Spoiler içeriyor
Böyle filmler hassas filmler olduğu için o yüzden hem baya anlatıcam hem de kendi düşüncelerimi belirticem o yüzden hassasiyeti olmayan böyle filmleri izleyebilen kişilerin okumadan geçmesi tavsiye edilir. Filmimiz korede bir adada geçiyor. Hae-won adlı korkak, cesaretsiz, dilsiz şeytan olan…devamıBöyle filmler hassas filmler olduğu için o yüzden hem baya anlatıcam hem de kendi düşüncelerimi belirticem o yüzden hassasiyeti olmayan böyle filmleri izleyebilen kişilerin okumadan geçmesi tavsiye edilir. Filmimiz korede bir adada geçiyor. Hae-won adlı korkak, cesaretsiz, dilsiz şeytan olan ana kadın karakterimiz de gördüğü her suça karşı duyarsız bir kadın olduğu ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediği için bir gün bir şiddete maruz kalan bir kadını görür ancak kadına yardım etmez, polisler sorguya çektiğinde suçluları da belirtmez. Bu arada Hae-won bankada çalışır ve bankaya işe gittiğinde tuvalette kalır ve bu sırada pembe bir terlik görür bunu arkadaşının yaptığını sanan Hae-won arkadaşına haksız tokat atması sebebiyle işten uzaklaştırılır. Daha önceleri dedesi ile yaşadığı Moodo adasına gider ve orada çocukluk arkadaşı Bok-nam ile karşılaşır. Çocukluk arkadaşı maalesef bu mala hem bir sürü posta gönderip yardım istemiş, hem de kendisini senelerdir gelicek diye beklemiştir çünkü Bok-nam’ın tek umudu bu aptal Hae-won’dur. Maalesef Bok-nam’ın yaşadığı hayat çok kötüdür. Moodo adasında köle gibi kullanılır, kocasının kardeşi tarafından tecavüze uğrar, kocası tarafından üstüne fahişe getirilir, adadaki diğer aptal yaşlı kadınlar tarafından sürekli itilip kakılır ve erkek egemenliği hat safhadır. Bok-nam aslında çok iyi bir kadındır. 1 kız çocuğu olan Bok-nam bir gün eve geldiğinde kızının yüzüne pudra sürüp parmaklarına oje sürdüğünü göründe bunu neden yaptığını ve neden bunları sürdüğünü sorar ve kızından babamın beni daha çok sevmesi için yanıtını alır tabi bu sırada kocasının cebinden kızının kilodunu bulan Bok-nam kaçmayı düşünür ve Hae-won aptalının yanına gider tabi bu aptal kendisini zaten senelerdir seula gitmek istediğinden dolayı yalan söylediğini düşündüğünü kendisine yardım etmeyeceğini söyler. Tabi daha sonra çocukla oturduğunda babasının onu ne şekil sevdiğini sorduğunda çocuğun yanıtlarından aslında anlaşılır şekilde istismar vardır. Bunu da şeyine takmaz tabi en sonunda bu aptaldan daha duyarlı olan fahişe ile birlikte kaçmaya çalışan bok-nam maalesef kaçamaz ve kocasından dayak yerken kocasının kızını itmesi sonucunda kız ölür. Daha sonrasında doktor çağırırlar doktor ölüm raporu yazacakken sorgulama yapar ve o günü gören Hae-won görmemiş gibi davranır ve Bok-nam’ı cinnete sürüklerler hep birlikte bundan sonra iş yaparken bir anda güneşten içindeki her şeyi bırak talimatını alan Bok-nam kızının intikamını, kendi intikamını, senelerin ve çocukluğunun intikamını alabilmek için adada bulunan, kendisini korumayan, kendisine her şeyi yaşatan tüm herkesi öldürür. Hae-won bu sırada kaçar. Seul’a gelen bok-nam polis karakolunda Hae-wonu öldürmeye çalışırken en son çocukluğunda ki flütü boğazına sokularak ölür. Ölürken Hae-wonu öldürebilecek olmasına rağmen öldürmez ve son nefesini onun kucağında verir. Bundan sonra Hae-won dilsiz şeytanlığından vazgeçer ve insanlara yardım etmeye başlar. Tabi bu bizi tatmin etti mi ? Hayır. Ben filmin sonu bok-nam için iyi olmasını isterdim ama maalesef çocuğunu kaybeden, göt kadar adada senelerce yaşayan bir kadının şehirde ki hayatının da güzel olmayacağını bildiğimizden dolayı mantıklı bir son olmuş. Ölüm sahneleri çok iyiydi, bu arada film baya teşhirci bir şekilde bilginiz olsun aile ile izlenecek bir film değil bu tür olaylardan etkileniyorsanız kesinlikle izlemeyin psikoloji bozucak türden bir film. 9/10