Spoiler içeriyor
- 12.10.2024 - 02.05.2025 - Evet, sonunda izleyebildim! Şimdiye kadar izlemediğim için içimi kemiren yapımlardan bir tanesiydi ve spoiler yemeden izleyebildiğim için çok gururlu hissediyorum. Attack on Titan, asıl adıyla Shingeki no Kyojin, Hajime Isayama tarafından yazılan bir manga serisidir.…devamı- 12.10.2024 - 02.05.2025 -
Evet, sonunda izleyebildim! Şimdiye kadar izlemediğim için içimi kemiren yapımlardan bir tanesiydi ve spoiler yemeden izleyebildiğim için çok gururlu hissediyorum.
Attack on Titan, asıl adıyla Shingeki no Kyojin, Hajime Isayama tarafından yazılan bir manga serisidir. Bu anime hakkında düşüncelerimi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Öncelikle şunu söyleyebilirim, beklentim inanılmaz seviyede yüksekti. Çünkü herkesten duyduğum şey “Dünyanın en iyi animesi!” olduğuydu. Eh, bilirsiniz çoğu yapıma bu kadar yüksek beklentilerle başlamak pek doğru değildir çünkü çoğu bu beklentileri karşılayamıyor. Benim karşılayabildi mi? Kısmen.
Konu itibariyle çok orijinal olduğunu düşünüyorum, çizimlerle birlikte zenginleştirilmiş gerçekten inanılmaz boyutta bir yapım. Adalet, ırkçılık, soykırım, özgürlük, savaş, insanlık temalarını işleyen, insanı düşündüren bir yapım. Anime dünyasında rakibi var mıdır emin değilim. Benim en sevdiğim anime Bleach ve kolay kolay değişecek gibi durmuyor ancak bu animenin de kıymeti çok çok ayrı olacaktır.
Eleştirim olan kısıma geçmeden önce söylemek isterim ki, kızgınlığım animenin çok iyi oluşundan ötürüdür. Çok daha iyi olabileceğini bildiğim için ekstra hayal kırıklığına uğradım.
Ama ☹️
Böylesine güzel ve orijinal bir projenin, 4. sezonda bu kadar pasifleştirilmesi nedir? Bu anime, özgürlük kavramını sadece Eren ile Mikasa aşkına indirgeyecek kadar ne ara basitleştirdi? Biraz sondan başlamış olacağım ama benim hayal kırıklığım 4. sezondan başladığı için buradan başlıyorum. Bu sezona kadar her şey kaliteli giderken bir anda nolduğunu anlamadığımız bir şekilde zaman geçişi yaşadık. Bir baktık ki herkes büyümüş, iri kıyım hal almışlar ve özellikle de Eren nemrutlaşmış. Biz bu geçişi neden göremedik? Bunun üzerine animeye yeni karakterler katıldı ve sayamadığım kadar çok bölüm boyunca Falco ve Gabi adında iki çocuğu izledik. Evet, bize ırkçılığın her iki tarafını göstermek için yazılmış karakterler olsa gerek ama daha önemli olaylar varken sürekli Gabi’yi izlememize gerek var mıydı emin değilim. Gabi’nin Sasha’yı öldürmesi de sırf dramatik bir etki olsun diye yazılmış gibime geldi, bence bu anime öyle maksat drama olsun diye tropelerin eklenebileceği kadar basit bir anime değildi, olmamalıydı. Ortada izdiham gibi büyük bir konu varken çoğu dövüşler Gabi sahneleriyle yarım kaldı, Eren’in kafasındakileri bile çok sonradan görebildik. Tüm bunların üstüne, devliğin oluşumunun bir parazite ya da canlı formuna bağlanması ne kadar çarpıcıydı bilmiyorum. Onu da geçtim, tüm bu olayın Ymir’in Kral Fritz’e olan aşkıyla alakadar olmasının özgürlükle alakası nedir? Açıkçası ben daha soyut şekillerde özgürlüğün işlenmesini beklerdim, çoğu şeyin temel sebebinin insanın içindeki vahşi içgüdüden gelmesini, bunun için herhangi bir canlı formuna bile gerek kalmadan devleşebilmesini, bilincini yitirebilmesini beklerdim. Bu yüzden finalin Ymir-Fritz ile Eren-Mikasa olayına bağlanması benim tadımı kaçırdı. Ayrıyetten, Kurucu Dev’in geçmiş ve geleceği yönetebilmesine o kadar az ve karmaşık değinildi ki, kafamda hep soru işaretleri kaldı. Ben özgürlük ve adalet kavramının daha çarpıcı şekilde işlenmesini beklerdim, Erwin’in kendini feda edişinde olduğu gibi.
