8/10 6.12.2024 Biraz geç kalmış bir analizle karşınızdayım. Teze odaklanınca burası biraz geride kaldı ama toparlayacağız. Aslında Tenet filminden sonra Christopher Nolan’a ait bir film daha izlemem diyordum ki izleyeceklerimde kendisine ait birçok filminin olduğunu fark edene kadar. Kendilerinin yönetmenliğini…devamı8/10
6.12.2024
Biraz geç kalmış bir analizle karşınızdayım. Teze odaklanınca burası biraz geride kaldı ama toparlayacağız.
Aslında Tenet filminden sonra Christopher Nolan’a ait bir film daha izlemem diyordum ki izleyeceklerimde kendisine ait birçok filminin olduğunu fark edene kadar.
Kendilerinin yönetmenliğini yapmış olduğu filmleri neden sevemiyorum dediğimde ise daha henüz iki filmini izlediğimi ve alışık olduğum bir tarzda olmadığı için de istemeden duvar ördüğümü fark ettim.
Gelelim filme…
Christopher Nolan bence seyircinin aklıyla oynamayı seven bir yönetmen. Hiç değilse ben şimdiye kadar böyle tanımladım diyebilirim. Elimde birçok parça var ve benim bunları doğru yere koymam gerekiyor. Kılavuza baktığımda ya o kısmın nasıl çözüleceğini söylemiyor ya da bütünü gösterip benim tek tek o yolu kendi çabamla bulmamı istiyor ya da evet bitti derken en önemli parçanın dışarıda kaldığını görüp başa sarmamı istiyor. Memento bana aynen bunu hissettirdi. Aslında filmi baştan başlayarak istiyoruz ama olayları bazen sondan yaşayarak başa dönüyoruz. Resmen Nolan kedi biz ise onun ip yumağı, gerçekten beyin yakıcı.
Keşke kendi hayatımızda da sondan başa bazı anıları düzelterek ve bazı insanları o andan silerek dönsek ve tertemiz bir şekilde tekrar sona ilerlesek. Neyse dağılmayalım 👀
Filmin hikâyesi ise, Leonard adlı karakterimizin başından geçmektedir. Kendisi sigorta şirketinde çalışan ve insanları çok iyi gözlemleyebilen biridir. Ee tabi görevi de insanların yalanlarını ortaya çıkarmak. Bunların yanında karısını yapılan saldırıdan kurtarmak isterken başına ağır bir darbe alır ve hafıza kaybı ve hikâyede orada başlar. Leonard’ın hatırladığı en son şey karısının ölüm anı. Tabii Leonard öyle biliyor. İşte burada sorular meydana çıkıyor. Karakterimiz gerçekten unutuyor mu ya da hatırlamak istemediği şeyleri kendi istediği gibi mi hatırlıyor? Tüm izlediğim o senaryo gerçek mi ya da Leonar’ın bizim inanmamızı istediği şeyler mi? Filmin sonu da bize gerçeklerin aslında bilinçaltını yönetmeyle çok güzel saptırılabileceğinin kanıtı.
Hala dönüp baktığımda oturtamıyorum kafamda filmi. Bence bu film ilk izlemede değil de ikinci izlemede aaa bak böyleymiş dedirtecek cinsten. Belki ilerleyen süreçte bu filme bir kere daha şans verebilirim.
Saygıdeğer Nolan lütfen izleyeceğim bir dahaki filmini baştan sona yorulmayarak izleyeyim. Az insaf lütfen. İnsanlar filmi dinlenmek için izler bence ama ben inatla seni izliyorum ki sanki hayatım beni hiç yormuyormuş gibi oturup beni yormanı istiyorum. Zoru seven biri olmak da zor bence ama olsun kolayı herkes sever öyle değil mi? (Lütfen öyle diyin olur mu?)
Eğer sakinse beyniniz ve yorgun değilseniz, bir şans vermelisiniz.
Bol beyin yakıcı izlemeler dilerim.. 👋🏻👋🏻