Spoiler içeriyor
"Yaşam, maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır. Ben yaşamın ta kendisiyim." -Jack London - Yıldız Gezgini • 'Dark' dizisini severek izlediyseniz buna daha çok bayılacaksınız. Dark yapımcısının ellerinden olan bu proje adından da anlaşıldığı gibi 1899'da geçmektedir. Başrol bir…devamı"Yaşam, maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır. Ben yaşamın ta kendisiyim."
-Jack London - Yıldız Gezgini
•
'Dark' dizisini severek izlediyseniz buna daha çok bayılacaksınız.
Dark yapımcısının ellerinden olan bu proje adından da anlaşıldığı gibi 1899'da geçmektedir.
Başrol bir kadındır ve dizinin ilk bölümünde, bu başrol kadın bir gemi yolculuğunda uyanır.
Ancak buraya nasıl geldiği hakkında en ufak bir fikri olmayan bu kadın, gemideki olası ortama da çoktan kendini alıştırmaya başlamıştır.
Çünkü gemideki neredeyse herkes onu tanıyordur. O tanınan ve bilinen bir doktordur.
Neredeyse herkes diyorum çünkü onu tanımayanlar da vardır.
Alt tabaka insanları.
Gemide ki insanlar ikiye ayrılmış durumdadır. Alt tabakadan insanlar ve kaymak tabakadaki insanlar.
Birbirleriyle muhatap olmayan bu iki tabaka ardı ardına gelen olaylar silsilesinde zamanla da birbirini tanımaya başlayacaklardır.
Ve beraberinde aşk,anlaşılmaz ilişkiler de doğacaktır.
Bir yandan kadın kendi hayatının tamamını çözmeye ve annesinin babasının kim olduğunu ailesini çözmeye çalışırken;
Ani bir kararla gemi kaptanı, yolculuklarının başladığı yere geri dönmeye karar verir ancak o kararı aldıkları gün ise büyük bir fırtına kopar ve gemi başka yere savrulur.
Ve bu büyük fırtına son bulunca ise hala hayatta kaldıklarını fark ederler ama bu sefer de büyük bir gizemle karşılaşırlar.
İçinde bulundukları geminin aynısı tam da yanlarında bomboş ve terk edilmiş onlara bakıyordur.
Bu gemiyi incelemeye karar verirler ve yaşayan var mı diye doktor olan başrolü de yanına alırlar.
En sonunda ise büyük bir dolap ile karşılaşırlar ve bu dolaptaki takırtı sesleri ise, onları çeken ses olmuştur ve dolabın içinden bir çocuk çıkar.
O esnada ise denizden bir adam daha çıkar ve teknenin her yerini biliyormuş gibi kadının uyandığı ve kaldığı kamarayı bularak o kamarayı bildiğimiz küçük bir böceği içeriye salarak açar.
Bu çocuk ve adam kimdir?
Bu çocuk ve adam, bu kadının kocası ve oğludur ancak kadın hiçbirşey hatırlamıyordur.
Ve bu bilinmezlik hemen ortaya çıkmaz ve bu adam ve çocuğun kim olduğunu bizde bilmeden dizi bizi dört beş bölüm sonuna kadar götürür ve bunu öğrendiğimizde ise büyük bir şok dalgası ile yine ağzımız açık kalır.
Ve işler bu ilk bölümden sonra daha da sarpa sarar ve çocuğun dolaptan çıktığı andan itibaren Jennifer Airplane'in - White Rabbit şarkısının çalmaya başlaması ise adeta bizim bir evrenin içinde olduğumuz mesajını verir.
Ve geriye kalan yedi bölümde ise bu evrenin hakkını veren büyük şaşkınlıklar yaşatmaya devam eder.
İşin en garibi ise içinde bulundukları üçgen bir piramittir ve herkes o piramitin içindeki küçük dünyaya hapistir.
Bu üçgen piramit dünyayı yaratan ise.
Kadının babasıdır.