Spoiler içeriyor
İlk filme oranla temposu daha yavaş ilerlese de sonlara doğru artıyor. Protagonist ve antagonist karakterlerin daha çok gelişimine odaklandığı için öyle büyük bir savaş yok. Yine de içerisinde olayların gelişimini etkileyen savaşlar oluyor ve bunları izlemek aşırı keyifliydi. Animasyon kalitesi…devamıİlk filme oranla temposu daha yavaş ilerlese de sonlara doğru artıyor. Protagonist ve antagonist karakterlerin daha çok gelişimine odaklandığı için öyle büyük bir savaş yok. Yine de içerisinde olayların gelişimini etkileyen savaşlar oluyor ve bunları izlemek aşırı keyifliydi.
Animasyon kalitesi bir sanat eserinin içerisine düşmüş gibi hissettiriyor. Her evrendeki örümceklerin evrenlerine göre tasarımları ve sonraki sahnelerde de bunların hala devam etmesi harika.
Müzikler şahane. Her müziğin sahnesiyle uyumu o sahneyi daha da ileri taşıyor.
Farklı karakterde birçok örümcek gördük. Bu da film içinde karakter derinliğini artırıyor.
Çoklu evrenler ve genelgeçer "canon event" olayları filmin odak merkezi. Açıkçası örümcek evrenlerinde tek bir hikayenin o evreni ayakta tutan bir vazgeçilmez olduğunu düşünmüyorum. Bana göre şu ana kadar gördüğümüz yok olan evrenler canon event dışına çıkıldığı için değil; o evrene, evren dışı birisinin canon evente müdahale etmesi sebebiyle gerçekleşiyor. Canon evente göre Gwen'in babasının ölmesi gerekirdi fakat ölmedi ve hala o evren gerçekliğini koruyor. Fakat Pavitr Prabhakar'ın evrenine bakarsak başka evrenden olan Miles'ın canon evente bilmeden müdahalede bulunması o evrenin yok olmasını başlatıyor. Ayrıca tüm bu örümcek topluluğunun kurulmasını sağlayan olay da başka bir evrenden karakterin müdahalesi yüzünden gerçekleşiyor; Miguel O'Hara'nın ailesinin olduğu bir evren bulup oranın canon eventine etki etmesi ve evrenin yok olması.
Hazır Miguel O'Hara demişken ondan da bahsedeyim. Eğer canon event olayı yukarıda yazdığım gibiyse işler kendisi için daha kötü bir hal alıyor. Yaşadığı her şey kendi hatasının bir sonucu. Ne kadar hatası yüzünden bu topluluğu kursa da sonucunda hatasının sorumluluğunu diğer örümceklere de yıkmış oluyor böylece. Kendisine göre her örümceğin uyması gereken bir canon event var. Buna uymak istemeyen Miles'a olan bu öfkesinin sebebi aslında kendisine olan öfkesinin bir yansıması. Yaptığı hatayla yüzleştiğini sanan ama o durumu atlatamayan acıların büyütemeyip küçülttüğü bir karakter kendisi. Karşısında olan kimseyi sevmeyen ve sürekli tepeden bakan biri. Miles ile olan kovalamacada yaptığı konuşma, tavrı ve saldırı biçimi öfkesini ve nefretini çok iyi yansıtıyor. Miles'ın başlı başına bir anomali olması ve bir yok oluşa uğramadan örümcek olarak hayatına devâm etmesi daha da önemlisi böylesi bir anomaliye rağmen evreninin hala ayakta durması ondan nefret etmeye yetip artıyor. Kendi evreni anomali yüzünden yok olurken başka evrenin anomaliye rağmen bozulmaması karakterin bulunduğu psikolojiyi daha da etkiliyor.
Tekrar tekrar izlediğim ve devam filmini merakla beklediğim mükemmel bir yapım.