1988'in 18. kişisi. İlk kalede kim var? İkincide ne var? Charlie Babbit'e asla zarar verme. Esas dostum. C-H-A-R-L-I-E Merhabalar. Bir şeyler söylemek istiyorum bu gece. Aslında çok şeyler söylemek istiyorum. Yazı kısa mı olur uzun mı olur kestiremiyorum şuanda. Ama…devamı1988'in 18. kişisi. İlk kalede kim var? İkincide ne var? Charlie Babbit'e asla zarar verme. Esas dostum. C-H-A-R-L-I-E
Merhabalar. Bir şeyler söylemek istiyorum bu gece. Aslında çok şeyler söylemek istiyorum. Yazı kısa mı olur uzun mı olur kestiremiyorum şuanda. Ama kestirebildiğim şeyler var. Bu yazıyı ne zaman okursam okuyayım tam şuan kafamda aynı anda açık ve çalışıyor olan 50 farklı sekmeyi tekrar yaşayacağım. Umuyorum. Film hakkında söyleyeceklerim kısa ve spoilersız olacak.
Eğer film izlemeyi seven biriyseniz ve hatta film izleyen biriyseniz bir gün mutlaka Yağmur Adam'a şans vermelisiniz bence. İzleyen kim olursa olsun izlerken yeri gelecek gülümseyecek, yeri gelecek gülecek, yeri geldiğinde de kalbi kırılacak. Bana dolu dolu iki saat yaşattı film. Konusu her yerde yazıyor konusu hakkında bir şey demeyeceğim. En son ne zaman bir filmde gözlerim dolmuştu bilmiyorum. Bitmesine son 10 dakika kala gözümü doldurdu kendisi. Teşekkür ederim.
Bugün benim yeni hayatımın ilk günüydü. (Ben palavra sıkmam. İlk gün olacak diyorsam yeni hayatım diyorsam ilk günü olur gerçekten.) Yeni hayatımın ilk gününde ders çalışmalı, kitap okumalı ve film izlemeli bir gün geçirmek istiyordum. İnternet sıkıntılıydı yine de izleyeceğim dedim indirili olarak neler var diye baktım. Anlık bir kararla eh bunu izleyeyim bari dedim. Yanlışlıkla benim için, bu akşam için yapabileceğim en doğru seçimi yapmışım.
Kalan kısım kişisel bir yazı olacak ama filmin sahneleriyle bağdaşlaştıracağım için spoiler sayılabilir.
Merhaba. Ben filmin ilk bir saatinde izlediğimiz haliyle Susanna. (Sonraki Susanna'dan nefret.) Susanna'yı sadece ilk bir saatteki haliyle ele alabilir misiniz? Heh. Ben oyum. Severim. Sevilirim de. Bilirim, hissederim de. Hayatımdaki insanların yanımda ne hissettiklerini de çok gözlemlerim. Sohbetten keyif alırlar. Bir sürü şey anlatabilirler, bir sürü şey dinleyebilirler. Eğlenebilirler. İstedikleri zaman gülüp istedikleri zaman ağlayabilirler. Bilirler ben oradayım. Konuşuruz bol bol. Kafa dağıtırız, güleriz. Ya da travmalar dökülür ortaya. Ama ne eksiktir bilir misiniz? Karşımdakinin kafasında ne döndüğünden haberdar olmam pek. Susanna arabada diyor ya 'kafandakilerin bir kısmına beni de dahil edebilir misin' diye. Öyle. Saatler geçiririz. Defalarca telefonda konuşuruz saatlerce. Buluşuruz onlarca kez. Durup düşünürüm de üstelik. Hayatına dahil olduğum insanların kafasındakilere dahil olmamayı. Sanırım sevgi anlayışım biraz ordan geçiyor. Çok derinlemesine olmasa da dile getirmişliğim var. Bu şekilde rahat ve mutlular. Görüyorum da. Ondan bir şey diyemiyorum. Ama günün sonunda dönüp kendi sevgimi sorguluyorum ne mânâsı var ki diye. Ben Susanna. Bir gün gitmeye niyetlenirsem işte o an kafanızdakileri benimle paylaşıp bana ihtiyacınız olduğunu söylemeyin olur mu? Kalmak için direnebildiğim kadar direnirim. Gitmeye karar verdiysem de kıymetimi o an anlamayın.
Şayet okuduysanız teşekkür ederim. Son zamanlarda bazı konularda kafam karışıktı. Ne yaptığımı biliyordum ama nereye kadar böyle yapacağım diye soruyordum kendime. Ne kadar daha yapabilirim diye. Filmde bu konu hakkında çok cevap buldum kendime. Ama filmin ana konusundan baya alakasız bi konu bu. Kafamı kurcalayan o olduğu için o dikkatimi çekti. Tekrar izlediğimde yine bambaşka şeyler bulacağımı biliyorum. Söylediklerimden başka şeyler de bulmadım sanmayın. Dile getirebildiğim kısım bu şuan. Esas dost. E-L-I-F. 05.05.25. Gece.