Spoiler içeriyor
!!! Bu yorum, üzerine yazılan filmin başından sonuna kadar genel bir panaromasını içermektedir. Okuyacak olanların öncesinde filmi izleyip daha sonrasında bu yazıyla muhatap olmalarını tavsiye ederim. "We Are Not Safe Here", izlediklerim arasında Cristopher Cox'un en iyi eseri olarak nitelendirebilirim.…devamı!!! Bu yorum, üzerine yazılan filmin başından sonuna kadar genel bir panaromasını içermektedir. Okuyacak olanların öncesinde filmi izleyip daha sonrasında bu yazıyla muhatap olmalarını tavsiye ederim.
"We Are Not Safe Here", izlediklerim arasında Cristopher Cox'un en iyi eseri olarak nitelendirebilirim. Bilmeyenler için, Cristopher Cox, YouTube'da uzun yıllardır kısa korku filmleri yayınlayan bağımsız bir yönetmendir. Bu filminde Cox, kamp yapmak için ormana giden üç gencin, kamp yaptıkları bölgeyle özdeşleşmiş "La Mimica" adında ürkütücü bir yaratığın efsanesiyle yüzleşmesini anlatıyor. İncelemeye başlamadan önce, ucuz korku filmlerinin klişeleşmiş unsurlarından biri olan sürekli arka planda çalan klasik gerilim/korku müziklerinin bu filmde bulunmadığını belirtmek gerekir. Ayrıca, ucuz korku filmi klişelerinden biri olan ve tansiyonu artırmak amacıyla kullanılan öngörülebilir jumpscare örnekleriyle de karşılaşmayacaksınız. Bunun yerine, dozunda ve yerinde kullanılan korkutucu tınılarla cesur ve akıllıca bir ses tasarımı ve başarılı jumpscare örnekleriyle karşılaşacaksınız.
Yaklaşık 12 dakika süren bu kısa film iki sekans halinde sunuluyor. İlk bölümün başlangıcında, film boyunca bize eşlik edecek kamp anlatısı için fazlasıyla uygun ama aynı zamanda filmin ana temasındaki tekinsizliği de hissettiren bir gitar solosuyla başlıyor. Devamında, insan sesi ve diğer sesleri taklit ederek kurbanlarını avlayan "La Mimica" isimli canavarın hikayesini Ian isimli karakterden, birlikte kamp yaptığı iki arkadaşına ateş başında anlatmasıyla görüyoruz. Bu noktada, filmin esas korku unsurunun kökeni ve kendisiyle ilgili bilgileri, kamp temalı korku filmlerinde sıkça karşımıza çıkan bir korku klişesi olarak, ateş başında canavarın kurbanları tarafından anlatılması yoluyla seyircilere aktarmayı seçmiş Cristopher Cox. Bu sırada, bizimle birlikte hikayeyi dinleyen diğer iki arkadaş, Matt ve Alex’e, ayrıca onların tepkilerine odaklanıyoruz. Matt, hikayeye daha gevşek ve umursamaz bir bakış açısıyla yaklaşan bir karakterken, Alex'in tam tersi şekilde hikayeyi ciddiye alan ve gerçekten etkilenen bir karakter olduğu izleyiciye sunuluyor. Zaten filmin ikinci sekansı da bu iki karakterin perspektifine odaklanılarak devam ediliyor. İlk sekansın bitiminde anlatıcı karakterimiz Ian'ın hikaye üzerinden arkadaşlarına kurguladığı şakaya da şahit olduktan sonra filmin ilk kısmını bitirmiş oluyoruz.
Ateş başında bir süre daha vakit geçirdiğini gördüğümüz arkadaşların çadırda uykuya çekildiğini görüyoruz ikinci sekansın başlangıcında. Bu sırada anlatıcı karakterimiz Ian, bir tuvalet ihtiyacı için çadırı terk ediyor ve esas olaylar silsilesi bundan sonra başlıyor. Ian'ın çadırdan ayrılmasından sonra fazlasıyla uzun bir zaman geçtiğini anlayan diğer iki arkadaş, bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başlıyor. Tam o sırada, çadırın dışından gelen seslere ve dışarıdan bir şeyin çadıra temaslarına, çadırın içindeki iki arkadaşın gözünden şahit oluyoruz. Mevzu bir süre daha devam edip çadır ekibimiz iyice tırsarken, dışarıdan bir ses yükseliyor. Görünüşe göre, ilk sekansın anlatıcı kahramanı ve şakacısı Ian, yine önceden hazırlanmış bir şakayla arkadaşlarını kandırmaya çalışmış. Daha sonrasında, çadırın dışındaki ses, içeri girmeyi reddederek, içerdekilerden çadırın girişini açmalarını istiyor. Bu noktada, bizi çadırın içindekilerle aynı ikileme sokacak ürkütücü bir durumun ortasında buluyoruz. Dışarıdan gelen ses gerçekten Ian'ın sesi mi? Yoksa insan yiyen yaratık "La Mimica" çadır içerisindekilere ölümcül bir oyun mu oynuyor?
Filmin ikinci sekansının sonuna kadar bu soruyla baş başa kalıyoruz. Ben şahsen filmin esas kilit bölgesi olan bu kısmı gayet iyi kotardıklarını düşünüyorum. Filmin bu kısmında çadır içerisindekiler ile dışarıdaki 'şey' arasındaki iletişim gayet doğal ve gerçekçi bir şekilde yansıtılıyor; yani bütün süreç gayet muhtemel bir düzlemde ilerliyor. Ta ki filmin sonuna kadar... Canavarın varlığı üzerinden ortaya çıkan bu ikilem, bir gerilim malzemesi olarak ucuz numaralara başvurulmadan çok iyi kullanılmış. Filmin sonunun da gayet başarılı bir jumpscare örneği ile tamamlandığını düşünüyorum.