Keşke Heathcliff ete kemiğe bürünse de ağzının üstüne çarpsam bi tane Merhabalar merhabalar efenim. Yazı yazmaya başlayınca akıyor gidiyor ama genelde başlaması sıkıntı zaten. Bir yerden de denemek lazım diye düşündüm ve buradayım. Yukarıda yazdığım için özür cümle daha kitabın…devamıKeşke Heathcliff ete kemiğe bürünse de ağzının üstüne çarpsam bi tane
Merhabalar merhabalar efenim. Yazı yazmaya başlayınca akıyor gidiyor ama genelde başlaması sıkıntı zaten. Bir yerden de denemek lazım diye düşündüm ve buradayım. Yukarıda yazdığım için özür cümle daha kitabın yarısına bile gelmeden önce kitabı beraber okuduğumuz arkadaşa yazdığım cümle. Uyarı: Bu gönderi bolca Heatcliff kötüleme içermektedir.
Uğultulu Tepeler yıllardır çok gördüğüm bir klasikti. Okuma açısından çöküşümü şöyle özetleyeceğim Osmanlı bile böyle çökmemiştir. Okuma alışkanlığımı geri kazanmaya çalışırken kitabın ilk yarısı çok faydalı oldu bana. 200-300 arasını okumak beni çok zorladı. Kitapta gerçekten çok sağlıksız karakterler okuyoruz. Kendisi mutsuz olan ve başına gelenlere sığınarak diğer insanların da bütün enerjisini emen Heathcliff'i okumak beni gerçekten zorladı. İlk 200 sayfayı okurken tek oturuşta 20-30 sayfa günlük 60-70 sayfa okuyabiliyorken sonrasında 4-5 sayfa okuyup kitabın atmosferinde boğulup kitabı bırakıyordum. Gerçekten akıcı bir kitaptı ama gerçekten tepelerdeki bütün kasveti ve uğultuyu yansıtan bir atmosferi vardı kitabın. Böyle atmosferi olan eserler seviyorsanız kesinlikle bir şans verin, sevmiyorsanız da bir şans vermelisiniz bence ama hazır olunca bölmeden okuyun. Kitabı okumuş olan iki tanıdığım var. Biri karakterlerin çoğuna yarım akıllı ve bazılarına çingene diyor. Diğeri ise bütün karakterleri kişilik bozuklukları ile bağdaştırdı. Farklı hayatlar, farklı kültürler tabi.
Genel birkaç şey:
Atmosferi hakkında diyeceklerimi dedim zaten. Beni rahatsız eden tam olarak atmosfer değildi. Ben Heathcliff'e ve davranışlarına dayanamıyordum okurken beni boğan oydu.
Kitapta dikkatimi şeylerden biri ölümlerdi. Mr Earnshaw'ın öldüğü sayfa sanırım hiçbir zaman aklımdan çıkmaz. Aynı şekilde Hindley'in eşinin öldüğü an da gerçekten üzücüydü. Ölümlerin olduğu kısımların betimlemeleri beni düşündürdü açıkçası.
Her şey bir yana ben gerçekten İngiliz edebiyatı okumayı çok seviyordum. Okuma açısından bana çok iyi geldi. Bahsettiğim istisna kısımları da saymazsak günlük okuduğum sayfa sayısı ve okumaya ayırdığım süre beni çok iyi hissettirdi. Ön planda olan birkaç karakter hakkında daha yazacağım ama yazanların dışında Mr Earnshaw, Hindley, Heraton, oğlan olan Linton (salak velet), ve evlat olan Catherine'i (anası kılıklı yarım akıllı) anmak isterim 🫡
Yazı uzun olduğu için karakterleri yorum kısmına ekleyeceğim. Okuduysanız teşekkür eder, Heathcliff gibi insanlardan uzak olmanızı temenni ederim. Sevgiler(sağlıklı olandan toksik değil), saygılar, şefkatler.