Spoiler içeriyor
23 yaşımda dünyada mutluluk olmadığını öğrendim. Meğer bizim mutluluk diye kendimizi avuttuğumuz şey bir yanılsama bir oyalanma imiş. Yanlış bir dönemde izlemiş olabilirim bu filmi kendi psikolojim açısından söylüyorum bunu. Ülkemin gündeminde türlü türlü şeyler açığa çıkarken birde bu kahredici…devamı23 yaşımda dünyada mutluluk olmadığını öğrendim. Meğer bizim mutluluk diye kendimizi avuttuğumuz şey bir yanılsama bir oyalanma imiş.
Yanlış bir dönemde izlemiş olabilirim bu filmi kendi psikolojim açısından söylüyorum bunu. Ülkemin gündeminde türlü türlü şeyler açığa çıkarken birde bu kahredici filmi açıp izlemek doğru muydu? Ağlamak için açtım bu filmi aslında ağlayamıyordum uzun zamandır, içimdekileri dökmek istemiştim ama yeni yeni dertler edindim.
Belki de tam sırasıydı bu filmi izlemenin 2024 yılında, bu filmin çekilmesinin üzerinden 20 yıl geçtikten sonra hala; daha kötüsüyle yaşanırken savaş denilen dünyanın illeti, kapitalizme boyun eğerken elimden gelen tek şeyi de aksatarak yaparken kendime ders oldu.
Ne diye hukuk okudum diye sorarken kendime her gün bir kere daha üstüme düşen vazifelerin altında ezildim. Yine gelmedi elimden bir şey. Kendimi önemli biri sanarken bende bir sürüye kapıldığımı fark ettim.
Savaşı eleştiren bu filmin savaşın yaşanmasının başrolü olan ülkeler tarafından ödüllere layık görülmesi, övgülerle karşılanması ne büyük bir trajikomik. Ne büyük bir denklem şu yaşadığımız dünya, ne absürt şeyler.
Bunlara akıl sır erdirememek, anlamak, farkında olmak ve boyun eğmek..
Bu film benim hayatımda izlediğim en ağır filmdi. Kötü olan şey ise bunların bir filmden ibaret olmaması. Avutamaması insanın kendisinin bu bir film zaten diye.
Yıllar sonra başrollerden olan Hengov’un sokakta mendil satarken görüntülenmesi.. Nasıl inanır ki insan bu dünyada cennet olduğuna, “Sonra da siz daha şüphe mi ediyorsunuz?”6/2
Bu filmi izlemek, izleyebilmek her yiğidin harcı değildir, kanımca. Gerçeklerle bu kadar yüz yüze olabilmeyi herkes kaldıramaz çünkü. Tüm dünya göz yumarken Filistin’de olanlara, birkaç dakika düşünmek zor gelir insanlara. Bu dünya böyledir işte, akıl sır ermez.
“Tüm adaletsizlikler, kazalar, yoksulluklar sona erecek. Sizin en iyi dostunuz biziz. Bu ülkeyi cennete çevireceğiz. Üzüntülerinizi sona erdirmek için buradayız. Dünyadaki en iyiler biziz.”
Agrin’in derebaşındaki bakışları gözümün önünden gitmiyor. Orada intihar etmeye kalkıştığında çocuğunun bir silüetini görmesi. Ne onunla ne onsuz yapabilmesi. Abisinin kolları yok, bakamaz diye oğlunun da canına kıyması. Çok aramasınlar diye ayakkabılarını çıkartıp, yerini belli etmesi. Uydu’nun ölüme terk etmişken Agrin, oğlunu; Riga’yı mayınlardan kurtarmak için ayağından olması. Adını hatırlayamadığım o ağlak çocuğun merhameti. Uydu’nun koca koca adamların bir halt yapamadığı köyü yönetmesi. Ağaların işi günah diye oturup yasaklı kanalları izleyip izleyememe meselesi olmuşken çocukların mayın toplaması. Hepsinin çocuk olması ama asla çocuk olmaması.
Bu filmi hayatım boyunca unutmayacağım, Allahım bizi savaşla, açlıkla, yoklukla, cahillikle, uzvumuzu kaybetmemizle sınamasın..