Spoiler içeriyor
- 28.01.2025 - 29.01.2025 - Mary Shelly, İngiliz bir yazardır. Annesi doğumda öldüğü için ölüme karşı meraklı ve acı dolu bir insanmış kendisi. Edebiyata ve felsefeye karşı hep ilgisi varmış. Mary, 1814 yılında dönemin şairlerinden Percy Shelly’e aşık olmuş ve…devamı- 28.01.2025 - 29.01.2025 -
Mary Shelly, İngiliz bir yazardır. Annesi doğumda öldüğü için ölüme karşı meraklı ve acı dolu bir insanmış kendisi. Edebiyata ve felsefeye karşı hep ilgisi varmış. Mary, 1814 yılında dönemin şairlerinden Percy Shelly’e aşık olmuş ve daha 17 yaşındayken birlikte kaçmışlar. Daha sonra arkadaşlarıyla toplandıkları bir gece, birbirlerine korku öyküleri anlatırken ne anlatacağını bulamadığı için arkadaşları tarafından alaya maruz kalmış, aynı hafta içerisinde kabusunda gördükleriyle birlikte Frankenstein’i kurgulamış. Bundan tam 208 yıl önce, toplumda kadınlar bastırılırken böylesine muhteşem bir kurgu yazması gerçekten beni kendine hayran etti. Ve bu kurguyu daha 20 yaşlarındayken yazması çok ilham verici.
Frankenstein, çoğumuzun bildiğinin aksine canavarın adı değil, canavarın yaratıcısının adıdır. Roman, çerçeve anlatı tekniğiyle yazılmış. Başlarda kimin ne olduğunu, nerede olduğumuzu anlamasam da roman sonradan çok güzel bir şekilde ilerlemeye başlıyor ve yazım dilinin güzelliğiyle akıp gidiyor. Konusu, bir gemi yolculuğunda Kaptan Robert Walton’un Victor Frankenstein ile sohbeti arasında başlıyor. Victor Frankenstein, başından geçenleri anlatıyor ve bunları okuyoruz. Kendisi doğa bilimine olan ilgisinden ötürü ölü bir canlıyı yeniden diriltmeyi dener ve başarır. Ama başardığı canavar, hayalinden farklıdır, çirkindir. Ve çirkinlik, insanoğlu için ne yazık ki bir ölçüttür. Sevgiye ve gelişime muhtaç olan yaratık, insanoğlunun acımasızlığı ve önyargısı karşısında gerçekten canavarlaşır, bu süreci okuyoruz. Bu kitapta duygulanacağım aklıma gelmezdi ama gerçekten gözümün dolduğu satırlar oldu. Kendisini vahşi içgüdülere teslim etmesi haricinde canavar için gerçekten çok üzüldüm, kendisini anlattığı kısımlar çok dokunaklıydı. Canavarı anlıyorum sanırım, maalesef ki toplum kendinden farklı olanı ötekileştirmeye, dinlememeye, görmemeye meyilli.
Kitabın yazım dili gerçekten sanatsaldı, betimlemeleri o kadar güzeldi ki, boş yere yazılmış bir cümle bile göremedim, hepsi özenle seçilmişti. Çok sürükleyici bir romandı ve sanırım benim gotik edebiyatından okuduğum ilk romandı. Bir canavar aracılığıyla sevginin, iyiliğin ve kötülüğün, kibirin işlenmesi çok hoşuma gitti. Bence kitabın korku kategorisine girmesinin sebebi içinde canavarın bulunmasından ziyade, sevgiye ve iyiliğe aç bir varlığın acımasızlıklarla nasıl vahşileştirildiğine şahit olmak diye düşünüyorum.
Bu arada sayfa 132’de çocukların kendileri yemeyip yaşlı dedeye yemek ayırmalarının canavarı duygulandırması kalbime dokundu. Ve sonrasında, onlardan yemek çalmamaya hatta onlar için odun toplamaya başlamıştı. Ya canavar, keşke karşına sevgi dolu ve arkadaş canlısı birisi çıksaydı. (🥹)
“Amaçlarınızdan dönmeyin ve kaya kadar sağlam olun. Bu buz, kalplerinizin yapıldığı maddeden mamûl değil; değişebilir ve dayanamayacağını söylerseniz size dayanamaz.”
“Ama korkaklık ya da dikkatsizlik sorduğumuz soruların önünü kesmese, kim bilir kaç şeyle tanışmanın eşiğindeyizdir?”
“Yalan doğruya bu kadar benzerken, kim kendine mutlak mutluluk çıkarabilir?”
“Kalbim sevgi ve şefkate duyarlı yaratıldı ve acıyla, kötülük ve nefretle burkutulduğunda, bu değişimin şiddetine dayanırken işkence ekmemesi mümkün müydü?”
“İnsanın dünü, asla yarını gibi olmayabilir; Değişimden başka hiçbir şey ayakta kalamaz!”
“Ya ben neydim? Varoluşumdan ve yaratanımdan bütünüyle habersizdim ama param, arkadaşım ve hiçbir çeşit mülkiyetim olmadığını biliyordum. Üstelik iğrenç bir şekilde bozuk ve tiksindirici bir biçim verilmişti bana; insanlarla aynı doğaya bile sahip değildim. Öyleyse, yeryüzünde ben, bütün insanların kaçtığı ve herkesin reddettiği, bir leke, bir canavar mıydım?”
“Ben talihsiz ve terk edilmiş bir yaratığım. Etrafa baktım ve yeryüzünde hiçbir akraba ya da arkadaşım yok. Gittiğim bu sevecen insanlar beni hiç görmediler ve hiç tanımıyorlar. Korku içindeyim, orada tutunamazsam, sonsuza kadar dünyada toplum dışı olurum.”
Puanım: 10/10 ⭐️