" Bu ömrü Allah'ın verdiğine ve zamanı gelince de onun alacağına inanıyorsunuz. Fakat insanın daha fazla devam edemeyeceği bir an gelir, Allah'ın takdirini bekleyemez. O yüzden kendisi harekete geçmeye karar verir. O an 'intihar' denen şeyin akla geldiği zamandır. 'intihar'…devamı" Bu ömrü Allah'ın verdiğine ve zamanı gelince de onun alacağına inanıyorsunuz. Fakat insanın daha fazla devam edemeyeceği bir an gelir, Allah'ın takdirini bekleyemez. O yüzden kendisi harekete geçmeye karar verir. O an 'intihar' denen şeyin akla geldiği zamandır. 'intihar' sözcüğünü sadece sözlüklere konulsun diye bulunmadığını kavrarsın. Aynı zamanda uygulamada koyulan bir şey olduğunu anlarsın. İşte o uygulama anı da geliverir. İnsan kararını vermelidir!.."
İranlı senarist, yapımcı ve yönetmen Abbas Kiyarüstemi 'nin 1997 yapımı Taste Of Cherry filmi, Bay Badii karakteri üzerinden intihar düşüncesine farklı bakış açıları sunuyor izleyenlere.
•••
Tahran'ın tozlu yollarında aracıyla yol alan Bay Badii, yol üzerinde rastladığı maddi durumu zayıf, yalnız kişileri arabasıyla bir gezintiye davet eder. ( Bu noktada gezintinin amacını ben de sorguladım :)) Bu davetin amacı basit bir görevdir. Ölmeye karar veren Bay Badii, kendi mezarını bir ağacın altına kazmıştır ve ilaçlarını aldığı günün sabahında yaşadığından emin olmak için iki kere seslenilmesini, yaşamıyorsa da üzerine 20 kürek toprak atılmasını ister. Bu görevin karşılığında bir miktar parayı da yardım eden kişiye bırakacağını söyler. Film boyunca Bay Baddi, intiharı neden seçtiğini söylemez ancak düşünceleri yukarda paylaştığım gibidir; ancak arbasına binen yolcular, onun düşüncesini değiştirmeye çalışacaktır.
•••
Filmde beni etkileyen açılış, ilerleyen sahnelerdeki diyaloglar ve bitişindeki söz oldu.
Başlarken; « İntihar düşüncesi ne muazzam bir tesellidir. Onun sayesinde insan birçok karanlık geceden sağ çıkar.» Nietzsche 'den...
İlerleyen sahnelerde arabaya binen amca kendi başına gelen bir olaydan bahsederken bir dut hikayesi anlatır. Bu hikaye çok umut verici geldi, bana. Yaşadığı şey hayatının zorluklarını değiştirmedi belki ama onu, onun hayata olan bakış açısını değiştirmiş oldu. Bay Badii'yi bilmem ama beni ikna etti. :) Bakış açımızı değiştirmeliyiz ki dünya değişsin. Ve şu sözleri:
« Sabah uyandığında gökyüzüne baktınız mı hiç?
Şafakta güneşin doğuşunu görmek ister misiniz?
Gün batımında güneşin kırmızısını ve sarısını, artık daha fazla görmek istemiyor musunuz?
Ayı gördünüz mü?
Yıldızları görmeyi istemiyor musunuz?
Dolunayı geceyi yeniden görmeyi istemez misiniz?
Gözlerini kapatmak mı istiyorsun?»
Ve filmin sonunda Camus'tan « Kimi kez yaşamak için, intihar etmekten daha çok cesaret gerekiyor.»
Tüm her şey sona erdiğinde hayat yaşamaya değer mi, değil mi artık kendinize kalmış bir karar... Kimilerine göre kitaptaki felsefi düşünceler derin gelmemiş olabilir ama beni etkilediğini itiraf etmeliyim.
10/8 ⭐