Doğduk, dizlerimizin üstünde emekledik, ilk yaraları o zaman aldık. Geçti kabukları bu sefer yürümeye çalıştık. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı, bir insan olarak ilk o anlar tanımaya başlıyorduk. Tanıştıkta, yürüdük bir o yana bir bu yana. Ardından koşmaya başladık, bir yerlere…devamıDoğduk, dizlerimizin üstünde emekledik, ilk yaraları o zaman aldık. Geçti kabukları bu sefer yürümeye çalıştık. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı, bir insan olarak ilk o anlar tanımaya başlıyorduk.
Tanıştıkta, yürüdük bir o yana bir bu yana. Ardından koşmaya başladık, bir yerlere yetişme telaşı o zamanlar yoktu tabi. Gidecek yerler kısıtlı. Bir ev, bir kaç tane oda, imkana göre bahçesi olan müstakil. Hızlı büyüdük herhalde ya da hızlı büyüyoruz. Bu zamana nasıl geldik derken, bu zamanı bile elimizden kayıp geçiriyoruz şuan. Her bir saniye aleyhimize işliyor.
Askerdeyken bunu düşlemiştim çoğu zaman. Ona müdahale edemiyorlar ya diyordum, zamanı durduramıyorlar. Orada da zaman sayılı olduğundan mı bilmem hızlı geçiyor. Ama gerçek şu ki Irak’a karşı akşam üstü 8-9 civarı sigara yakıp gün batımının eşliğinde bugünleri düşlemeyi özledim. Bugünlerin böyle olacağını bende tahmin etmezdim elbette. Hangimiz iyi ya da kötü zamanlar yaşayacağımızı bilebiliriz ki? Şanslıysak uyanırız, gün başlar işte o saatlerde. Ama o zamanlara dair tek bir isteğim olabilirdi belki suyumuz yoktu ama o sigara içmenin keyfiyle yanında birde çok değil 2-3 adet bira ya da cin falan içebilseydim, o anın büyüsü gözümde şuan daha farklı olabilirdi. Güzel ve stresli zamanlardı bakın yazarken bile çocukluktan yetişkinliğe atlayıverdik. Zamanda böyle hızlı geçiyor.
Çocukluktan hatırladığım en güzel şey nedense aklıma şuan da yağmurda bisiklet süren ya da birikmiş su birikintisinden üstüm başım sırılsıklam olup eve gidip dayak yediğim anları getirdi aklıma. Bir şeylerin farkında olmamak ya da düşlemeden eğlenmek ne güzel. Hayatın sırrı ya da anahtarı bu bence.
Galiba düşünmeye başladıktan sonra bir şeyleri kaybetmeye başladım. Askerde o manzarada sigara içerkende düşünüyordum oysa ki, şuanda düşünüyorum. Hayatta bana sunulan en gereksiz özellik düşünmek. Keşke düşünmeden yağmurda bisiklet sürerek, su birikintisinde sırılsıklam olana dek ıslanıp dayak yemeyi hala göze alabilseydim.
Sorun şu ki bunları hala yapıyorum. Bir karşılığı yok artık, belki de o zamanlar çok daha güzeldi. Yerinde ve tadındaydı.
Çocuk olmak güzeldi. Yürümeye ve düşlemeye başlayana kadar…
Krobak - It's Snowing Like It's the End of the World