Spoiler içeriyor
Öncelikle kitabın karışık bir psikolojisi olduğunu belirtmek isterim. Her karakterin ayrı bir hikayesi, ayrı bir gizi var. Pek tabii önce ana karakterimiz Rodion Romanoviç Raskolnikov'u ele alalım. Raskolnikov bence çok fazla düşünmenin sonucu bu hâle geldi. Aslında gayet mantıklı davranabilen,…devamıÖncelikle kitabın karışık bir psikolojisi olduğunu belirtmek isterim. Her karakterin ayrı bir hikayesi, ayrı bir gizi var.
Pek tabii önce ana karakterimiz Rodion Romanoviç Raskolnikov'u ele alalım.
Raskolnikov bence çok fazla düşünmenin sonucu bu hâle geldi. Aslında gayet mantıklı davranabilen, istediğinde işleri yoluna koyabilen bir insan ama aylardır içini kemiren tek bir soru yüzünden her şeyi bırakıp, tek bir şeye odaklandı. O soruya sonra geleceğiz.
Sayfa 35'te belirtildiğine göre ana karakterimiz düşünmeyi iş yapmaktan sayıyor. Bunun üzerinde biraz duralım. Öncelikle düşünceler insanın gerçekleştirdiği eylemlerin kabul ettiği doğruluğunu, yapma sebebini ve faydalarını etkiler. Yani eğer bir insan yapacağı işi kafasına oturtmadan yapmaya kalkarsa muhtemelen tökezler. Demek istediğim düşünmek tam anlamıyla bir iş sayılmasada o işi yapmanın neredeyse yarısıdır. İnsanın kendini bir şeylere inandırmasında da düşüncelerin büyük bir önemi vardır. Çok düşünen insanlar, çok şey gerçekleştirirler diyebiliriz belki de.
Raskolnikov düşünmeyi iş yapmaktan saysada kendini cezalandırmak içinde kullanıyor bir nevi. Sayfa 55'te düşünerek kendine acı çektirdiğini ve bundan keyif alıyor gibi olduğu yazıyor. Yani kendini kontrol etmek için düşünüyor ki zaten kitabın birçok yerinde karakterin ağzından kendini aşağılık ve alçak olarak nitelendirdiği birçok yer var. Kendine büyük bir öfkesi var, inanılmaz bir öfkesi. Ben ilk başta bu öfkesinin sebebinin bir insanın canını alma düşüncesini kendine yakıştıramadığını bu yüzden kendinden nefret ettiğini düşünmüştüm ama sonuç tamamen farklı.
Raskolnikov'un bu düşünceleri arasında kendiyle çelişmesi durumu da var. Bi' acıyor bi' kızıyor. Bi' kendini yükseltiyor, bi' hayatı. Kendi değerinin farkında değil. Hiçbir şeyi kendine layık görmüyor. Annesi ve kardeşinin kendisi için en ufak bir şey yapmasına bile katlanamıyor. Yapılan hiçbir şeyi hak etmediğini düşünüyor. Ve bu düşünceleri iki insanın hayatını elinden aldığı için değil. Öyle olması gerekirdi belki ama Raskolnilov'un bakış açısı çok farklı.
Mesela kız kardeşi Avdotya Romanovna'nın sırf parası için evlenmek istediği Lujin'i tek o reddediyor. Annesi ve kardeşi olayları en iyi haliyle değerlendirip kendilerine zarar veren yanlarını yok sayarken Rodya sadece kötü yanlarına bakıyor, olayların iyi yönleriyle pek ilgilenmiyor bile. Çünkü kız kardeşinin evlenmesinin tek iyi yönü kendisinin maddi açıdan daha iyi bir hâle gelmesi. Kendi gibi birisi için annesi ve kardeşinin kendisi feda etmesini istemiyor, fedakârlığı hak etmediğini düşünüyor.
Şimdi olayların başladığı zamanlara yani cinayet öncesine gelelim. Aslında her şey Raskolnikov'un okulu parasızlık nedeniyle bırakmak zorunda kalmasıyla başlıyor. Sonra parasızlık nedeniyle kirasını ödeyemez hâle geliyor ve yine aynı sebeple günlerce aç susuz kalmaya başlıyor. Verdiği özel dersleri de bırakıyor, maddi durumu yalnızca annesinden gelen paradan ibaret.
