Bu kitap, 19. yüzyılın sonlarında New York’un fakir mahallelerinden birinde, yoksulluk ve umutsuzluk içinde büyüyen bir kızın trajik hikâyesini anlatıyor. Maggie, şiddet dolu bir evde büyür, çevresinde yoksulluk, alkolizm ve ahlaki çöküş vardır. Daha iyi bir hayat ararken, yanlış kişilere…devamıBu kitap, 19. yüzyılın sonlarında New York’un fakir mahallelerinden birinde, yoksulluk ve umutsuzluk içinde büyüyen bir kızın trajik hikâyesini anlatıyor. Maggie, şiddet dolu bir evde büyür, çevresinde yoksulluk, alkolizm ve ahlaki çöküş vardır. Daha iyi bir hayat ararken, yanlış kişilere güvenir ve toplumun acımasız yargıları altında ezilir.
Crane, bu hikâyeyle insanların içinde bulundukları sosyal çevrenin onları nasıl şekillendirdiğini ve toplumun, özellikle de kadınlara karşı ne kadar acımasız olabileceğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yani bu kitap, bireyin değil, toplumun ve içinde yaşanılan ortamın sorgulanması gerektiğini anlatıyor.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça cesur bir konu seçmiş, bu açıdan takdir edilesi. Konularıyla ilgimi çekse de anlatım dili beklentimi karşılayamıyor. Bu kitabın konusunu öğrenince fazlasıyla merak etmiş ve güzel bir deneyim yaşayacağımı düşünmüştüm. Ne yazık ki bu beklentim karşılanmadı.
Böylesine güçlü bir temaya sahip bir kitabın bu kadar sade ve basit bir dille yazılması, etkisini ne yazık ki zayıflatmış. Dilin yavanlığı, konunun taşıdığı derinliği gölgeledi bana göre. Yazarın ilk kitabı olduğunu göz ardı etmiyorum, ancak daha önce okuduğum bir eserinde de benzer şekilde hissetmiştim. Dolayısıyla yazım tarzının benim beklentilerime hitap etmediğini açıkça söyleyebilirim.
Kısa anlatımı yüzünden bazı yerler eksik kalmış ve bu da olayların etkisini azaltmış. Daha hacimli bir kitap olsaydı, anlatım çok daha doyurucu olabilirdi.
Maggie’nin sürekli çevresi tarafından bastırıldığını görüyoruz, fakat onun iç sesi neredeyse hiç duyulmuyor. Ne düşündüğünü, ne hissettiğini, yaşadığı haksızlıklara karşı içsel bir direnişi olup olmadığını görememek karakteri oldukça zayıf kılmış. Oysa bu yönüyle çok daha derin bir portre çizilebilirdi.
Duygu yönünden eksiklikler olması nedeniyle okurken pek bir şey hissedemedim, bu da beni açıkçası üzdü. Ancak tüm bunlara rağmen Maggie’nin yaşadıklarına kayıtsız kalmak mümkün değildi. Kitap, aile kavramının önemini oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Maggie’nin masum bir şekilde daha iyi bir hayat ararken, ailesinin ilgisizliği ve toplumun acımasız yargıları nedeniyle böylesine zor olaylar yaşaması beni en çok etkileyen ve üzen şey oldu.
Jimmie ilk bakışta kaba ve umursamaz biri gibi görünse de, geçmişindeki şiddet ve sevgisizlik onu böyle birine dönüştürmüş gibiydi. Bu yüzden tüm hatalarına rağmen ona da içten içe üzüldüm; çünkü aslında o da sistemin kurbanıydı.
Mary, yaşadığı düzenin kurbanıydı belki ama bu durum onun çocuklarına karşı böylesine gaddar olmasını haklı çıkaramaz. Bir annenin, öz evlatlarına bu kadar zalimce davranması, onu anlamaya çalışmama rağmen içimde büyük bir öfke uyandırdı.
Ailenin birey üzerindeki etkisini irdeleyen yapısıyla, bu tür temalara ilgi duyanlar için denemeye değer bir kitap olabilir. 🌸
────୨ৎ────
Puanım: 5/10
────୨ৎ────
"Dünyaya bir nebze bile saygı duymadı çünkü dünyanın başlangıç olarak karşısına çıkardığı insanlar, asla örnek alınmayacak insanlardı."