Spoiler içeriyor
- 07.12.2024 - Sağlık sorunu sebebiyle kitap okuyamaz hale gelmiştim, şükür ki günler sonunda bugün kitap okuyabildim. Johan Wolfgang Von Goethe, Dünya edebiyatına büyük katkıları olan Alman yazardır. Kendisi bu kitabı 25 yaşındayken yazmış ve kitabın yazıldığı dönemde intihar vakalarında…devamı- 07.12.2024 -
Sağlık sorunu sebebiyle kitap okuyamaz hale gelmiştim, şükür ki günler sonunda bugün kitap okuyabildim.
Johan Wolfgang Von Goethe, Dünya edebiyatına büyük katkıları olan Alman yazardır. Kendisi bu kitabı 25 yaşındayken yazmış ve kitabın yazıldığı dönemde intihar vakalarında artış gözlemlenmiş. Goethe, yoğun olarak doğa bilimleriyle ilgilenmiş hatta renk teorisi ve evrim gibi konular üzerine araştırmalar yaparmış. Goethe, en çok bu romanıyla tanınsa da otobiyografi ve şiir alanlarında da birçok eseri var. Benim kalemiyle tanıştığım kitap bu oldu ama diğer eserlerini de okuyacağım.
Kitabın konusu, Werther’in kendisine belirtilmesine rağmen, kontrol altına alınamaz bir şekilde, nişanlı bir kadına aşık olmasını anlatıyor aslında. Bunları, hayali arkadaşı Wilhelm’e yazdığı mektuplarıyla okuyoruz. Ama bana kalırsa kitapta odaklanılması gereken tek nokta aşk değil, satırlarda Goethe’nin altta yatan düşüncelerini çok güzel görebiliyoruz bence. Ben kitabın aşk kısmından ziyade Werther’in kılığında Goethe’nin düşünce yapılarını okumayı sevdim.
Bazı kitap yorumlarında gördüğüm kadarıyla aslında çoğu kişi Werther’in bile bile neden kendine ve Lotte’ye bu işkenceyi yaşattığını sorgulamış. Evet, Werther’in nişanlı hatta evlenecek birine karşı olan bu kontrol edilemez bağlılığının çok yıpratıcı olduğunu söyleyebiliriz ama eleştirmek kitabın temel zeminine aykırı olur gibi geldi bana. Çünkü zaten cümlelerde insanların oturdukları yerden ne kadar kolay eleştirdiklerine dair olan yakarışlar görüyoruz ara ara. O yüzden ben Werther’i eleştirmektense anlamaya çalışmaktan yanayım. Ama tabii kitapta bir şeyin farklı olmasını isteyecek olsaydım (ki bu kesinlikle haddim değil) sanırım sonunun daha farklı olmasını isterdim. Werther bunu ceza olarak görmese bile, keşke hem kendisini hem Lotte’yi bu çarpıcı ölümle cezalandırmasaydı. Kitabın son kısımlarında, silahları kendi elleriyle Lotte’nin vermesi ve o içindeki korku çok üzücüydü.
Ben kitabı beğendim, Goethe’nin yazım dili gayet anlaşılır ve akıcıydı. Kitabın çok melankolik bir havası var, özellikle de sonlara yaklaştıkça insanın göğsü sıkışıyor, üzüntüden midir çaresizlikten midir bilmem. Okuyunuz efendim, içindeki aşk kısmı ilginizi çekmezse bile, Werther’in kıymetli bazı düşünceleri için okuyunuz.
“Ve sevgili dostum, yanlış anlaşılmaların ve tembelliğin, dünyada entrika ve kötülükten belki daha fazla yanılgıya yol açtığını bu küçük meselede bir kez daha anlamış oldum. En azından entrika ve kötülük daha sık yaşanan şeyler değil.”
“Kalbime küçük ve hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum; her arzusunu yerine getiriyorum. Bunu başkalarına söyleme; bundan dolayı beni ayıplayacak insanlar çıkabilir.”
“İnsanın faaliyet içindeki, araştıran yeteneklerinin engellenerek sınırlandığını görünce; tüm mesleklerin zavallı yaşantımızı uzatmaktan başka bir amacı olmayan gereksinimleri karşılamaya yaradığını ve bir de arasında sıkışıp kalınan duvarlara renkli figürler ve aydınlık manzaralar resmedildiği için meraklarımızla ilgili bazı noktalardaki tüm avuntuların yalnızca düşsel bir teslimiyet olduğunu gözlemlediğimde - bunların hepsi Wilhelm, beni dilsizleştiriyor.”
“Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir - bana özgü olansa yalnızca yüreğim.”
“Seni ve etrafındaki yakınlarını tüketmeyen bir an bile yok, senin bir yok eden olmadığın, olmaman gereken bir an bile yok; ne kadar iyi niyetli olursa olsun, bir gezinti bile binlerce solucanın yaşamına mâl olur, atılan her adım, karıncaların bin bir zorlukta yaptığı yuvayı yıkar, küçük bir dünyayı ezerek utanç veren bir mezara dönüştürür.”
“Ah, birazcık kaygısız olmak, beni şu güneşin ışıdığı dünyada insanların en mutlusu yapardı.”
Puanım: 9/10