Spoiler içeriyor
Theodor Storm'un Renate adlı novellası 1877-78 yılları arasında yazdığı,toplumsal eleştiri içeren ve 19.yüzyıl Realizm akımının bir örneğidir.Aşk,inanç ve toplum baskıları temalarını bu eserinde görüyoruz.Ek olarak Storm kilise doğmalarına karşı bir görüştedir ve akılcı bir zihniyete sahiptir.Zaten Renate eserinde bu yaklaşımı…devamıTheodor Storm'un Renate adlı novellası 1877-78 yılları arasında yazdığı,toplumsal eleştiri içeren ve 19.yüzyıl Realizm akımının bir örneğidir.Aşk,inanç ve toplum baskıları temalarını bu eserinde görüyoruz.Ek olarak Storm kilise doğmalarına karşı bir görüştedir ve akılcı bir zihniyete sahiptir.Zaten Renate eserinde bu yaklaşımı farkediliyor.
Öncelikle kitabın kısa olduğundan bahsetmeliyim zaten bu bağlamda gayet akıcı ilerliyor,süslü bir dil yerine gayet sade bir anlatım ile yazılmış ve duygu yüklü olduğu söylenemez.Şahsen böyle olunca biraz sıkıcı gibi oluyor kitap,ancak verilmek istenen mesaj gayet yerinde.
Kitabın İçeriği (Spoiler❗️)
Kitaba anlatıcımız ile giriş yapıyoruz,kendisi doğduğu yer olan Schwabstedt isimli bir köyde gezinti yaparken, ağaçların arasında gizlenen ve ıssız duran bir çiftlik evi gözüne çarpıyor.Merakına yenik düşerek evin etrafını inceliyor,bu esnada o yakınlarda tanıdığı yaşlı bir kadına rastlıyor ve kendisine selam verdikten sonra bu çiftlik evinde kimin yaşadığını soruyor.Kadın ise bu çiftlikte şuan kimsenin yaşamadığını ve yakın zamanda yıkılacağını söylüyor. Peki bundan yüz yıl önce kimin yaşadığını merak ederek tekrar soruyor anlatıcımız,ve kadın bunun üzerine orada bir cadının yaşadığına değiniyor.Ve kısaca bu cadı hikayesini üstünkörü olarak anlatıyor.Merakı katlanan anlatıcımız daha fazla bilgi alamayarak oradan uzaklaşıyor ve bu konu sadece onun aklında yer ediniyor.
Uzun yıllar sonra büyükbabasının çekmecesini karıştırırken eline bir defter geçiyor ve bu defter yıllar önce merak ettiği bu cadı hikayesinin aslını içeriyor.Kitap bundan sonra kendi anlatıcımız ile değil,defterin sahibi olan kişinin ağzı ile devam ediyor.İşte böylece hikayenin içerisine dalıyoruz.
Zengin çiftçinin kızı Renate ve rahibin oğlu Josias birbirlerine aşık olan ama kavuşamayan iki genç.Köy halkı çiftçiyi sevmez ve onun büyücü olduğunu düşünür.Josias 14 yaşındayken gece vakti kiliseye uğrar ve orada kendinden geçer,uyandığında kilise kilitlenmiştir ve kendisi içeride kalmıştır.Etrafına bakarken bir melek heykeli dikkatini çeker ve o esnada içeriye giren siyah bir köpek kendisine saldırır.Heykele tırmanarak köpeğe karşı koymaya çalışırken birisi gelir ve köpeği sakinleştirir.Ancak Josias karanlıkta bunun kim olduğunu ayırt edemez ve o kişiyi bir melek zanneder.Sonradan öğrenecektir ki o melek zannettiği kişi Renate'dir.
Yıllar sonra Josias üniversiteye gidiyor ve köyüne geri döndüğünde bir düğüne katılıyor.Düğünde güzel bir kız gözüne çarpar ve onun yıllar önce kendisini kurtaran meleğin yüzü olduğunu hatırlar,yanına yaklaşarak kendisini dansa kaldırmak ister.Ancak kız sert bir tavırla geri çevirir.Sonradan Renate'yi kalabalık arasında kaybeder.
Sonrasında ise birbirlerine giderek aşık olurlar.Renate'nin babası bir gün kaybolur ve Renate babasını her yerde aramaya başlar.Bu esnada rahip "Tanrının yardımı ve iradesi olmadığı sürece" babasının bulunamayacağını söyler.Renate ise köy halkının ona yardım etmek istiyorsa sözlere değil,daha fazla adama ihtiyaç duyduğunu söyler.Zaten babasının kötü bir şekilde anılmasına ek olarak Renate'nin bu tavrı dindar olan köy halkına malzeme vermiş olur.
Josias'ın babası,oğlunun Renate ile evlenmesine karşı çıkar ve ona bundan uzak durmasını söyler.Josias babasını dinler ve Renate'yi unutmaya çalışır.Ancak bir gün kendisi nehir kenarında otururken,bir grup genç Renate'yi cadı olduğu gerekçesi ile boğmak için nehir kenarına getirirler.Zira yakacak odun pahalı olduğu için yakamazlar.Bunu gören Josias onları durdurmak ister,onu yaralayıp kaçan grup Renate'yi geride bırakır ancak Renate son bir kez Josias'a bakarak onun kolları arasında can verir.
Yıllar geçer Josias artık yaşlı bir rahiptir.Çoğu köy halkı yaşlı rahibin evini atıyla gelen genç bir kadının ziyaret ettiğini söyler.Cadının onu şifalı büyüler ile büyülediğini söylerler.Ancak bu söylentinin rahibin kulağına gitmemesine özen gösterirler zira kendisini severler.O cadının Renate olduğunu söylerler ve "Schwabstedtli Cadı" lakabı ile bu söylenti artık ölümsüzleşmiş ve akıllara sembolik olarak yerleşmiştir.
Defter burada biter ve kendi anlatıcımız kalemi geri alır.Dördüncü duvarı kırarak biz okuyuculara döner ve şunu söyler:
"Ama biz, şimdi hepsini okuduguna göre, sen ve ben, onun dudaklarından son nefesini alanın kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz."
▫️Son Değerlendirme
Verilmek istenen bütün mesaj son cümleye mükemmel bir şekilde yerleştirilmiş ve sorgulamamızı sağlamış.Hikayenin her iki tarafını dinlemiş olan biz okuyucular,Renate'nin aslında bir cadı olmadığını,gayet normal genç bir kız olduğunu ancak toplumun insanlara yapıştırdığı bu etiket ve değer yargıları yüzünden sönen bir hayat olduğunu görmüş olduk.Çoğu söylentinin belki aslı bile olmadığını ve bu durumun geçmişte daha vahim bir durumda olduğunu görebiliyoruz.
Günümüzde artık cadı avı ya da diğer başka türlü işkenceler olmasa bile.İftira atılan,hakkında söylenti çıkarılan belki aslı bile olmayan toplumsal değer yargıları altında eziliyoruz.Geçmişte aynı durum yine vardı ancak sonuçları daha korkunç ve vahimdi.Kısa ve sade bir eser olmasına rağmen sonlarına doğru beni içine çekmeyi başarmış gayet okunmaya değer olduğunu düşündüğüm güzel bir kitaptı.Toplumun sert ve eleştirel değer yargılarına baş kaldıran bir eser olarak nitelendirebiliriz.