Chatgpt’ye favori dizi, kitap ve filmlerimde bahsettikten sonra bana uygun olarak bu filmi seçmiş. Daha iyi bir öneri yapılamazdı heralde, yapay zekayı daha iyi kullanabilir miydim? Şimdi filmi bitirdim ama ağlamamı durduramıyorum ve inanın bunun filmle alakası yok. Daha iyi…devamıChatgpt’ye favori dizi, kitap ve filmlerimde bahsettikten sonra bana uygun olarak bu filmi seçmiş. Daha iyi bir öneri yapılamazdı heralde, yapay zekayı daha iyi kullanabilir miydim? Şimdi filmi bitirdim ama ağlamamı durduramıyorum ve inanın bunun filmle alakası yok.
Daha iyi bir tabir bulamadığımdan bu filmi ‘safe place’ diye tanımlayacağım. Japonların her şeyi ancak bu kadar estetik olabilir, konuşmalarını çok seviyorum. Müzikleri sahnelerle o kadar uyumlu ki. Film zaten sinematik bir film ve İstanbul’da kışın ilk karlı günlerinde bu filmi sahlep eşliğinde izlemek bana çok iyi geldi.
İtiraf etmeliyim ki ilk yarım saati olayı anlayamadım ama görüyorum ki bana has bir durum değilmiş, çoğunlukla bu şekilde olmuş izleyiciler tarafından.
Kelimenin tam anlamıyla ‘özgün’ bir filmdi. IMDB’si 7,9 olan bu filmi izlemeye karar verirseniz sakın başlarından dolayı kapatmayın. Tabii içtenlik, sakinlik ve sinematik yapım seviyorsanız yoksa zaten bu film size uygun değildir. Önceki film yorumumda bahsetmiştim, aileyi de içine alan filmleri seviyorum diye. Bu filmde de yer yer aile durumları ve günlük hayat problemleri işlenmişti. Tüm hayatını, hayatı anlamlandırma meseleleri üzerine kafa yormuş bir insan olarak göründüğünden daha fazla mana içeren filmleri seviyorum. Yani hani böyle film biter ama günlük hayatta aklınıza filmden bir sahne gelir ve siz o zaman anlarsınız ya. İşte tam olarak o türden bir film..
Buradan sonra spoiler vererek yazacağım.
Aşktan bahsetmeden karnınızda kelebekler uçuşturan bir film düşünün. Zaten nostaljiyi, vintage eşyaları, etnik desenleri ve çiçek kokularını severim bu film hepsini barındırıyordu sanki. Fuji’nin yaşadığı ev, odası, yatağının konumu o kadar hoşuma gitti ki taşınacakları için üzüldüm. Mesela iki karakterin isminin de Fuji olması ve Fuji’nin Fuji Dağına tırmanırken ölmesi, dedesinin onun doğumunda Itsuki diye ağaç dikmesi. Dedesinin babasını hastaneye yetiştirememesi ama torununu yetiştirmesi bunun üzerine taşınmaktan vazgeçmeleri. Hiroko’nun Fuji dağına bağırma sahnesi, Fuji’nin yaşadığı yere gönderdiği mektupla seslenmesi -dağa karşı- .Fuji’nin (dişi:d) Fuji’nin okuldan ayrıldığını öğrenince masasına konulan vazoyu kırması ve ondan sonra hayatına kimseyi almaması, kütüphanede çalışıyor olması.. Bilinçaltımızda aşık olabilir miyiz kalbimizin bile haberi yokken? Ve işte ağladığım son sahnede Fuji’nin yıllar önce yaşadığı aşkı FARK ETMESİ evet fark etmesi.. ama aşık olduğu adamın ölmesi. İşte tam da burda birleşiyor Hiroko ve Fuji (kız) nin hikayesi “Bana bir sürü güzel hatıra bıraktı ama daha fazlasını isterdim..” Peki neden itiraf edemedi erkek olan Fuji aşkını, neden ona benzer birini buldu? Türk filmi olsa basarlardı entrikayı:d sanırım beni ağlatan şeyi buldum, hiç yaşanmamış ihtimallerdi beni ağlatan. Son sahnede Fuji’nin resmi gördükten sonra boğazındaki düğümdü. ‘Vay be’ den daha fazla olamamasıydı bu hikayenin. Şimdi birbirine benzeyen iki kadın ve o iki kalpte aynı adam..