Spoiler içeriyor
of of... bu kitap beni hem öyle sinirlendirdi hem de kalbimi öyle kırdı ki... seni seviyorum ama senden nefret de ediyorum... ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum... buraya yazsam çook uzun olacağı için kendi kendimle konuşsam daha iyi olur diye düşündüm.…devamıof of... bu kitap beni hem öyle sinirlendirdi hem de kalbimi öyle kırdı ki... seni seviyorum ama senden nefret de ediyorum... ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum...
buraya yazsam çook uzun olacağı için kendi kendimle konuşsam daha iyi olur diye düşündüm. sadece çok sevdiğim bölümleri yazacağım...
• "biraz bırak kendini, gerisi gelecek" bunu bana söylemendeki amaç ne? eğer şu anda kendimi bırakacak olursam, paramparça olurum. ben hep böyle yaşadım ve başka türlüsünü bilmiyorum. eğer kendimi koyverirsem bir daha eskisi gibi olamam. un ufak olurum sonunda da buharlaşırım.
• bu çıtırtıyı her duyduğumda naoko'ya acıyordum. aslında aradığı benim kolum değil, başka birinin koluydu. aradığı benim sıcaklığım değil, başka birinin sıcaklığıydı. neredeyse, kendim olmaktan suçluluk duymaya başlamıştım.
• mektubu yüzlerce defa okudum. her defasında naoko'nun gözlerimin içine baktığında duyduğum dayanılmaz üzüntünün aynısıyla doluyordum. bu derdi ne bilmezlikten gelebilir, ne unutabilir, ne de saklayabilirdim. bedenimin üzerinden esip geçen bir rüzgar gibiydi, ne ağırlığı vardı, ne sınır çizgileri; kendimi onunla sarmalayamıyordum. manzaralar gözlerimin önünden ağır ağır geçiyor, kulaklarım bana söylenenleri duymuyordu.
• sadece bencillik peşindeyim. mükemmel bir bencillik. diyelim ki sana canımın çilekli pasta istediğini söylüyorum. sen de her şeyi bırakıp almaya koşuyorsun. soluk soluğa dönüyorsun ve dizlerinin üstüne çökerek pastayı bana sunuyorsun. ben de, artık istemiyorum diyerek pastayı pencereden fırlatıyorum. işte aradığım bu. ve bunu yaptığımda karşımdaki adamın bana, anlıyorum midori, ne kadar aptalım, canının artık çilekli pasta istemediğini düşünmeliyim, koca bir eşeğim ben, aptalın duyarsızın tekiyim, kendimi bağışlatmak için başka bir şey alayım. ne istersin? demesini isterim.
-peki ya sonra?
-ona yaptığı bu şeyden ötürü hak ettiği tüm sevgiyi verirdim.
•herkes kendi çapında mutlu görünüyordu. gerçekten mutlu muydular, yoksa sadece bu izlenimi mi veriyorlardı bilemiyordum. artık bir şey varsa, eylül sonunun bu güzel ikindisinde herkes mutlu gözüküyordu. içimi tanıdık olmayan bir yalnızlık duygusu kapladı.
•birbirimizden ayrı kalmaya dayanamıyorduk. bunun için de kizuki yaşasaydı, birlikte olmaya devam edecektik, birbirimizi sevecektik ve adım adım mutsuz olmaya doğru gidecektik.
•naoko şimdi ne yapıyordu acaba? merak ediyordum. tabii ki uyuyor olmalıydı, derin derin, garip küçük dünyasının karanlıklarına gömülü. kendimi, ne olur kötü rüyalar görmesin diye dua ederken buldum.