Neşeli olmak nezaket gereğidir. ( Voltaire ) . . En korkuncu tek başıma ölecek olmam. Beni rahatlatmak, elimi tutmak, gözlerimi kapamak için yanımda olmayacaksın. Bir yandan da, bütün bunlardan kurtulduğuna seviniyorum. Sen en azından, hiç dul olmayacaksın. . . Her…devamıNeşeli olmak nezaket gereğidir. ( Voltaire )
.
.
En korkuncu tek başıma ölecek olmam. Beni rahatlatmak, elimi tutmak, gözlerimi kapamak için yanımda olmayacaksın.
Bir yandan da, bütün bunlardan kurtulduğuna seviniyorum. Sen en azından, hiç dul olmayacaksın.
.
.
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım...
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
.
.
Artık her sabah yalnız uyanıyorum. Uyanır uyanmaz aklıma gelmiyor öldüğün, sanki her sabah tekrar ölüyorsun.
.
.
Ne zaman sana ait bir şey görsem fena halde üzülüyorum, özellikle el çantanı gördüğümde. Eve her girdiğimde ve onu antredeki bir sandalyenin üstünde gördüğümde, senin evde olduğunu anlar, rahatlardım.
Artık, çantan hep orada ama sen yoksun.
Garcia Marquez yazmıştı: '' Sevdiğimiz insanlar bütün eşyalarıyla birlikte ölmeli.''
.
.
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
.
.
...senin yerin boştu ama senden çok bahsettik.
Yves bana yemek boyunca senin de yanımızda olduğunu söyledi. Mozart'ı üşündüm, müziğin peşinden gelen sessizlik yine Mozart'tır.
.
.
Her zamanki üzücü kural: Dün gözlüğümü kaybettim.
.
.
Neden gittin?
Saçma bir soru. Sen seçmedin.
Sana seçme hakkı verilseydi, eminim kalırdın.
.
.
Devamlı akan su durduğunda serinliği özlenir, yanan ışık söndüğünde aydınlık özlenir ve insan karısını kaybettiğinde de onu ne kadar çok sevdiğini anlar. Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, anca çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?
Sen gitmeden önce mutlu muydum? Büyük Br acıdan sonra insanın daha önce her şey hep çok iyiydi diye düşünme eğilimi vardır. Her şey hep çok iyi değildi, daha iyiydi sadece.
.
.
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
.
.
Ölmemliydin, bu kesinlikle bir hata olmalı. Hayatı çok severdin, hayatın tatlarını çok severdin.
Artık istiridye yiyemeyeceğini, beyaz şarap içemeyeceğini düşünmek beni üzüyor. Diktiğin filizlerde açan gülleri bir daha göremeyecksin, güneşte yanamayacaksın. Bitpazarından iyi bir parça düşürmenin tadına varamayacaksın. Güzel bir kitap okuduktan sonra uyumanın zevkini yaşamayacaksın. Ve bir daha uyanma keyfini yaşayamayacaksın.
Bense bu zevkleri yeniden almaya başlıyorum ve neredeyse vicdan azabı duyuyorum.
.
.
12 kasımdan beri günler daha uzun. Senin küllerini toplayıp büyük bir kum saatine doldurmalı, sana bakarak zamanı geçirmeliydim.
.
.
Evi satmak isteyip istemediğimi bilmiyorum. Biraz senin eserin orası. Onu sürdürecek cesareti bulacak mıyım?
Tatilimiz hüzünlü geçmedi, burası çok güzel. Güzel şeyler asla büsbütün hüzünlü olmazlar. Beni ''şeylerin güzelliği içinde'' bıraktın, şairin dediği gibi. Ayakta kalmayı başarmalıyım.
.
.
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım..
Her geçen gün, her bakımdan daha iyiyim, çok daha iyi olacağım...