Diğer sezonlara gelecek olursak, o sezonlara laf etmeye haddim yoktur sanırım. Keyifle izledim, bazı bölümlerde Armin’in sürekli ağlamasına tahammül edemesem de güzeldi. Karakter olarak Hange ve Mikasa’ya çok bağlandım, Levi’ye başlarda ısınamamıştım ancak sonradan onun kıymetini de anladım. Ah Hange’m, 4. sezonda nasıl da feda ettin kendini :’) Çok sevmiştim onun deli doluluğunu. Mikasa’ya da bayılıyorum ancak onun son sezonda sadece Eren’e aşık olarak yazılmasını hoş bulmadım, bence öylesine cesur bir kadındı ki aşkını daha ilk dakikadan kalbinden silip memleket ve insanlık derdine düşmeliydi.
Genel olarak baktığımızda devler ve insanların arasındaki bu savaşta aslında düşmanın yine “insan” olduğunu görüyoruz ve bu gerçekten çok güzel düşünülmüş bir şey. Ancak ben animenin kendi potansiyelini harcadığını düşünüyorum, şuanda varolduğu noktadan çok daha iyi bir noktada olabilirdi fikrimce. Çünkü son sezon bana çok aceleye gelmiş havası hissettirdi. Evet, Eren’in her seçimi denediğini ve son seçimine mecbur kaldığını anladım ve gerçekten onun adına üzüldüm ancak mesela Armin’e Mikasa’yı benden başkası görmesin diye ağlaması falan neydi? Anlamlandıramadığım çok fazla sahne oldu son sezonda. Bu yüzden animeyi sevdiğim kadar kızgınım da çünkü çok daha fazla iyi yapılabilirdi. İlk 3 sezonun hissettirdiği tüm o duygular sanki son sezonda kaybettirildi gibi hissediyorum.
Özgürlük ve adalet için tutuşan Eren’in son sezon insanlığın %80’inin içinden geçmiş olmaya mecbur bırakılması nedendir anlamış değilim. Ki son bölümde “Ben özgürlüğümün kölesiyim.” demişti Armin’e ve bu kısmı gerçekten beğenmiştim. Sevdikleriyle konuşup sonra anılarını silmesi falan da duygulandırıcı ama madem böyle bir durum var neden bahsetmiyorsun ki? Zeke’nin ötenazi planı aslında mantıklıymış yani, bunu sadece Eren için yapsaydı gayet de işlermiş nüfusun yarısı ölmeden.
Yazılacak çok şey var ancak yaz yaz bitmeyecek gibi duruyor. Floch karakterinin nasıl yükselişe geçtiğini anlamadığımdan mı bahsetsem, Falco ile Gabi’ye ayrılan sahnelerin fazlalığından mı bahsetsem, Historia’yı hiç göremeyişimizden mi bahsetsem, hangi birine değinsem bilemiyorum. Özetle, son sezon beni hayal kırıklığına uğratsa da kalan kısım çok güzeldi. Orijinal bir fikir, kaliteli çizimler ve kaliteli karakterler ile harmanlanmış güzel bir yapım. Anime seven herkesin izlemesi gereken bir yapım. Ancak ben bu animeyi 3. sezona kadar olan kısımlarıyla hatırlamayı seçeceğim.
Puanım: 8,5/10