Spoiler içeriyor
Çocukluktan başlayarak bir kadının biyografisini ve kendi pespektifinden, İran'ınn Şah rejimi döneminden İslam devrimiyle birlikte gelen rejimin 90'lara kadarki olan dönemine odaklanır film. Batı dünyasına ve İran'a yönelik ideolojik ve kültürel göstergeler verilir. Toplumsal cinsiyetçiliğin, politikanın ve ideolojilerin tehlikeli taraflarına;…devamıÇocukluktan başlayarak bir kadının biyografisini ve kendi pespektifinden, İran'ınn Şah rejimi döneminden İslam devrimiyle birlikte gelen rejimin 90'lara kadarki olan dönemine odaklanır film. Batı dünyasına ve İran'a yönelik ideolojik ve kültürel göstergeler verilir. Toplumsal cinsiyetçiliğin, politikanın ve ideolojilerin tehlikeli taraflarına; ironi ve kara mizahta katarak eleştirilerde bulunur.
Filmin başlarında; Şah rejimi devrinde insanların özellikle kadınların istedikleri gibi yaşadığı ve giyindiği görülür. Yine de halk memnun değildir çünkü insanlar siyasi fikirleri ve görüşleri sebebiyle hapislerdedir. Küçük Marji Şahı sevdiğini çünkü onu Tanrı'nın seçtiğine inanmaktadır. Ailesi konunun öyle olmadığını açıklar. İran'da şahı devirmek için gösteriler ve protestolar yapılır. En sonunda Şah ülkeyi terkeder ve İslam Devrimi gerçekleşir.
Daha sonra seçimlerde halkın yüzde 99 oy oranı ile, İslam cumhuriyet için oy verir. Marjane'nin amcası Anuş bunu normal karşılar çünkû halkın yarısı okuma yazma bilmemektedir. Sadece “milliyetçilik ve din insanları canlandırıyor” diyerek bilginin olmadığı toplumlarda din ve milliyetçiliğin toplumu nasıl ayakta tuttuğunu özetlemektedir. İran-Irak savaşı başlar ve baskılar ve idamlar iyice artar, bunun sebeplerinden biri de savaştır çünkü rejim dışarda düşmanla savaşırken, içerde muhaliflere daha sert davranabilmektedir.
İslam devrimiyle birlikte toplumsal hayat tümden değişir. Okullarda türban yüceltilir, açık giyinen kadınlar küçük düşürülür. Toplum arasında ayrışma ve fiziksel şiddet artar. Görüldüğü gibi devrim herşeyi tersine çevirmiş ve şah rejiminden bile daha sert baskılar uygular topluma.
Bu arada İran-Irak savaşı devam etmektedir. Savaş uzadıkça toplum hayatı bozulur ve rejim baskılarını iyice arttırır. Ölen askerlerin isimleri cadde ve sokaklara verilmiştir. Şehit olmak (rejim için ölmek) kutsanmış, toplum buna özendirilmeye çalışılmıştır. Ülke bir mezarlığa dönüştürülmüştür. Tam da burada Persepolis’in en ünlü repliği dile getirilmiştir. "Şimdi sokaklara svaşta şehit düşenlerin isimleri veriyorlar. Ailelerine geride kalan tek şey bu. Sokak isimleri. Artık Tahran sokaklarında yürümek mezarlıkta yürümek gibi."
Cinsiyet eşitsizliğinden kurtulmak için Marjane Avrupa'ya gider. Ama görür ki, ülkesindeki gibi burda da cinsiyetçilik vardır, kadınların her yerde taciz edildiğini, denetlendiğini ve hedeflerine ulaşmalarının engellendiğini anlamıştır. Bu durum içinde çelişkiler doğurur. Avrupa'da insanlar "hayat boştur" gibi felsefi söylemler dillendirmektedir. Hayat boşsa ülkesinde insanların özgürlük uğruna neden öldüklerini düşünûr ve başka bir çelişki daha yaşar.
Marjane Avrupa'da yaşadığı zorluklar üzerine ülkesine döner, ülkesindeki baskı daha havaalanındayken onu karşılar. Baskılar yüzünden istediği hayatı yaşayamayan Marjane evlenmek zorunda kalır fakat mutsuzdur. "Avrupa'da yabancıydım, şimdi ise ülkemde de yabancıyım" sözü ne kadar mutsuz olduğunu çok iyi yansıtır. İran’da kendi karakterinden ödün vererek yaşamaktansa ait olmadığı bir yerde kendisi olarak yaşamayı tercih eden Marjane, Avrupa’ya temelli taşınmaya karar verir.
Rejim toplumu o kadar bastırmıştır ki insanlar artık politikayı konuşamaz hale gelir. Hapishanelerde binlerce tutuklu öğrenci vardır. Halk neredeyse özgür olmadığını unutmuş. Baskıcı yönetim artık normal hayatın bir parçası olmuş, devrim muhafızları insanların günlük hayatına kolayca müdahale edebilmektedir. İran’da insanlar bir ülkede değil koskoca bir hapishanede yaşamaktadır. Artık korkak ve sinik bir toplum yaratılmıştır. Yani kısaca toplum bozulmuştur.
Hepimizin Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı kutlu olsun... film bittikten sonra iyi ki Mustafa Kemal Atatürk gibi bir kurucu liderimiz olmuş dedim, ne kadar minnet duysak azdır. İyi seyirler ve iyi günler dilerim...