Mentalist benim en sevdiğim dizi. Daha başarılı yapımlar da izledim, daha kaliteli diziler de seyrettim ama Mentalist tümünden çok daha özel. Öyle ki inceleme yazmayı bile haddimi aşmak olarak görüyorum. Ama izin verin elimden geldiğince size tanıtayım; Mentalist: Zihinsel zekasını…devamıMentalist benim en sevdiğim dizi. Daha başarılı yapımlar da izledim, daha kaliteli diziler de seyrettim ama Mentalist tümünden çok daha özel. Öyle ki inceleme yazmayı bile haddimi aşmak olarak görüyorum. Ama izin verin elimden geldiğince size tanıtayım;
Mentalist: Zihinsel zekasını kullanıp hipnoz ve telkin uygulayan kimse. Düşünce ve davranışları yönlendirme uzmanı. (bu tanım her bölüm başında sunulan bir klasiktir)
Mentalist, ahlakın ve intikamın bulanık sularında kaybolan bir adamın hikayesi. Dizinin odağı: Patrick Jane ve Red John arasındaki nerdeyse metafizik düzeye ulaşan ilişki. Burada yalnızca karısı ve kızının intikamını isteyen bir adam ile güç zehirlenmesi yaşayan bir katil değil; iki dahi, iki yara almış ruh, iki farklı inanç sistemi çarpışıyor. Dizinin genel seyri, her bölümde farklı bir cinayet çözümlemesi üzerine işliyor. Ana temamız olan Red John meselesi ara ara "ben burdayım" mesajlarıyla kendini gündeme getiriyor. Dizide yer alan tüm psikanaliz teknikleri doğru, tüm jest ve mimik incelemeleri oldukça yerinde ve uzmanlar tarafından onaylanmıştır.
Red John, yalnızca bir seri katil değildir; o, Patrick Jane'in kibriyle beslenmiş bir gölgedir. Jane'in geçmişteki şöhret merakı, televizyon ekranlarından alaycı bir şekilde Red John'un varlığını küçümsemesi farkında olmadan kendini içine hapsettiği bir cehennemi yaratmıştır. Red John'un şeytani zekası yalnızca kusursuz bir seri katil olmasından değil, insanların ruhlarını çözümlemesinden gelir. Asıl star parçası katil kimliğinden çok bir psikolog, usta bir manipülatör olmasıdır.
Patrick Jane, Red John'un tam aksi yönde manyetik bir güçtür. Trajedisinin içinde ince bir zarafet taşıyan, zihniyle kendine katlanabilir bir dünya yaratan bir adam. Karısını ve kızını kaybetmiş biri olarak Red John'la girdiği bu oyunda kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Ama kazanabileceği bir ruh huzuru vardır.
Jane, akıl oyunlarının ustasıdır ama Red John ona, zekanın bir koruma kalkanı olmadığını öğretir. Zihinsel savaşlar kadar duygusal tuzaklar da kuruludur bu oyunda. Ve Red John, Jane'in duygularını Jane'den bile iyi bilen bir sapıktır. Red John Jane'in yalnızca düşmanı veya oyun arkadaşı değil, aynı zamanda en net aynasıdır. Jane'in en büyük korkusu aynadaki yansımasında Red John'u görmektir.
Patrick Jane ve Red John arasındaki ilişki, klasik iyilerin ve kötülerin savaşı değildir, uzaktan yakından alakası yoktur. Bu; birinin içindeki kötülüğü, diğerinin içindeki iyilikle öldürme çabasıdır. Red John'un simgesi olan kandan çizilen gülen yüz ironik bir şekilde Patrick Jane'in simasını andırmakta. Öyleyse günün birinde Red John ölse bile Patrick Jane'in karanlık tarafında yaşamını sürdürecek midir? Ya da Red John'un kaybı Jane'in tek tutkusunu elinden alıp koca bir boşluğa mı sürükleyecek?
Aklın sınırlarını zorlayan bir dizi. Birkaç bölüm izledikten sonra kendinizi Patrick Jane sanıyor, hatta dizide bulduğunuz ipuçlarını öğrendiğiniz taktiklerle değerlendirerek acele bir sonuç bulma çabasına giriyorsunuz.
Dizi biraz uzun, eğer bu tarz ebelemeceler, ironik akıl oyunları, psikolojik analizler seviyorsanız bir şans verin derim.
Umarım faydalı bir inceleme olmuştur. Keyifli seyirler :)