Suç ve Ceza eleştirisi 2.kısım.. ... Sayfa 248'de Razumihinin kurduğu bir cümleye gelelim. " Ben yalan söylediğim için insanım. " Eğer karakterimiz insanları kandırmaktan keyif almıyorsa yalan söylemenin insani bir özellik olduğundan bahsediyor. Yalan bir hatadır. Hatalarıyla birlikte insan olduğunu…devamıSuç ve Ceza eleştirisi 2.kısım..
...
Sayfa 248'de Razumihinin kurduğu bir cümleye gelelim.
" Ben yalan söylediğim için insanım. "
Eğer karakterimiz insanları kandırmaktan keyif almıyorsa yalan söylemenin insani bir özellik olduğundan bahsediyor. Yalan bir hatadır. Hatalarıyla birlikte insan olduğunu anlatmaya çalışıyor bence.
Raskolnikov'un garip karşıladığım bir başka özelliğine gelelim. Sayfa 286'da aşık olduğu ve evlenmek istediği hatta ölmeseydi evleneceği kızdan bahsediliyor. O ev sahibinin hasta, belirtildiğine göre çirkin ve ölen bir kız olduğu yazıyor. Raskolnikov ise o kızın hastalığının üstüne bir de topal yada kambur olsaydı onu daha çok seveceğini söylüyor. Bunun hakkında bir yorum yapmak istiyorum.
Kimse cinsiyeti fark etmez evleneceği kişinin hen çirkin hem hasta hem de kendisine zorluk çıkartacak biri olmasını eğer bu kişi zengin değilse istemez. Ama Rodya kendisinden bedensel ve ruhsal olarak kötü bir durumda olan birini seçiyor. Bence bunun sebebi Lujin gibi kendinden farklı şartlar altında olan birini kullanmak değilde kendini daha yakın görmek. Nedenini bende pek anlamadım ama bir şekilde Rodya yardıma muhtaç kişilere sempati duyuyor.
Şimdi geldiğimiz kısmın ilk başta sormak istediğim ama sonraya ertelediğim soruların ve cinayet sebebinin net çözümü olduğunu belirtmek isterim. Raskolnikov'un Periodiçeskaya Reç gazetesinde yayımlanan sanırım " Suçlar Üzerine " başlıklı yazısı hakkında konuşmak istiyorum.
Anladığım kadarıyla Raskolnikov'un savunduğu düşünce daha iyi bir hayat ve yeni nesillere katkı olsun diye işlenen suçların suçtan sayılmayacağı, daha iyi şeyler yapma amacı güden her kişi için cinayetinde suçtan sayılamayacağı hatta hak olduğu anlatılıyor. Bu kişileri de " olağanüstü " olarak adlandırdığı ikinci gruptaki kişiler. Yani sürüden ayrılan kuzu olanlar, toplumun normlarını kabul etmeyenler yada suyun tersine gitmeye çalışan kağıt bir gemi gibi davrananlar olağanüstü kişilerdir. Bahsettiği birinci grup yani " sıradan " kişiler ise kendilerine dayatılan her kurala boyun eğenler, uysallar, kendi gibi insanların çoğalmasını amaçlamaktan başka işleri olmayanlar yada akıntının götürdüğü yere bile gidemeden batan gemilerdir.
Raskolnikov insanları suç işleme hakkına sahip, olağanüstü insanlar ve suç işleme cesaretine bile sahip olmayan sıradan insanlar diye ayırmadan önce daha iyi şeyler için suç işlemek meşrudur düşüncesinde de ikiye ayırıyor. Suç, kötüdür ve insanı kötü, yanlış, hoş olmayan durumlarla baş başa bırakır. Hukukta, anayasada bile işlenen suçlara göre cezalar farklıdır. Mesela hırsızlık yapan biriyle cana kasteden birinin cezaları aynı olmaz ama ikiside suç işlemiştir. Suç kötüdür. O zaman suçu işleyen insanlarda kötüdür. Suç işleyen insanların tek farkı bazıları daha az bazıları daha çok kötüdür.
Raskolnikov bu düşünceyi şöyle anlatıyor;
" Büyükler bir yana, toplum içinde birazcık sivrilen, yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar, doğaları gereği, tabii kimi az, kimi çok, birer suçlu olmak zorundadırlar. "
İnsan doğası gereği bir şeylere karşı çıkmak, topluma söyleyecek sözleri olmak zorundadır. Bu uyumsuzlukta suçu, suçta daha az ve daha çok kötüleri oluşturur. Daha az ve daha çok kötü insanlar ise zamanla " sıradan " ve " olağanüstü " insanlara dönüşürler.
