Spoiler içeriyor
İzleyeli uzun zaman oldu bu filmi. Baş karakterimiz Antonius Block'un Ölüm Meleği ile yaptığı muazzam diyaloğun repliklerini yazıp kaydetmiştim paylaşırım diye. Bugüne kısmetmiş. İnsanın anlam ve Tanrı arayışına dair olağanüstü epik bir film. 📍 +Olabildiğince açık konuşmak istiyorum ama kalbim…devamıİzleyeli uzun zaman oldu bu filmi. Baş karakterimiz Antonius Block'un Ölüm Meleği ile yaptığı muazzam diyaloğun repliklerini yazıp kaydetmiştim paylaşırım diye. Bugüne kısmetmiş. İnsanın anlam ve Tanrı arayışına dair olağanüstü epik bir film.
📍
+Olabildiğince açık konuşmak istiyorum ama kalbim boş. Bu boşluk, yüzüme tutulan bir ayna gibi, kendimi görüyorum. İçim korku ve tiksintiyle doluyor. İnsanlara karşı duyarsızlığımla kendimi çevremden soyutladım. Şimdi bir hayaletler dünyasındayım. Rüyalarım ve hayallerimde tutsak kaldım.
-Yine de ölmek istemiyorsun.
+Hayırr! İstiyorum.
-Neyi bekliyorsun?
+Bilgi istiyorum.
-Garanti istiyorsun.
+Her neyse. .. İnsanın duyularıyla Tanrıyı kavrayabilmesi o kadar imkansız mı? O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklansın ki? Kendimize inancımız yoksa başkasına nasıl inanç duyabiliriz? Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlara ne olacak? Ya inanmayan, inanamayanlar? İçimdeki Tanrıyı neden öldüremiyorum. Onu kalbimden atmak istememe rağmen neden alçaltıcı ve acı verici şekilde içimde yaşamaya devam ediyor. Neden her şeye rağmen bu şaşırtıcı gerçeklikten kurtulamıyorum. Dinliyor musun?
-Dinliyorum.
+Ben bilgi istiyorum. İnanç ya da varsayım değil, bilgi. Tanrının elini uzatıp kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum.
-Ama o suskun.
+Karanlıkta ona sesleniyorum ama sanki hiç kimse yok.
-Belki de kimse yoktur.
+O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin hiç olduğunu bilen biri, ölüm karşısında yaşayamaz.
-Çoğu insan ne ölümün ne de yaşamın hiçliğini düşünür.
+Ama bir gün hayatın son anlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek.
-Ahh. O gün.
+Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra da o imgeye "Tanrı" adını veririz.
-Endişelisin.
+Bu sabah ölüm bana geldi. Birlikte satranç oynuyoruz. Bana tanıdığı sürede acil bir işi halledeceğim.
-Neymiş o?
+Bütün yaşamım nafile bir arayıştan, avarelikten, anlamsızca konuşmalardan başka bir şey değildi. Kızgınlık ya da sitem duymuyorum çünkü çoğu insanın yaşamı benimki gibi. Ama kalan süremi anlamlı bir işte kullanmak istiyorum.
-Onun için mi ölümle satranç oynuyorsun?
+Zeki bir rakip ama daha bir taş bile kaybetmedim.
-Ölümü nasıl yeneceksin peki?
+Fil ve atı birlikte oynuyorum. Henüz farketmedi. İlk hamlede kenardan çökerteceğim.
(Ölüm kendini ifşa eder.)
-Bunu unutmayacağım.
+Beni kandırdın, aldattın ama yine karşılaşacağız. Bir yol bulacağım.
-Handa görüşürüz. Oyuna devam ederiz.
(Ölüm gider.)
...
+İşte elim. Oynatabiliyorum. Akan kanı hissediyorum. Güneş hala tepede. Ve ben, ben Antonius Block. Ölümle oynuyorum.
📌Filmden bir başka kesit:
-O da ne öyle?
+Ölümün dansı.
-O ölüm mü?
+Evet, hepsiyle dans ediyor.
-Bunları niye çiziyorsun?
+İnsanlara bir gün öleceklerini hatırlatmak için.
-Bu onları mutlu etmez.
+Niye hep mutlu olsunlar ki? Niye biraz da korkmasınlar?
-O zaman resmine kimse bakmaz.
+İnan bana bakarlar. Bir kafatası, çıplak bir kadından daha ilginçtir.
-Onları korkutursan...
+Düşünürler ve...
-Düşündükçe...
+Daha da korkarlar.
-Sonra da rahiplerin kollarına koşarlar.
+Bu beni ilgilendirmez.