Parasızlıkla hayatına devam eden karakterimizin bir süre sonra fiziksel sorunları başlıyor. Zaten sıtması olan biri ve bir yandan sanrılar görmeye, nerede olduğunu unutmaya, yaptıklarına bir anlam verememeye başlıyor. Günlerce bedeni sanki ruhu alınmış gibi dolanıyor etrafta. Bir şeyler yapıyor ama ne yaptığı belli değil, bazı yerlerde sanrılarına yer veriliyor.
İçinde olduğu bu hastalıklı durumu kitapta geçen bir paragraftan yararlanarak yorumlamak istiyorum. Diyor ki;
" Hastalıklı durumlarda görülen düşlerin, belirginlik, açıklık, canlılık ve gerçeğe çok uygun oluş gibi özellikleri vardır. Bazen son derece korkunçtur tablo, ama ortam ve tüm düşünce-tasarım süreci öylesine gerçeğe uygun, sanat yönünden tablo ile uyuşan öylesine ince ve beklenmedik ayrıntılarla doludur ki, düşü gören kişinin, Puşkin, Turgenyev gibi bir sanatçı bile olsa, uyanıkken böyle bir tabloyu uydurabilmesi olanaksızdır. Hastalıklı düşlerdir böylesine düşler, uzun süre unutulmazlar ve düş sahibinin zaten hastalıklı olan yapısı üzerinde derin izler bırakırlar. "
Burada bahsedilen tek konu hastalıklı bir kişinin gördüğü garip düşler ama Raskolnikov için daha fazlası var. Ben içinde olduğu bu hastalıklı durumun gördüğü bahsi geçen düşlerden kaynaklandığını düşünüyorum.
Kitap zaten Raskolnikov'un cinayet düşüncelerine sahip olduğu yerden başlıyor. Net olarak söylenmese ve adı koyulmasada Raskolnikov çoktan kafasında nasıl yapacağını tasarlamış. Bazen emin oluyor cinayetten ama çoğu zaman gerçekleşecek mi gerçekleşmeyecek mi, yakalanmamayı başarabilecek mi ve suçluların nasıl yakalandığı üzerine sorgulamaları çok fazla var.
Benim bu paragraftan anladığım belki de Raskolnikpv'un cinayeti bir düş olarak görmesiydi. Gördüğü düşlerde buna etki etti gibi.
Raskolnikov'un suçlu psikolojisini sorguladığı bir kısım var. Sayfa 87'de, " Hastalık mı suçu doğuruyordu, yoksa suç mu kendi yapısına uygun, hastalığa benzer bir şeyler geliştiriyordu? "
Bu soruyu Raskolnikov soruyor ve cevap bulamıyordu ama ben biraz üstünde durmak istiyorum.
Öncelikle burda bahsi geçen hastalığın fiziksel olmadığını düşünüyorum. Depresif olan ruh halinin, insanın içindeki savaşın bedenine yansıması bu hastalık. Ruhun somutlaştırılması gibi bir şey. Bu ruhsal hastalığın bir suç doğurması pek ihtimal değil ama işlenen bir suçun kendi yapısına uygun hastalığa benzer geliştirdiği o bunalım daha olası. Raskolnikov'da bundan emin olamıyoruz çünkü suçtan önce de hastalıklı, suçtan sonra da.
Bir de Raskolnikov içinde olduğu bu hastalıklı durumda ve suçtan sonraki hastalıklı durumda da akıl sağlığını koruyabileceğini ve hayatına devam edebileceğini iddia ediyor hatta bunu da, " Bu güçlükler karşısında bütün irade ve aklımı koruyayım yeter. " diye ifade ediyordu. Ama bence Raskolnikov akıl ve iradesini kaybetmemeyi düşünürken bile çoktan kaybetmişti ama farkında değildi.
Cinayetin hemen öncesinde kendini meşgul etmeye, çevreyle ilgilenmeye ve alakasız düşünceleri aklından geçirmeye başlıyor. Sanki yapacağı şey cinayet işleyecek olması değilmiş gibi normalleştirmeye çalışıyor bunu.
Cinayeti işlediği kısımda ise tek derdi bir an önce her şeyden kurtulmak oluyor. Bir anda evrenden silinmek ister gibi bir ruh haline giriyor, onları parasızlıktan dolayı aldığını iddia ettiği paraları umursamıyor bile. Ben burada sırf gururundan paraları aldığını düşünüyorum. Eğer paraları almasaydı herkes katile, " Öldürmüş ama soymamış. " diye aptal muamelesi yapacaktı. Bunşarı duymak istemediği için aldığını düşünüyorum çünkü cinayetten sonra paraları ne kadar olduğunu umursamadan nehre atmayı düşünüyordu.
