"...ışıkta söneceğimi bilerek sevince dayanmak,zamana dayanmak ya da andaki sonsuzluğa.Sonsuz olmak:var olmuş olmak." Max Frisch'in 1957 yılında ortaya koyduğu ‘’Homo Faber ’’ isimli eserini türkçeye çevirdiğimizde ‘’teknik insan’’ olarak önümüze çıkıyor.İşte eserimizin konusu ise tam olarak bu.İki farklı dünya görüşü…devamı"...ışıkta söneceğimi bilerek sevince dayanmak,zamana dayanmak ya da andaki sonsuzluğa.Sonsuz olmak:var olmuş olmak."
Max Frisch'in 1957 yılında ortaya koyduğu ‘’Homo Faber ’’ isimli eserini türkçeye çevirdiğimizde ‘’teknik insan’’ olarak önümüze çıkıyor.İşte eserimizin konusu ise tam olarak bu.İki farklı dünya görüşü olan insandan,daha mantıkçı olan baş karakterimizin tarafından bakarak ilerliyoruz.
Baş karakterimiz olan Walter Faber,doğayı ve insan duygularını ikinci plana koyarak hayatın perspektifine olabildiğince mantıklı bakmaya çalışan,hesaplamalara,olasılıklara güvenmeyi tercih eden ve teknik dünya görüşünü benimseyen bir karakter olarak görüyoruz.
Diğer bir yandan ise eski sevgilisi Hanna Landsberg,Walter karakterinin tam tersi.Sanata düşkün,insan duygularını önemseyen ve doğa ile barışık bir karakter.Hatta Walter’in bu keskin ve tabiri caizse donuk,mantıkçı karakterine ‘’Homo Faber’’ lakabını takan kişi.
Roman o zamanın toplumunu eleştiren bir eser (hatta günümüz insanını yani bizleri bile bu kategoriye dahil edebilirim).İnsanın kendi ürettiği ve geliştirdiği bu teknolojiyi,doğadan üstün görmesi ve her olayı somut bir şekilde değerlendirmesi,zamane insanını donuk,duygusuz bir duruma sürüklüyor.Kadere ya da geleceğe inanmayarak tüm problemleri ‘’teknik’’ bir yaklaşım sergileyerek çözebilir miyiz ? İşte bu sorunun cevabını bu eser veriyor.
❗️Bu kısım spoiler içerir❗️
~
Walter insanlardan uzak olmayı seven,yanında kamerası ile ‘’anları’’ yakalayıp,sonradan bakmayı tercih eden bir karakter.Bir gemi gezisinde denizden ya da gökyüzünden çok,geminin motorlarının nasıl çalıştığı ile daha ilgili.Arkadaşının ölümüne değil,yan taraftaki radyonun nereden elektrik aldığına şaşıran biri.Eser bir nevi Walter’in güncesi.Yaşadığı olayların hepsini güncesine aktarıyor ve eserin sonunda ne olduğunu bilmiyoruz.Belki kendisi hayata tutunmayı başarıp yeni dünya görüşü ile hayatına devam ediyordu belki de son cümlelerini yazarak bu dünyaya veda etmişti.Eserin sonu bu bilinmezlikten dolayı beni hafiften hüzünlendiren bir durum oldu.Zira kötü biri değildi belki ama tam yeni bir bakış açısı yakalamıştı ki…belki yakalayamadan gitmiş olması dokundurucuydu.
~
Son yorumum olarak,eserin içerisinde Walter Faber’in yavaş yavaş bir karakter değişimine uğradığını söyleyebilirim ve bunun sebebini yaşadığı olaylara bağlıyorum.En muazzam ve kusursuz planı kafanızda tamamlayıp bunu gerçek hayata dökmeye başladığınızda bile;bir dış faktör,olay ya da kader,artık ne olarak adlandırmak istiyorsanız,sizin planınızı aksatacak ya da bozacaktır çünkü hayat bilinmezliklerle ve tesadüflerle doludur.Sizin hiç hesaba bile katamayacağınız küçük sürprizlerle kapınızı tıklatır.