Mel Gibson’ın sinemada hem şiddetin sınırlarını hem de kutsalın temsilini zorladığı bir film. İsa’yı bir figür değil, tam anlamıyla bir “beden” olarak sunuyor: kanayan, acı çeken, çöken bir beden. Ve bu bedenin her darbesi, sadece fiziksel değil, ruhsal bir çöküşe…devamı