Raci karakterinin kendisini fenni ve dini ilimlerce ne kadar geliştirse de içindeki boşluğu kapatamamasını ve aklında köy evindeki saat misali, sinir bozucu bir sesle, durmadan, bitmek bilmeyen şekilde tekrar eden "Neden?", "Niçin?" ve "Nasıl?" soruları yankılanırken mezarlıkta tanıştığı Aynalı Baba…devamıRaci karakterinin kendisini fenni ve dini ilimlerce ne kadar geliştirse de içindeki boşluğu kapatamamasını ve aklında köy evindeki saat misali, sinir bozucu bir sesle, durmadan, bitmek bilmeyen şekilde tekrar eden "Neden?", "Niçin?" ve "Nasıl?" soruları yankılanırken mezarlıkta tanıştığı Aynalı Baba ile çıktığı felsefi yolculuk. (öyle her sakallıya dedem deyip verdiklerini içmemek gerekiyor.)
Aynalı Baba’nın isminin Adem olması (yokluk, hiçlik) ve Raci’nin (rica eden, yalvaran) ondan bir şeyler istemesi daha ilk sayfalarda Ahmet Hilmi’nin döneminin yazarları ile arasındaki farkı ortaya koyduğu bir kısımdı. Aynalı Babanın süs olarak ayna kullanması ve karşısındakine kendi görüntüsünü göstermesi ve yaşıyla orantılı ayna ile gezmesi de bunun tecrübe ile kazanılan bir yetenek olduğunu gösteriyor. Baba’nın Lorelai Gilmore misali kahve bağımlılığı da dikkatlerden kaçmıyor. İçersen uyuyamazsın, uyuyamazsın düşünürsün, düşünürsen de delirirsin be Baba.
Canımız, hocamız Aynalı Bey ile çıktığımız yolculukta ana tema Vahdet-i Vücut. Tasavvuftan alışık olduğumuz bu fikirle ben her ne kadar taban tabana zıt düşsem de, o düştüğüm yerlerden kaldırıp daha yolumuz var diyor Filibelili. Yol boyu uğradığımız durakları ve o duraklardan aldığımız ikmalleri doyurucu buldum.
Buda Dayı ile Nirvana’ya olan yolculuğun varış noktasının Hiçlik Zirvesi olması da oksimoron bir seçim olmuş. Buda Dayı gelenlerin çoğunu kabul etmediği zirvesine Raci için “Bu da olmaz” diyerek kabul görmedi. Hayır, bir de aç karnını bile doyurmadı adamın. Bu da kusurlu hareket Buda Dayı.
Yolculuğumuzun devamında Anka Kuşunun sırtında evreni gezip azametlerin en ateşlisine şahit olsak da, tüm evrenle ve zamanla bir olup HER ŞEYİ(sevilmek hariç) tecrübe etsek de, Tanrı rolünde fanilerin arasında gezinip onların gerçekleri görmek konusunda ne kadar basiretsiz olduklarını görsek de, Hint padişahının oğlu olarak ejderhalarla kavga etsek de (sen çok film izliyorsun Filibelili), Azamet Okyanusu ve Ululuk Girdabına 30 euro karşılığı turistik bir seyahate çıksak da, Brahma ile havada süzülürken duvarların deniz kumundan yapıldığından bahsetsek de, de Ulular Meclisinde Peygamberler ile Saadet’in kim olduğu sorusuna cevap arasak da 9 günlük yolculuğun sonu Tımarhane olmuştu. Ben en başta demiştim ama düşünmeyeceksin Hacı.
Sonrasında yeni Aynalı Baba olarak yoluna devam eden Raci’ye Bojan Krkic gibi beklentinin altında ezilmemesini tembihliyor, kahveyi azaltmayı tavsiye ediyorum.
Okurken çok şaşırdım, beklentilerimi aşan dolu dolu bir kitaptı. Hakkında konuşup yorumlar yapmak istedim.