Spoiler içeriyor
Kitap, Sparta kralı Lykurgos'un kendi ideal devletini kurmak için yaptığı hamleler ve kurduğu stratejileri anlatıyor. Bu hamleler ve stratejiler "Lider olunmaz lider doğulur" sözünü kanıtlar nitelikte. Lykurgos ülkesine yenilikler getirmeden önce diğer yönetim şekillerini inceliyor, Girit'ten Anadolu'ya kadar gezintiye çıkıyor.…devamıKitap, Sparta kralı Lykurgos'un kendi ideal devletini kurmak için yaptığı hamleler ve kurduğu stratejileri anlatıyor. Bu hamleler ve stratejiler "Lider olunmaz lider doğulur" sözünü kanıtlar nitelikte.
Lykurgos ülkesine yenilikler getirmeden önce diğer yönetim şekillerini inceliyor, Girit'ten Anadolu'ya kadar gezintiye çıkıyor. Karşılaştırmalar yapıyor, hoşuna giden kuralları, stratejileri kendi ülkesine uyarlamaya karar veriyor.
Yönetimin baskıyla olamayacağını, istediği ideal devletin ancak eğitim yoluyla insanların hayatına entegre edilebileceği savını ortaya atıyor. Nitekim öyle de yapıyor. Erkek çocuklar 7 yaşından itibaren asker olarak yetiştirilmek üzere eğitiliyor. Ama bunu baskıyla değil de sanki hayatın doğal akışında böyle yaşamak gerekiyormuş fikrini aşılayarak yapıyorlar. Örneğin çocuklara çok az yemek yeme izni veriyorlar. Bunun sonucunda çocuklar küçük yaşlardan itibaren açlıklarını gidermek için ekmek çalma eğilimi geliştiriyorlar. Fakat hırsızlık için çok ciddi cezalar mevcut. Böylece çocuklar hem karınlarını doyurmak hem de hırsızlıktan ağır cezalara çarptırılmamak için çeşitli yöntemler geliştiriyorlar. Aslında kendilerini koruma amacıyla bir asker kadar güçlü ve zeki olmak zorunda bırakılıyorlar. Böylece çocuklar küçük yaşlardan itibaren savaşa hazır yetiştirilmiş oluyor. Üstüne üstlük bebeklerin doğduklarında asker olamayacak kadar sağlıksız oldukları fark edilirse yaşamalarına izin verilmiyor. Nitekim çocuklar ailenin değil devletin sayılıyor.
Eşitsizliği gidermek amacıyla toplumun bir arada yemek yemesi sağlanıyor. Böylece birinin diğerinden daha fazla ya da daha kaliteli yiyecekler yemesi önlenmiş oluyor. Ayrıca zenginlik-yoksulluk ayrımını da yok etmek için mallar eşit paylara bölünüyor ve halka dağıtılıyor. Taşınabilir mallarını vermek istemeyen yurttaşların bunu dile getirmesi sonucunda ise gümüş ve altın kaldırılıyor yerine yalnızca madeni para getiriliyor. Üstelik paraların ağırlığına kıyasla değeri o kadar az oluyor ki, diğer ülkelerden alışveriş yapmak neredeyse imkansız hale geliyor. Böylece hem dış ülkelerle bağlantı neredeyse sıfırlanmış oluyor hem de halk bu değersiz ve taşıması da saklaması da zor olan paraları gereği dışında istemiyor.
Bahsettiklerimin dışında daha birçok detay var. Ancak genel olarak bakıldığında Lykurgos ve Platon'un ideal devleti birbirine oldukça benzer diyebilirim. Örneğin kadın-erkek eşitliği konusunda benzer bir tavır içindeler. Lykurgos diğer devletlerin aksine kadınlara oldukça fazla haklar veriyor ve onların özgürlüğünü önemsiyor.
Lykurgos genel anlamda erdemli ve halkın esenliğini düşünen bir lider olarak anılıyor. Halkın onun buyruklarını yerine getirmesinin sebebi de bu erdem sahibi tavırları ve halka verdiği güven olarak görülüyor. Kritik zamanlarda yaptığı hamleler ve çözüm odaklı oluşu da oldukça dikkate değer özellikler.
Evliliğe bakış açısı, bebekleri ölüme terk etmeleri ve birkaç şey dışında yönetimde benimsenen tutumu akıllıca buldum diyebilirim. Normal şartlarda Sparta'nın diğer devletlerle bağlantısının sınırlandırılması da benimsemeyeceğim bir tavır olurdu, özgürlüğün çok dışında gelirdi bana. Ama burada ki tutumun kaynağı Sparta'nın zaten çok refah bir devlet olduğu, diğer devletlerle bağlantıya gerek olmadığı yönünde. Yani Lykurgos öyle bir yönetim şekli benimsiyor ki halk kendi ülkesi dışında bir yere ihtiyaç duymuyor.
Bunların dışında Lykurgos'un ölüm şekli de dikkat çekici noktalardan biri. "Bir kralın ölümü de halkına fayda sağlamalı" düşüncesiyle kendisini açlıktan öldürmeyi uygun görüyor. Üstelik bunu ülkesinin dışında bir yerde gerçekleştiriyor. Kendisini açlığa mahkum edip hayatına son vereceğini bilmeyen yurttaşlarından da, kendisi dönene kadar yönetim şeklinin aynı kalması yönünde yemin alıyor. Ayrıca bir rivayete göre de öldüğü yerde yakılmasını istiyor ki, Sparta'ya kemikleri gönderilirse yurttaşları, "Kral geri döndü" düşüncesiyle yönetimde değişikler yapmasın.
Lykurgos'un yaşamını ve benimsediği yönetim şeklini anlatan, çok kısa görünse de genel hatlarıyla yeterli bulduğum bu kitabı özellikle felsefe ile ilgilenenler için çok ideal buldum. Birçok kitaba göre okuması daha kolay. Fakat çok fazla karakterden ve bilinmeyen kavramlardan bahsediyor. Ancak sayfaların altında bunların açıklamaları da yapılmış. Dolayısıyla çok kısa sürede geniş bilgiler sunan ve okuyanı memnun edeceğini düşündüğüm bir kitap.