de Raif'i tanımaya başlıyoruz, hayatına giriyor, ailesini görüyoruz. Ancak karakteri sebebiyle biz onun kafasının içine girmeden ancak bir yere kadar onu anlayabiliriz. Bu sebepten 42. sayfadan itibaren Raif'in geçmişini anlatmasını okuyoruz ve onu tanımaya başlayıp kafasının içine girmiş oluyoruz.
Raif, tanınmaktan, anlaşılmaktan çok korkan birisi. O kadar ki bu korku kimsecikler görmeyecek olsa da bir şeylerde kendisinden izler bırakmaktan şiddetle kaçınıyor. O yüzden onu kendi ağzından dinlemedikçe anlamak pek mümkün değil.
Raif gibi olmak çok acı verici olmalı. Hepimizin bir dereceye kadar çekinceleri ve duvarları olsa da Raif kadar olamaz. Ve yalnızlık, anlaşılmamak; anlaşılmaktan bu derece kaçınan biri için bile çok zor. Zaten kaçınmasından sebep kimsenin onu anlamayacağını düşünmesindendir.
"Zaten muhitimden uzak duruşumun, vahşiliğimin bir sebebi de kitaplarda tanıştığım ve benimsediğim insanları muhitimde bulamayışım değil miydi?" (s. 47, Raif'in ağzından)
"Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim." (s. 47)
Raif, gerçekte bulamadığı hayatı kitaplarda arıyor. Veyahut o kadar alışmış ki bu şahane hayatlara gerçeklerin sıradanlığı artık onu tatmin edemiyor. Ve nolursa olsun asla bu hayatta yaşamaya değer kıymetli şeyler bulamayacağını düşünüyor. Ancak bir gün Kürk Mantolu Madonna'sı Maria ile tanışıyor.
İşte bu noktada sonunda kendisini anlayacak birini buluyor, yakın olmak isteyeceği birini...
Maria, biraz kafası karışık biri. Ve bana kalırsa biraz fazla aceleci. Aşık olmak için birini arıyor, tabii bu biraz benim basite indirişim de olabilir. Ama kısaca o da yanında kalmak isteyeceği bir liman arıyor. Ama bulamayacağına şartlanmış gibi. Maria hakkında yorum yapmak biraz zor çünkü dediğim gibi biraz kafası karışık biri.
Raif ve Maria vakit geçiriyor, inişli çıkışlı zamanlardan geçiyor ancak hayat bu ya bazen her şey mükemmel olamıyor.
Ne Raif ne de Maria olması kolay kişiler değiller. Onlar gibi olmak hiç de iyi değil.
Sonu ve gidişatı kalp yoran cinsten. Tek diyebileceğim ne Maria ne de Raif olmak istemezdim. Ama onları kalpten sevdim.
📎 İçinden geçenleri söyleyememek, en kuvvetli, en derin, en güzel taraflarını müthiş bir kıskançlık ve itimatsızlıkla saklamak cihetinden onu kendime benzetiyordum. (s.50)
📎Onda Halit Ziya'nın Nihal'inden, Vecihi Bey'in Mehcure'sinden, Şövalye Buridan'ın sevgilisinden ve tarih kitaplarında okuduğum Kleopatra'dan hatta mevlit dinlerken tasavvur ettiğim, Muhammed'in annesi Âmine Hatun'dan birer parça vardı. O benim hayalimdeki bütün kadınların bir terkibi, bir imtizacıydı* (s. 51, *karışımı)
📎Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu? (s. 68)
Ve son olarak, bana kalırsa Maria ve Raif'in özeti o diyalog:
🔖"Sakın siz de başka erkekler gibi düşünmeyin..." dedi. "Sözlerime başka manalar vermeye kalkmayın... Ben hep böyle apaçık konuşurum... Bir erkek gibi... Zaten birçok taraflarım erkeklere benzer... Belki de bunun için yalnızım..."
Beni baştan aşağı uzun zaman süzdü. Birdenbire: "Sizde de biraz kadınlık var..." dedi. "Şimdi farkına varıyorum... Belki de bunun için ilk gördüğüm andan itibaren sizde hoşuma giden bir şey bulduğuma hükmettim... Sizde genç kızlara mahsus bir hâl var..."
Bu kısmı okuduğumda dedim ki evet, sahiden de Maria bir erkek gibi, Raif ise bir kadın gibi mizaca sahip. Ve bu inanılmaz bir uyum sağlıyor, başkalarında arayıp da bulamadıkları uyumu...
Popüler olduğu zaman okumamıştım ama iyi ki o zamanlar okumamışım da şimdi okumuşum. Zamanı bu zamanmış. Gerçekten çok güzeldi. Zaten edebiyat denince verebileceği en az şey bile hep en güzelidir.
10/10