Bu düşünceye bir yandan bende katılıyorum çünkü toplumumuzda her çeşit insan var ve her insanın kendine göre yaşayıi tarzı, kuralları vardırki bencede bir toplumda olan her bireyin toplum için koyulan kuralları kabul etmesi, her şeye uyması imkansızdır. İllaki bir kişi çıkacak ve bazı şeylere " Hayır, " diyecektir. Sonra insanlarda onun peşinden gittiğini söyleyerek dolaylı yoldan hayır demiş olurlar ama buradaki tek olağanüstü kişi " Hayır " diyen o ilk kişidir. Diğerleri söyleyecek yeni bir şeyler bulamadığı sürece sıradandır.
Ama bir yandan da herkesin suçlu sayılamayacağını düşünüyorum çünkü insanın içinde doğası gereği karşı çıkmak olduğu gibi iyilikte vardır ve iyilik kötülüğü yenebilir. Burada sormamız gereken soru iyiliğin kötülükle ilişkisiyle alakalı, yani kötülük iyiliğin yokluğumudur? Yoksa kötülük iyilik var olsada var olabilir mi? Kötülük insanın içindeki hasret, kıskançlık, cimrilik gibi duygulardan beslenir. Kıskançlık kötüyse kıskançlığın en iyi hâli paylaşamamk buna rağmen bir şey yapmamak olur. Yani bir insan aynı anda deli gibi kıskanıp hemde sırf paylaşamadığı için birşey yapmamayı yapamaz. Kötülük ve iyilik insanın içinde aynı anda var olamaz. Bir insanın kötü yada iyi olması duygularını nasıl yönlendirdiğiyle, bakış açısıyla alakalıdır.
Raskolnikov her ne kadar kendini olağanüstü insan olarak görsede ve cinayetleri daha iyi şeyler olması için istediğini inandırmaya çalışsada sıradanlığın etkisinden kurtulamıyor. Öldürmemesi gerektiğini ve hata yaptığının içten içe farkında ama bunu kabul etmiyor, edemiyor. O küçücük pürüz burada çözülüyor işte. Her şey raskolnikov'un kendisinin bir olağanüstü insan mı yoksa sıradan bir insan mı olduğunu kanıtlamak istemesiyle başlıyor.
Şu soruları soruyor kendine;
" Ben de herkes gibi bir bit miydim, yoksa bir insan mı? Önüme çıkan engeli aşabilir miydim, aşamaz mıydım? Eğilip iktidarı yerden almaya cesaret edebilecek miydim! Titreyen bir yaratık mıydım, yoksa hakları olan biri mi? "
Svidrigaylov'un düşüncesini de öğrendiğimizde her şey gün yüzüne çıkıyor zaten. Onun düşüncesibe göre Rodya sıradan bir insan olup olmadığını test ediyordu ve sıradan bir insan olduğunu anladığında ise acı çekmeye başladı. Bu düşüncenin üstüne biraz düşündüm. Sırf sıradan bir insan olup olmadığını anlamak için öldürdü ve yine aynı sebeple Sonyaya, Marmeladoov'a yardım etti çünkü onlar günahkar, hatalı insanlardı. Sıradan olmayan insanlarda topluma göre günah, hata olarak kabul edilen şeyleri toplumun normlarını umursamadqn yapan kişi. Sonya ve Marmeladov'un üst insan olduğunu düşündü ve onlara güvendi, cinayeti anlattı ama bu süre zarfında sıradan bir insan olduğunu fark etti ama bence ona tamda sıradan diyemeyiz çünkü sıradan insanlar sıradanlıklarının farkında değillerdir. Raskolnikov farkındaydı. Bunun üzerine düşünebiliyor. Onu delirten şey sıradan bir insan olduğu gerçeği.
Aslında olan şey başkalarına rağmen hata yapabilmek, suç işleyebilmekti.
Lujin'in kendini aşırı beğenmesi, herkesin ona minnet duyması gerektiğini düşünmesi hakkında da konuşmak istiyorum.
Öncelikle bi' insanın kendini fiziksel olarak sevmesi ve vücudunun her zerresini kabul etmesi kendini beğenmişlikten, bencillikten sayılamaz ama bi' insanın başka insanların ona minnet duyması, bağlı hissetmesi gerektiğini düşünecek kadar ruhunu sevmesi bayâ hastalıklı bir düşünce. Sizinle aynı fiziksel özelliklere sahip, ruhu aynı maddeden yapılmış ve sizin gibi şerefi ve onuru bulunan bi' insanın size neredeyse tapmasını istemek hatta bu düşünceye kapılmak bile bence bi' insan için en aşağılık durumlardan birisi çünkü kendinizi sadece kendiniz yüceltmeniz, başka hiç kimsenin sizin kendinizi gördüğü gibi görmemesi insanın kendini aslında layık olmadığı şeylere layıkmış, değermiş gibi düşünerek avutmasından, egosunu tatmin etmesinden, kandırmasından ve kendine yalan söylemesinde başka içi boş bir açıklaması yok bunun.
...
ve bir sonraki gönderi..