Gelelim tarihin en iyi dizisi kabul edilen Taht Oyunları'na. Asıl adı Buz ve Ateşin Şarkısı olan evrenin ilk kitabı Taht Oyunları olduğu için, dizinin adı Taht Oyunları oldu. Seri, henüz dizi mi yoksa film mi olacağının belirsiz olduğu zamanlarda George…devamıGelelim tarihin en iyi dizisi kabul edilen Taht Oyunları'na. Asıl adı Buz ve Ateşin Şarkısı olan evrenin ilk kitabı Taht Oyunları olduğu için, dizinin adı Taht Oyunları oldu. Seri, henüz dizi mi yoksa film mi olacağının belirsiz olduğu zamanlarda George R.R. Martin tarafından yazılmaya devam ediyordu. HBO ile anlaşıldı ve film serisi yerine dizi olmasına karar verildi. Ancak kitaplar henüz bitmemişti. Martin'in yazması gereken iki kitap daha vardı. Hâlâ bu kitaplar yazılmış değil. Asıl mevzu burada başlıyor. Kaynak materyal olan kitaplar bitmediği için, dizi 5. sezon bittiğinde senaryosuz kaldı. Yani buradan, 6-7-8. sezonların vâr olmaması gerektiğini çıkartabiliriz. Kitapların maalesef bitirilmemiş olması ve dizinin şöhreti yüzünden çekimler hızla devam etti, senaryo bulandı. Bu yüzden final sönük ve hayal kırıklığı oldu.
Taht Oyunları dizisinin tarihin en iyi dizisi olduğunu söylemek isterdim, keşke final ve finale giden yol böyle olmasaydı. Eğer George R.R. Martin, Kış Rüzgarları ve Bahar Rüyası kitaplarını bitirmiş olsaydı; HBO aceleci davranmayıp bölümleri azaltmasaydı şu an dizi belki de devam ediyor olacaktı. En kötü ihtimalle 10. sezonda bitecekti.
Elimizde kalan dizi için konuşacak olursam; ilk beş sezon her türlü övgüyü, ödülü ve sevgiyi hak ediyor. Başyapıt. Senaryosuz yazılan 6. sezon bile başarılı ancak çöküş 7. sezonda başlıyor. Karakterlerin ışınlanma derecesinde yer değiştirmesi, Sur'un kuzeyine intihar görevine gidilmesi normalde olacak iş değil. Favori karakterim Jon Snow bile kısa zamanda inanılmaz değişiyor. Sanki bambaşka bir karaktermiş gibi. Tüm fanların ve izleyicilerin ilk sezondan beri beklediği Uzun Gece olayı ise sekizinci sezonun en komik olaylarından birisine dönüşüyor. Spoiler vermemek için detay vermiyorum. Ama ilk beş, bazen altıncı sezonu tekrar tekrar izlerim, asla da sıkılmam. Mekanlar, diyaloglar, karakter gelişimleri, savaşlar, Orta Çağ temalı sahne dizaynları... Saymakla bitmeyecek bir görsel şölen sunuyor dizi. Fantastik ögeleri de unutmamak lazım. Buz ve Ateşin Şarkısı'nda anlatılmayan olaylar dizinin yirmi katı büyüklüğünde, tek sorun kitapların bitmemiş olması. George R.R. Martin'in kitapları ölmeden önce bitirmesi gerekiyor.
İzlemeyenlere önerim, ilk olarak kitapları daha sonra dizileri (Game of Thrones, House of Dragon, A Knight of Seven Kingdoms) bitirmeleri. Dizilerden başlarsanız da bir sorun olmaz. Ve unutmayın, kış geliyor.
9,5/10