Cinayet sonrasındaysa her şeyden tiksinmeye, öfke duymaya ve bıkkın hissetmeye başlamıştı. Kendini insanlardan soyutluyor ama yalnızlıkta onu delirtiyordu. 6.hissi kuvvetli birisi, tesadüflere ve hislerinin doğruluğuna çok inanıyor. Bu yüzden tereddütleri ve kuşkuları fazla. Belki de onu dinden uzaklaştıran şey kuşkudur.
Raskolnikov'un fiziksel olan hastalığı cinayetten sonra ateş, titreme, ne düşündüğünü bilememe, çevresinde olan biteni kavrayamama ve halisünasyon görmek kadar ciddi boyutlara erişiyor. Burdan sonra zaten sanki sadece nefes alır gibi yaşıyor, şarteli kapatmışta dış dünyayla alakalı hiçbir şeyi görmüyor, duymuyor, anlamıyor gibi yaşamaya başlıyor.
Bu şarteli kapatması olayı Razumihin ve Zosimov'un cinayet hakkında detayları konuşurken, bizzat yanında katil olduğunu bilmeden ondan bahsederken Raskolnikov'da hiçbir duygu değişikliği olmuyor. En azından bundan etkilenmesi gerekmez miydi?
İşlediği cinayetin detaylarını dinlerken büyük bi' soğukkanlılıkla ne tepki veriyor ne de sıtma geçiriyor. Ya hapse girmekten ya da ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan, en sevdiği kişilerin düşüncelerinden korkuyor. Belki de düz hesap yapmaması gereken bir şey yaptığı için saklanma ihtiyacı duyuyor. Etki tepki yasası.
Buradaki davranışında zıt olarak ilerleyen zamanlarda artık sinirlerinin iyice yıprandığı ve herkesin dikkatinin onun üzerinde olduğu bir vakitte Zosimov'a cinayeti kendisinin işlediğiyle alakalı şakalar yapıyor. Pek üstü kapalı konuşsada belli neyi ima ettiği. Bence itiraf etmek istiyor ama neden itiraf etmiyor ya da edemiyor? Hapse girmekten mi korkuyor yoksa ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan mı? Bunların umrunda olduğunu düşünmüyorum. İtiraf etmiyor çünkü bu iştede canını acıtan bir şeyler var ama itiraf etmemesi de canını acıtıyor. Dalga geçerek, alaya alarak içinde olduğu durumu normalleştirmeye " Alt tarafı cinayet işledim! " demeye getiriyor. Ve itiraf etmemek için kendini zorlamasına rapmen Zosimov'a kendisinden şüphelenmesi için fırsatlar veriyor. Burada içinde olan iki ayrı sesin, benliğinin tartışma içerisinde olduğunu düşünüyorum..
Bu iki ayrı sesten birisi çok vicdanlı, elinde parası yok ama son kopeğine kadar vermeye hazır. Rastgele bir meyhanede rastgele tanıştığı bir adam olan Marmeladov'a ve ailesine hem maddi hem de manevi olarak destek olmasından anlıyoruz bunu. Diğer ses ise itiraf etmesini engelleyen ve verdiği paraları geri almak isteyip gururundan alamayan bir ses.
Rodya'nın Marmeladov'un öldüğü ve tüm parasını ailesine bırakıp evden çıktığı anda hissettiği duygu hakkında konuşmak istiyorum. Şöyle anlatılıyor;
" Bu duygu, birdenbire ve hiç ummadığı bir anda bağışlandığını öğrenen bir idâm mahkûmunun duyabileceği heyecanla karşılaştırılabilirdi ancak. "
Ölmesi kesinleşen bir adamın bir anda ölmeyeceğini öğrendiğindeki heyecanı gerçekten çok büyük. Raskolnikov'un bu duyguyu o heyecanla karşılaştırması ise bence kendini o idâm mahkumunun yerine koyduğundan kaynaklanıyor. Hiç tanımadığı bir adama yardım etmeye başlıyor bir anda. Adam çok yoksul ve gerçekten yardıma ihtiyacı var ama Rodya sanki kendisinin de yardıma ihtiyacı yokmuş gibi başkalarına yardıma başlıyor. Bu durumu en baştan beri kendi mahkemesinde kendini aklamaya çalışması olarak değerlendirdim. Bir yandan vicdanı da onu rahat bırakmıyor, acı çektiriyor. Kendi vicdanını rahatlatmak için veriyor elindeki son parayıda.
...
Bir sonraki gönderimde eleştiri devam ediyor.